Riskli Alanlarda Acele Kamulaştırma Kararı Alınması


6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanununda belirtildiği üzere öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi, taşınmazların malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas alınması, Kanunda belirtilen uygulamaların Bakanlıkça yerine getirilmesi, ancak üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın malikleri üçte iki çoğunluğu sağlayamazsa acele kamulaştırma yoluna gidilmesi gerekirken anılan hususlar gözetilmeksizin riskli alana ilişkin Bakanlar Kurulu kararı üzerine dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen Bakanlar Kurulu Kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

T.C. DANIŞTAY 6. DAİRE E. 2018/2505 K. 2018/6251 T. 26.6.2018

Davanın Özeti : İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesinde ilan edilen riskli alan sınırları içerisindeki taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin 14.3.2016 tarihli, 2016/8598 Sayılı Bakanlar Kurulu kararının, tapu tahsis belgesine sahip davacı tarafından, 2942 Sayılı Kanun’un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma kararı verilebilmesi için gerekli olan şartlarını taşımadığı, parsel bazında ayrı bir değerlendirilme yapılmadan riskli alan ilan edilen bölge içerisinde yer alan taşınmazların tamamı için acele kamulaştırma kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, riskli alan ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yargı kararıyla iptal edildiği iddialarıyla, Gaziosmanpaşa İlçesi, Silahtarağa Mahallesi, …. ada, ….  parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.

Savunmaların Özeti : Dava konusu alan sınırları içerisindeki mevcut konutların fiziki ve ekonomik ömürlerini tamamlamış olduğu, bina yoğunluğunun fazla olduğu, çarpık yapılaşma sonucunda dar ve çıkmaz sokakların bir hayli fazla olması sebebiyle alt ve üstyapı hizmetlerinin artık bu alanlara götürülmesinin imkansız hale geldiği, ilçedeki riskli alan ilan edilen alanlardaki fiziki ve ekonomik ömrünü tamamlamış bu eski yapıların yaşanabilecek depremde veya doğal olayda her an yıkılma tehlikesinin bulunduğu, olası bir depremde can kayıplarının yaşanabileceği, bu nedenle de kentsel dönüşüm projelerinin bir an önce uygulamaya geçmesi gereği, söz konusu taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu Bakanlar Kurulu kararının alındığı, dava konusu işlemde usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı öne sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Müdahilin İddialarının Özeti : Hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanununda belirtildiği üzere öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi, taşınmazların malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas alınması, Kanunda belirtilen uygulamaların Bakanlıkça yerine getirilmesi, ancak üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın malikleri üçte iki çoğunluğu sağlayamazsa acele kamulaştırma yoluna gidilmesi gerekirken anılan hususlar gözetilmeksizin riskli alana ilişkin Bakanlar Kurulu kararı üzerine davacıya ait taşınmazın acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Düşüncesi : Dava, İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesinde ilan edilen riskli alan sınırları içerisindeki taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/03/2016 tarihli, 2016/8598 Sayılı Bakanlar Kurulu kararının Gaziosmanpaşa İlçesi, Silahtarağa Mahallesi, …. ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın da bulunduğu Gaziosmanpaşa İlçesi, sınırları içerisinde bulunan ve ekli krokiler ile listelerde sınır ve koordinatları gösterilen alanların 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında 24.12.2012 tarihli 2012/4099 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla riskli alan ilan edildiği, anılan kararının iptali istemiyle açılan davalarda Danıştay Ondördüncü Dairesinin 17.02.2016 tarihli, 17.02.2016 tarihli, E:2015/5053, K:2016/974; E:2015/5079, K:2016/976; E:2015/5082, K:2016/977; E:2015/5170, K:2016/975 Sayılı kararlarıyla anılan kararın Mevlana, Karayolları, Pazariçi ve Yıldıztabya Mahallelerine ilişkin kısımlarının iptal edildiği, Danıştay Ondördüncü Dairesinin anılan kararlarının temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20.10.2016 tarihli, E:2016/2102, K:2016/2713; 20.09.2016 tarihli, E:2016/2106, K:2016/2616; E:2016/2613, K:2016/2618; E:2016/2105, K:2016/2615 Sayılı kararlarıyla onandığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, dava konusu acele kamulaştırma işleminin dayanağı olan riskli alan ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının hukuka aykırı olduğunun yargı kararı ile belirlenerek iptal edilmesi nedeniyle bu karara dayanılarak riskli alanda acele kamulaştırma yapılmasına ilişkin dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun onama kararlarında, anılan iptal kararlarının, sadece davacılara ait taşınmazlar yönünden hüküm ifade edeceği belirtilmişse de; anılan Bakanlar Kurulu Kararı ekli listede belirlenen alanlara ilişkin olarak genel bir işlem olup, hukuka aykırı olduğundan bahisle yargı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle 6306 Sayılı Kanun kapsamında yapılacak olan uygulama işlemlerinin hukuki dayanağı kalmadığından, söz konusu Bakanlar Kurulu Kararının uygulanarak karara ekli listede yer alan taşınmazların acele kamulaştırılmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/10/2017 tarihli, E:2017/1825, K:2017/2973 Sayılı bozma kararı üzerine, önceden belirlenen 26/06/2018 tarihinde yapılan duruşmada usulüne uygun olarak tebligat yapılan davalı idareleri ve davalı idareler yanında davaya katılan müdahil Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığını temsilen gelen olmadığı; davacı vekilinin geldiği davada Danıştay Savcısının katılımıyla duruşma yapıldı. Aynı gün Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 Sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

KARAR : Davalı idareler ve müdahilin usule ilişkin yapmış olduğu itirazları yerinde görülmemiştir.

Dava, İstanbul İli, Gaziosmanapaşa İlçesinde ilan edilen riskli alan sınırları içerisindeki taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin 14.3.2016 tarihli, 2016/8598 Sayılı Bakanlar Kurulu kararının tapu tahsis belgesine sahip davacı tarafından, Gaziosmanpaşa İlçesi, Silahtarağa Mahallesi, …. ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.

Anayasa’nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa’ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 numaralı Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması ( mülkiyetin el değiştirmesi ) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır.

Öte yandan, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun “Acele kamulaştırma” başlıklı 27. maddesinde; 3634 Sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği kuralına yer verilmiştir.

2942 Sayılı Kanun’un 27. maddesinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği, bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan 1. maddesinde, bu Kanunun amacının afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu ifade edilmiş, “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde ise “Riskli Alan” zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alan olarak tanımlanmıştır.

Aynı Kanununun 5. maddesinde:

” 1 ) Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine veya malik olmasalar bile kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak bu yapılarda ikamet edenlere veya bu yapılarda işyeri bulunanlara geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabilir.

( 2 ) Uygulamanın gerektirmesi hâlinde, birinci fıkrada belirtilenler dışında olup riskli yapıyı kullanmakta olan kişilere de birinci fıkra hükümleri uygulanabilir. Bu kişiler ile yapılacak olan anlaşmanın, bunlara yardım yapılmasının ve enkaz bedeli ödenmesinin usul ve esasları Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir.

( 3 ) Uygulamaya başlanmadan önce, riskli yapıların yıktırılması için, bu yapıların maliklerine altmış günden az olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde, yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve tekrar süre verilerek tebligatta bulunulur. Verilen bu süre içinde de maliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, yıktırma masrafı ile gereken diğer yardım ve krediler öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere, mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından yapılır veya yaptırılır.

( 4 ) Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen usullere göre süresinde yıktırılmadığı tespit edilen riskli yapıların yıktırılması, Bakanlıkça yazılı olarak İdareye bildirilir. Buna rağmen yıktırılmadığı tespit edilen yapılar, Bakanlıkça yıkılır veya yıktırılır. Uygulamanın gerektirmesi hâlinde Bakanlık, yukarıdaki fıkralarda belirtilen tespit, tahliye ve yıktırma iş ve işlemlerini bizzat da yapabilir. “hükmü, 6. maddesinin 1 ve 2. bendinde:

” ( 1 ) Üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatleri aranmaksızın Bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce resen terkin edilerek, önceki vasfı ile değerlemede bulunularak veya malik ile yapılan anlaşmanın şartları tapu kütüğünde belirtilerek malikleri adına payları oranında tescil edilir. Taşınmazların niteliği resen mevcut duruma göre tescil edilir. Bu taşınmazların sicilinde bulunan ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan her türlü şerh, hisseler üzerinde devam eder. Belirtilen haklar ve şerhler, tapuda; tevhit, ifraz, terk, tescil, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisine ilişkin işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez ve bu işlemlerde muvafakat aranmaz. Bu şekilde belirlenen uygulama alanında cins değişikliği, tevhit, ifraz, terk, ihdas ve tescil işlemleri muvafakat aranmaksızın Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından resen yapılır veya yaptırılır. Bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ’ye veya İdareye devredilir. Bu durumda, paydaşların kararı ile yapılan anlaşmaya uyularak işlem yapılır. Açık artırma ile satışı yapılacak payların üzerindeki ipotek, ihtiyati haciz, haciz ve intifa hakkı gibi haklar, satış sonrasında satış bedeli üzerinde devam eder. Satış işlemi sonrasında tapu kaydındaki haklar ve şerhler Bakanlığın talebi üzerine tapu müdürlüğünce resen terkin edilir.

( 2 ) Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalar, 4/11/1983 tarihli ve 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır ve ilk taksit ödemesi, mezkûr fıkraya göre belirlenen tutarların beşte biri oranında yapılır. Tapuda mülkiyet hanesi açık olan taşınmazlar ile mirasçısı belirli olmayan, kayyım tayin edilmiş, ihtilaflı veya üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmiş olan taşınmazların kamulaştırma işlemleri aynı madde hükümlerine tabidir. Bakanlık, TOKİ veya İdare; kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi için mirasçılık belgesi çıkartmaya, kayyım tayin ettirmeye veya tapuda kayıtlı son malike göre işlem yapmaya yetkilidir.

Tapuda kayıtlı malikin ölmüş olması hâlinde Bakanlık, TOKİ veya İdare, kamulaştırma işlemi için mirasçılık belgesi çıkartabileceği gibi, gerekiyorsa tapu sicilinde idari müracaat veya dava yolu ile kayıt düzeltme de isteyebilir. Kamulaştırma için anlaşma sağlanması hâlinde, Bakanlık, TOKİ veya İdare ile ilgililer arasında taşınmazın tescil veya terkinine ilişkin ferağ ve muvafakati de ihtiva eden sözleşme ve uzlaşma tutanağı tanzim edilir ve ilgili tapu müdürlüğüne gönderilerek kamulaştırmanın resen tapu siciline işlenmesi sağlanır.” hükmü yer almaktadır.

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun yukarıdaki maddeleri değerlendirildiğinde, riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesinin esas olduğu, uygulama alanındaki yıkım işlemlerine başlamadan önce yapılması gereken işlemlerin Kanunda tahdidi olarak sayıldığı, tahliye ve yıkım işlemleri gerçekleştikten sonra da arsanın malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas olduğu üzerindeki bina yıkılmış olan yapılar yıktırılmadan önce yapılması gereken uygulamalarda paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verileceği, bu karara katılmayanların paylarının diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağı, paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde rayiç bedeli ile Hazine adına tescil edilebileceği ancak, arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunlukla anlaşma sağlanmaması halinde gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği anlaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu alanın 24.12.2012 tarihli, 2012/4099 Sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla riskli alan ilan edildiği, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığının 01/09/2015 tarihli, 22860871-752.01-E.2912 Sayılı yazısı ile İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünden; Gaziosmapaşa İlçesi sınırları içerisinde riskli alan ilan edilen yazı eki listedeki ada parsel bilgisi belirtilen taşınmazların; 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma işlemlerine başlanılması için Bakanlar Kurulu kararı alınmasının talep edildiği, İçişleri Bakanlığının 18.02.2016 tarihli, 3431 Sayılı yazısı üzerine dava konusu 14/03/2016 tarihli 2016/8598 Sayılı Bakanlar Kurulu kararının alındığı anlaşılmaktadır.

Dosyada bulunan Dairemizin ara kararına karşı Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı Kentsel Tasarım Müdürlüğü tarafından verilen cevabi yazıda; “Dava konusu işlemin dayanağı olan riskli alan ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının mahalle bazında iptali istemiyle Danıştay Ondördüncü Dairesinde açılan davalarda Danıştay Ondördüncü Dairesinin 17.02.2016 tarihli, E:2015/5053, K:2016/974; E:2016/5079, K:2016/976; E:2015/5082, K:2016/977; E:2015/5170, K:2016/975 vb. sayılı kararlarıyla; dava konusu alanın riskli alan ilan edilebilmesi için 6306 Sayılı Kanun’un ve Uygulama Yönetmeliğinin öngördüğü koşulların detaylı bir teknik rapor ile oluşturulmadığı gerekçesiyle riskli alan kararının iptaline karar verilmesi üzerine, söz konusu alanda 6306 Sayılı Kanun kapsamında yapılacak anlaşma- uzlaşma, tahliye çalışmalarının durdurulduğu, taşınmaz üzerinde bulunan yapılarda yıkım yapılmadığı, henüz taşınmazın bulunduğu alanda arazi ve hak sahipliği tespit çalışmalarının devam ettiği, dava konusu taşınmazın kamulaştırılması ile ilgili kamu yararı kararının alınmadığı ve kamulaştırmayla ilgili bedel tespiti, tapu iptali ve tescili amacıyla idarelerince Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmadığı, arazi ve hak sahipliği tespit çalışmaları tamamlandığında 6306 Sayılı Kanun kapsamında anlaşma-uzlaşma süreci ve ardından tahliye çalışmalarının başlayacağı, 6306 Sayılı Kanun kapsamında yürütülen uygulamaların aciliyeti sebebiyle dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı” belirtilmiş olup Danıştay Ondördüncü Dairesinin yukarıda belirtilen iptal kararlarının sırasıyla Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20.10.2016 tarihli, E:2016/2102, K:2016/2713; 20.09.2016 tarihli, E:2016/2106, K:2016/2616; E:2016/2613, K:2016/2618; E:2016/2105, K:2016/2615 Sayılı kararlarıyla, “sadece davacıya ait taşınmazlar yönünden hüküm ifade edeceği tabiidir” açıklamasıyla onandığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanununda belirtildiği üzere öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi, taşınmazların malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas alınması, Kanunda belirtilen uygulamaların Bakanlıkça yerine getirilmesi, ancak üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın malikleri üçte iki çoğunluğu sağlayamazsa acele kamulaştırma yoluna gidilmesi gerekirken anılan hususlar gözetilmeksizin riskli alana ilişkin Bakanlar Kurulu kararı üzerine dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen Bakanlar Kurulu Kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 Sayılı Kanununun 18. maddesiyle eklenen “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesi kapsamında kalan dava konusu işlemin davacı taşınmazı yönünden İPTALİNE, aşağıda ayrıntısı yer alan 447,10-TL yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 3.300-TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, posta ücreti avansından artan kısmın karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, müdahilin yaptığı masrafların üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğini izleyen 15 ( onbeş ) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz isteminde bulunulabileceğinin duyurulmasına, 26.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.