Uzun Süren Davalarda Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali Nedeniyle Tazminat


#AYM, (B. No: 2019/4867, 16/11/2021, § …) kararında 6 yıl 3 aydır devam ettiği anlaşılan  hakaret, tehdit ve iftira suçlarından haklarında açılan kamu davasında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, #Anayasa'nın 36. maddesinde #güvence altına alınan #adil yargılanma #hakkı kapsamındaki #makul #sürede #yargılanma hakkının #ihlal edildiğine, her bir başvurucuya net 7.000  TL #manevi tazminatın ödenmesine #karar vermiştir. 


I.BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza davasında yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II.BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/2/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca yargılamanın uzun sürdüğü iddiası dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik kararı verilmiş, adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine karar verilmiştir.

III.OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, bireysel başvuruya konu olayların geçtiği tarihlerde Nevşehir'de ikamet etmektedir.

9. Başvurucuların değişik mahkemelerce yürütülen yargılamalar kapsamında farklı tarihlerde ibraz ettikleri dilekçeler ile hakaret, tehdit ve iftira suçlarını işledikleri yönündeki şikâyet üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucular hakkında soruşturma işlemlerine başlanmıştır.

10. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı 25/9/2012 tarihinde yetkisizlik kararı vererek soruşturma dosyasını Derinkuyu Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

11. Soruşturma kapsamında başvurucular 4/10/2012 tarihinde Derinkuyu Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir.

12. Derinkuyu Cumhuriyet Başsavcılığı 23/11/2012 tarihinde yetkisizlik kararı vererek soruşturma dosyasını Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

13. Kayseri ve Derinkuyu Cumhuriyet Başsavcılıkları arasındaki yetki uyuşmazlığı Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 11/12/2012 tarihli kararı ile ortadan kaldırılmış ve soruşturma dosyası, yetkili olduğu belirlenen Derinkuyu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

14. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Derinkuyu Cumhuriyet Başsavcılığının 26/2/2013 tarihli iddianamesi ile başvurucuların çeşitli tarihlerde işledikleri iddia edilen hakaret, tehdit ve iftira suçlarından haklarında kamu davası açılmıştır.

15. Derinkuyu Asliye Ceza Mahkemesi 8/4/2013 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dava dosyasını nöbetçi Kayseri Asliye Ceza Mahkemesine göndermiştir.

16. Kayseri 8. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen ve sekiz celse devam eden yargılama sonucunda 31/12/2014 tarihli karar ile başvurucular hakkında isnat edilen tüm suçlardan beraat hükmü kurulmuştur.

17. Katılan vekilinin temyiz talebi, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 15/1/2019 tarihli kararı ile reddedilmiş ve hüküm onanmıştır.

18. Başvurucular 11/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

19. Anayasa Mahkemesinin 16/11/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.Başvurucuların İddiaları

20. Başvurucular, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B.Değerlendirme

1.Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2.Esas Yönünden

22. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

23. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (B.E., § 29).

24. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında başvuruculara suç isnadının bildirildiği 4/10/2012 tarihi ile nihai kararın verildiği 15/1/2019 tarihi arasındaki 6 yıl 3 ay 11 günlük yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3.6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

27. Başvurucular, ihlalin tespiti ile her biri için ayrı ayrı 7.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

28. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

29. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 7.000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir.

30. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364.60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V.HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara net 7.000 TL manevi tazminatın AYRI AYRI ÖDENMESİNE,

D. 364,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Kayseri 8. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2013/10) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/11/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.