Uzun Süren Davalarda Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali Nedeniyle Tazminat


#AYM, (B. No: 2019/9225, 16/11/2021, § …) kararında 12 yıl 9 aydır devam ettiği anlaşılan suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçu, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu, tehdit suçundan haklarında açılan kamu davasında davasında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, #Anayasa'nın 36. maddesinde #güvence altına alınan #adil yargılanma #hakkı kapsamındaki #makul #sürede #yargılanma hakkının #ihlal edildiğine, her bir başvurucuya net 43.200  TL #manevi tazminatın ödenmesine #karar vermiştir. 


I.BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II.BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/3/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucular ile birlikte başvuruda bulunan E.A. hakkında kişi yönünden ayırma kararı verilmiştir.

5. Başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkı dışındaki iddiaları yönünden Komisyonca kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun makul sürede yargılanma hakkına ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III.OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Antalya Emniyet Müdürlüğü, Manavgat ilçesinde suç işlemek amacıyla kurulan bir örgütün faaliyetleri kapsamında yabancı uyruklu kişilerin kredi kartlarının kopyalanıp kullanıldığı iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 28/3/2006 tarihinde yakalama, arama ve elkoyma tedbirleri gerçekleştirmiştir. Anılan örgüte mensup oldukları ve atılı eylemleri gerçekleştirdikleri iddiasıyla aynı tarihte yakalanan başvurucular 31/3/2006 tarihinde tutuklanmıştır.

10. Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianameyle başvurucular hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması ve tehdit suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

11. Manavgat 1. Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 7/3/2007 tarihli kararıyla başvurucuların suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan ayrı ayrı 4 yıl hapis, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan ayrı ayrı 14 yıl hapis ve ayrı ayrı 875.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir. Hükümde ayrıca, başvuruculardan İsa Akbaş'ın tehdit suçundan da 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, bu suçtan başvurucu Bülent Özkaya'nın beraatine ve başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin (Daire) 5/3/2008 tarihli kararıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.

12. Bozma kararına uyan Mahkeme, başvurucuları 30/4/2008 tarihinde salıvermiş ve 29/3/2011 tarihli kararıyla başvurucu Bülent Özkaya'nın atılı tüm suçlardan beraatine karar verilmiştir. Anılan kararda başvurucu İsa Akbaş'ın da suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından beraatine, tehdit suçundan ise 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu Bülent Özkaya hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, diğer hükümlere yönelik temyiz üzerine Dairenin 6/6/2012 tarihli kararıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.

13. Bozma kararına uyan Mahkeme 8/1/2015 tarihli kararıyla başvurucuların suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan ayrı ayrı 4 yıl hapis, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan ayrı ayrı 14 yıl hapis ve ayrı ayrı 875.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve başvurucu İsa Akbaş'ın tehdit suçundan da 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Temyiz üzerine Daire 25/1/2019 tarihli kararı ile başvurucu İsa Akbaş hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine, diğer mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına karar vermiştir.

14. Başvurucular 11/3/2019 tarihinde Yargıtay ilamını öğrendiklerini bildirmiş ve 25/3/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

15. Anayasa Mahkemesinin 16/11/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.Başvurucuların İddiaları

16. Başvurucular, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B.Değerlendirme

1.Kabul Edilebilirlik Yönünden

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2.Esas Yönünden

18. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

19. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (B.E., § 29).

20. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında başvurucuya suç isnadının bildirildiği 28/3/2006 tarihi ile nihai kararın verildiği 25/1/2019 tarihi arasındaki 12 yıl 9 ay 28 günlük yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3.6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

23. Başvurucular; ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi ile her bir başvurucu için 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

24. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

25. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 43.200 TL manevi tazminat ödenmesine, tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar verilmesi gerekir.

26. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

27. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.964,60 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V.HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara net 43.200 TL manevi tazminatın AYRI AYRI ÖDENMESİNE,

D. Tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 364,60 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.964,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Manavgat 1. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2012/517, K.2015/1) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/11/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.