FAZLA MESAİ ALACAĞI DAVALARI

  1. Dava Adı  

Fazla Mesai Alacağı Davası

  1. Tanım

İş kanunu’nun 63. Maddesinde çalışanın maksimum çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olacağı kararlaştırılmıştır. Bu sürenin aşılması durumundaki çalışmalar  fazla çalışma olarak kabul edilmekte ve işçiye bu kapsamda fazla mesai  ücretlerinin ödenmesi gerekmektedir. Ancak kanundaki bazı hallerde denkleştirme dikkate alınarak işçinin fazla çalışma süreleri işveren tarafından esnetilebilir. Ancak denkleştirmeye uyulsa dahi aşağıdaki maksimum çalışma sürelerinin aşılmaması gerekmektedir

İşçinin Günlük maksimum çalıştırılma süresi:11 saat

Haftalık maksimum çalıştırılma süresi: 66 saat

Yıllık maksimum fazla mesai süresi:270 saattir

Gece maksimum çalıştırılma süresi:7,5 saat olarak belirlenmiştir.

Denkleşti̇rme : Günlük 11 saati aşmamak kaydıyla 2 aylık(8 hafta) ortalama 45 saat denkleştirme usulüne göre işçiler çalıştırılabilir. .2 aylık bu süreler toplu iş sözleşmeleriyle 4 aya kadar da çıkarılabilir.

Denkleştirme esası taraflarca iş sözleşmesinde yazılı olarak kararlaştırılabileceği gibi Yargıtay tarafından açık yazılı onay alınmaksızın örtülü denkleştirmenin varlığı da kabul edilmektedir.

Sonuç olarak ; söz konusu kanuni sürelerin aşılması durumunda işçinin  fazla mesai ücreti talep etme hakkı ortaya çıkacaktır. İşçi, fazla mesaide bu sürelerin aşıldığı iddiasıyla fazla çalışmalarının karşılığını isteyebilecek, sonuç alamaması halinde ise iş akdini haklı nedenle derhal feshetme hakkı ortaya çıkacaktır.

  1. Dava şartları

Fazla mesai alacak davası, İş Mahkemesinin görev alanına giren işçi ve işveren arasında meydana gelen uyuşmazlık sebebiyle açılan alacak davasıdır.

İşçi ve işveren arasında imzalanan iş sözleşmesinde işçi en fazla 45 saat çalıştırılma hakkına sahiptir. Bu sürenin aşılması halinde işverenin çalıştığı fazla çalıştığı saatler için fazla mesai ücretinin işveren tarafından ödenmesi gerekmektedir.

Bunun istisnası olarak iş sözleşmesinde bulunması ve işçiden her yıl yazılı onay alınması halinde yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmalar işçinin ücretine dahil edilebilir. Dolayısıyla dava açabilmek için öncelikle bu istisnanın var olmaması gerekmektedir. 

İş sözleşmesinde yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmaların ücrete dahil olduğuna dair bir ibare bulunmaması, işçiden buna ilişkin onay alınmamış olması, haftalık 45 saatten fazla çalışılması ve karşılığının alınmaması hususları bir arada yada özel durumlara göre ayrı ayrı bulunduğu takdirde Fazla Mesai Alacak Davası açılabilecektir.

Unutmamak gerekir ki bu şartların dışında Fazla Mesai Alacak Davası, işçi – işveren ilişkisinden kaynaklanan işçi alacağı davası olduğundan dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulması gerekmektedir. 

  1. Arabuluculuk Zorunluluğu 

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 3. maddesinde “Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmü yer almaktadır. 

İşçi ve işveren aralarındaki hukuki sorunu gidermek için öncelikle zorunlu olarak arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabulucuya başvurmadan iş mahkemesinde açılan iş davaları “dava şartı yokluğu” nedeniyle usulden reddedilecektir.

Fazla Mesai Alacağı Davası, işçi ile işveren arasında işçinin haftalık 45 saatten fazla çalışması ve bu çalışmanın karşılığını zamlı ücret olarak alamaması durumunda açılmaktadır. Dolayısıyla kanun maddesinde belirtildiği gibi işçi alacağı statüsünden dolayı dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmak zorundadır.

  1. Kimler dava açabilir?

Fazla Mesai Alacağı Davası, işçi – işveren ilişkisinde işçinin haftalık 45 saatten fazla çalışması, bu çalışma karşılığı %50 zamlı ücretini alamaması durumunda açılmaktadır. Burada davacı sıfatı doğal olarak fazla mesai yapan ancak karşılığını alamayan işçiye aittir. 

Ancak burada zorunlu hallerde Fazla Çalışma hususuna değinmemiz gerekmektedir. Zorunlu nedenlerle fazla çalışma nedenleri Kanunda sayılmıştır. Bir arızayı gidermek veya muhtemel bir arızayı önlemek için ya da zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması halinde zorunlu fazla çalışma yapılabilecektir. Yangın, su baskını gibi haller de zorlayıcı sebeplerle örnek olarak verilebilir. 

Zorunlu nedenlerle işçilerin tamamına veya bir kısmına fazla çalışma yaptırabilir. Ancak bu çalışma da sınırsız değildir. İşyerinin normal çalışma düzenine geçmesi halinde zorunlu fazla çalışmaya son verilmelidir. Yine işçilerin zorunlu nedenlerin sürmesi halinde sürekli olarak fazla çalışmaları beklenemez. İşverence uygun bir dinlenme süresi verilmesi zorunludur.

Bu istisna haller dışında sonuç olarak bir işyerinde haftalık 45 saatten fazla çalışan, bu çalışmaları karşılığında %50 zamlı ücretini alamayan, iş sözleşmesinde yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmanın ücrete dahil edildiğine ilişkin hüküm bulunmayan ve her yıl işverene bu hususta onay vermeyen işçiler, işverenlere karşı Fazla Mesai Alacağı Davası açabilirler.

  1. Davalı kimlerdir? 

Fazla Mesai Alacağı Davası, işçi – işveren ilişkisinde işçinin haftalık 45 saatten fazla çalışması, bu çalışma karşılığı %50 zamlı ücretini alamaması durumunda açılmaktadır. Burada davalı sıfatı doğal olarak fazla mesai yaptıran  ancak karşılığını ödemeyen  işverene aittir. 

Buradaki işverenin zorunlu olarak sigortalı işçi çalıştıran işveren olması gerekmemektedir. İşçinin, işveren yanında çalıştığını ve fazla çalışmasına rağmen karşılığını alamadığını tanık beyanları dahil her türlü delille ispatlaması yeterlidir. İşçinin sigortalı çalışıp çalışmadığı başka bir davanın konusudur.

Bazı durumlarda işçinin çalıştığı işveren ile başka bir işveren arasında alt-üst ilişkisi bulunmaktadır. Böyle durumlarda muvazaaya dayalı olarak her iki işveren de sorumlu olduğundan Davalı sıfatına sahip işverenler işçinin fazla mesai alacağından müştereken ve müteselsilen sorumludur.

  1. Dava çeşidi nedir? 

Söz konusu dava ; İşçilik Alacaklarından (Kanuni maksimum çalışma süresini aşan fazla çalışmadan) kaynaklı alacak davasıdır. Uygulamada Fazla Mesai Alacağı davası ; fazla çalışmaların karşılığı bizzat hesaplanarak tam değer üzerinden açılabileceği gibi ,  bu durumun olası bir eksik hesaplama halinde çalışanın hakkını kayba uğratma ihtimalini barındırıyor olması ve zamanaşımının da kesileceği olgusu ile alacağın alanında uzman bir bilirkişi tarafından hesaplanmasının daha sağlıklı olacağı dikkate alındığında ; Belirsiz Alacak davası olarak açılmasında yarar olduğunu belirtmek gerekir.

Davanın bir alacak davası olduğu göz önüne alındığında Hukuk Muhakemesi Kanunu itibariyle de mevcut dava , alt kırılım mahiyeti olarak bir eda davasıdır.

Uygulamada söz konusu davada mahkemeler ; deliller toplandıktan sonra gerek Fazla Mesai yapıldığı olgusunun tespiti, gerekse de söz konusu fazla mesai alacağının hesaplanması yönünden aldırılacak olan bilirkişi raporu üzerinden karar verdikler için , fiilen davanın hem tespit hem de eda davası olduğunu da söylemek uygulama gerçeği göz önüne alındığında yerinde olacaktır.

  1. Hmk 24-33 arası genel kurallar 

Fazla mesai alacağı talebinden kaynaklı olarak açılacak davalarda Hukuk Muhakemesi Kanunu’nda 24 ila 33. maddeler arasında yer alan “Yargılamaya Hakim olan İlkeler” vuku bulacaktır. Bu doğrultuda ; 

HMK Madde 24 Tasarruf ilkesi gereği iki taraftan birinin talebi olmadıkça hakimin davayı re’sen inceleyip karara bağlama yetkisi yoktur. Yine bu doğrultuda kanunda aksi belirtilmedikçe hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya ve hakkını talep etmeye zorlanamayacaktır.

HMK Madde 25 taraflarca getirilme ilkesi gereği Kanunda öngörülen istisnalar dışında hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate almayacak ve onları hatırlatacak davranışlarda dahi bulunmayacaktır. 

HMK Madde 26 Taleple bağlılık ilkesi gereği de Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre ise, talep sonucundan daha azına karar verebilir. 

Yukarıda izahını yaptığımız söz konusu ilkeler ile birlikte ; HMK Madde 27 ila HMK Madde 33 arasında yer alan Hukuki dinlenilme hakkı, aleniyet ilkesi , dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü , usul ekonomisi ilkesi, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü ve yargılamanın sevk ve idaresi ilkeleri de denkleştirme talebinden kaynaklı açılacak davalarda uygulama alanı bulacaktır.

  1. Dava için gerekli belgeler ve deliller 

Çalışanın işyeri özlük dosyası , çalışanın SGK şahsi sicil dosyası , çalışanın banka hesap hareketleri ile SGK hizmet döküm cetveli ile ;  fazla yapılan çalışma yapıldığının ispatı noktasında dinlenecek tanık beyanları ile deliller toplandıktan sonra gerek Fazla Mesai yapıldığı olgusunun tespiti, gerekse de söz konusu fazla mesai alacağının hesaplanması yönünden aldırılacak olan bilirkişi raporu , açılacak dava için gereken belge ve delillerin başında gelmektedir.

  1. Dava Masrafı Ne Kadar? 

Söz konusu davanın temelini yukarıda izahını yaptığımız şekilde kanuni çalışma süresini aşan fazla çalışmaların karşılığı olması ve buna ilişkin alacak tutarının başlangıçta tam olarak belirlenebilmesinin pek mümkün ve sağlıklı olmaması göz önüne alındığında , davanın Belirsiz Alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olduğunu ifade etmiştik. 

Dolayısıyla dava başında söz konusu alacak tutarının belirlenebilmesinin tam anlamıyla mümkün olmaması karşısında, başlangıçta davanın açılacağı bedel üzerinden maktu harç ve diğer masrafların yatırılması gerektiğini, bununda davanın açılacağı başlangıçta ki bedele göre değişkenlik göstereceğini ifade etmek yerinde olacaktır.

  1. Görevli mahkeme

İş hukuku uyuşmazlıklarından kaynaklanan alacak, tazminat, tespit vb. iş davalarına bakmakla görevli hukuk mahkemesi “İş Mahkemesi” dir. (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu). İş mahkemesi, özel mahkeme niteliğinde olan bir ilk derece mahkemesidir.

Davanın açılacağı yerde fiilen İş Mahkemesi’nin bulunmaması halinde ; davaya bakmakla görevli mahkeme İş Mahkemesi sıfatıyla yine o yerde ki Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır.

  1. Yetkili mahkeme 

İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

  1. Zamanaşımı 

İşçi alacaklarında zamanaşımı süresi, ikramiye, fazla mesai, yol gibi ücretlerde ay sonundan itibaren başlar.

İş Kanunu madde 32 gereği zamanaşımı süresi 5 yıl olup, işçiler  bu süre içerisinde dava açtıkları takdirde fazla mesai alacaklarını talep edebilirler. İşçinin fiilen çalışıyor olması da zamanaşımını kesmez. Dolayısıyla Fazla Mesai alacaklarının muaccel olma tarihinin fazla mesai yapılan her ayın sonu olduğu dikkate alındığında zamanaşımı konusunda çalışanların dikkatli olması önem arz etmektedir.

  1. Mahkemenin yapacağı araştırma yöntemi ve toplayacağı deliller

Fazla Mesai Alacağı Davası, basit yargılama usulüne tabidir. İş Mahkemelerinde uygulanan bu usulde dava ve cevap dilekçelerinin verilmesi akabinde ön inceleme ve tahkikat aşamasına geçilmektedir.   

Tarafların dilekçelerinde belirttikleri ve sundukları deliller dışında Mahkeme tarafından Re’sen Araştırma İlkesi gereğince İşyeri özlük dosyası, çalışanın SGK şahsi sicil dosyası, SGK hizmet dökümü gibi belge ve bilgiler Mahkeme tarafından ilgili yerlerden istenmektedir. 

Taraflarca sunulan deliller ve Re’sen Araştırma ilkesi uygulanarak getirilen bilgi ve belgeler üzerinde Fazla Mesai yapılıp yapılmadığının tespiti ile Fazla Mesai alacağının hesaplanması noktasında Bilirkişi İncelemesi yapılmaktadır. 

Bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan rapor, Mahkeme tarafından usul ve yasaya uygun bulunmazsa veya taraflarca rapora yapılan itirazlar haklı görülürse tekrardan rapor düzenlemesi için dosya bilirkişiye verilir. Şayet bilirkişi raporu usul ve yasaya haklı bulunur ve taraf itirazları da yerinde görülmezse rapordaki hususlar hükme esas alınarak karar verilir.

  1. İspat Yükümlülüğü 

Yargıtay , yerleşik içtihatlarında ; “fazla çalışma yaptığını i̇ddi̇a eden i̇şçi̇, norm kurami uyarinca bu i̇ddi̇asini yazili  i̇spatla yükümlüdür. ancak ; fazla çalışmanın bu yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda , tarafların di̇nleteceği̇ tanik beyanlari i̇le sonuca gi̇di̇lmesi̇ gerekti̇ği̇” tespitinde bulunmuştur.

Tanıklık edecek kişilerin hangi dönemlerde o işyerinde çalıştıkları, aynı işverene açtıkları bir davalarının bulunup bulunmadığı gibi hususlar da önem arz eder, yine bordrolarda fazla mesainin belirtilmesi durumunda işçi tarafından bordroların çekincesiz imzalanması gibi hususlar fazla mesai ücreti ödenmiş kabul edilmekte ve ancak aksi belge bu hususların ispat edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Uygulamada yerel mahkemelerce, dinlenen davacı tanıklarının davalı şirkete karşı açılmış bir davası olması halinde beyanlarına itibar edilemeyeceği yönünde kararları olsa da ;  bu konuda Emsal olarak  , Bursa Bam 9.Hukuk Dai̇resi̇ 2018/869 E. 2018/1066 K. 25.05.2018 Tarihli kararında ; “Dinlenen tanıkların salt davalı işverene karşı dava açmış bulunmaları, beyanlarına itibar edilmemesini gerektirmez. Zira ; dürüst insanların, menfaatlerine aykırı olsa dahi doğru söyledikleri ve yalan söylemedikleri asıldır. Sadece menfaati olduğu noktasından hareketle tanıkların menfaati nedeniyle yalan söylediklerinin kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi kişilik haklarını ihlal edici ve saygınlıklarını gölgeleyici bir tutum olacaktır.” 

Demek suretiyle ; “….dosya kapsamında dinlenen tanıkların salt davalı şirkete karşı açılmış davalarının bulunuyor olmasının, mahkemeye karşı vermiş oldukları beyanların doğruluğunun kabulünün aksine bir karine teşkil edemeyeceğini…”  yerinde bir şekilde hüküm altına almıştır.