Can Hukuk Bürosu

Tel : 0 322 454 04 42

  
  
  
  
  

Taşeron İşçinin Kamu İşverenindeki İşine İadesi - Emsal Karar



 

TAŞERON İŞÇİNİN KAMU İŞVERENDEKİ İŞİNE İADESİ - EMSAL KARAR


Kamu işvereni ile taşeron arasındaki hizmet alım ilişkisi İş kanunu 2.maddesine uygun olmadığı tespit edilirse, taşeron işçisi baştan itibaren Kamu işverenin işçisi sayılır, işe iade davasında Kamu işverenindeki işyerine iadesine karar verilir, işe alınmaz ise kamu işveren parasal sonuçlarına katlanır.


İSTANBUL 1. İŞ MAHKEMESİ

ESAS NO: 2014/61

KARAR NO: 2015/112

KARAR TARİHİ: 1.4.2015

Mahkememizde görülmekte bulunan Tespit (İşe İade İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle' davacının Bakanlık Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Bilgi teknolojileri Şube Müdürlüğünde 14.4.2012 tarihinden itibaren bilgi işlem personeli olarak çalıştığını, sigorta bildiriminin kamu ihale mevzuatı kapsamına sürücülü ve sürücüsüz taşıma işinin verildiği önce Ö. Turizm ve 15.2.2013 tarihinden itibaren de davalı Ö. Tur şirketi üzerinden yapıldığını, 15.1.2014 tarihine kadar fiilen kesintisiz çalışan davacının sonradan 31.12.2013 tarihi itibariyle sigortalı çıkışının bildirildiğini öğrendiğini, ortada yasaya aykırı bir alt işveren ilişkisi olduğundan, davacının baştan itibaren Bakanlık işçisi olarak kabulü gerektiğini, keza İş k. m 19'a uygun bir fesih bildirimi de olmadığından feshin geçersizliğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Tüm taraflara duruşma gününü bildirir davetiyeler tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış, açık yargılamaya devam olunmuştur.

Davalı şirket vekili 10.2.2014 tarihli cevap dilekçesi ile, davalının Bakanlıktan kamu ihale mevzuatı hizmet alım sözleşmesi ile 15.2.2013 - 31.12.2013 dönemi 43 araç, 30 şoför temini işini üstlendiğini, hizmet alım ilişkisinin' İş k. m. 11 anlamında objektif neden olduğunu, davacının Bakanlığın belirlediği şoför listesinde yer aldığından davalının 15.2.2013 tarihi itibariyle girişinin bildirildiğini ve sözleşme sonunda 31.12.2013 tarihinde çıkışının yapıldığını, davacının bilgi işlem personeli olarak çalıştığından davalı şirketin haberdar olmadığını ve bu sebeple işe iade talep hakkı olamayacağını beyan ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Bakanlık vekili 13.2.2014 tarihli cevap dilekçesi ile, davacının davalı Bakanlıktan hizmet alım sözleşmesi ile iş üstlenen yüklenicilerin işçisi olarak çalıştığını, ihale makamı konumundaki davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davanın 1 aylı hak düşürücü süresinde olmadığını, altı aylık hizmet süresinin son ihaleden itibaren dolmuş olması gerektiğini, davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğini, muvazaa iddiasının ispat yükünün davacıda olduğunu, işe iadeden müteselsilen sorumluluk tesisinin hukuken olanaklı olmadığını beyan ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Taraflar yargılamaya katılarak dava ve cevap dilekçelerini tekrar ettiklerini beyan etmişler, verilen süre içerisinde ayrı ayrı delil listelerini dosya içerisine ibraz etmişlerdir. Mahkememizce tarafların delillerinin toplanılmasına karar verilmiş, davacıya ait tüm kayıtlar dosya içerisine getirtilmiş, yeminli tanık beyanları alınmıştır.

Kayıt ve belgeler tamamlandıktan sonra dosya rapor tanzimi için bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi N.S.D. 22.8.2014 tarihli raporunu dosyaya ibraz etmiştir. Bilirkişi raporunda özetle' davacının davalı işyerinde belirsiz süreli iş akdi ile çalıştığını, kıdeminin 6 aydan fazla olduğunu, davacının işyerinde işveren vekili konumunda bulunmadığını, işyerinde en az 30 işçi çalışıyor şartının gerçekleştiğini, davanın hak düşürücü 1 aylık süre içinde açıldığını ve işe iade davasının açılabilme şartlarının gerçekleştiğini, davacının iş akdinin feshinde İş Kanunu 19. madde hükmüne aykırı olarak yazılı bildirim yapılmaksızın ve fesih nedeni açık ve kesin bir şekilde belirtilmeden feshedildiğini ayrıntılı olarak belirtmiştir.

Bilirkişi raporu taraflara ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davacı vekili 17.9.2014 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını dosyaya ibraz etmiştir. Davalı vekilleri ayrı ayrı bilirkişi raporuna beyan ve itirazlarını dosyaya ibraz etmişlerdir.

Mahkememizce 2.12.2012 tarihli celsede dosyanın itirazlar doğrultusunda rapor tanzimi için başka bir bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.

Dosya rapor tanzimi için bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi Doç. Dr. M.K. 25.2.2015 tarihli raporunu dosyaya ibraz etmiştir. Bilirkişi raporunda özetle' davacının davalı işyerinde belirsiz süreli iş akdi ile çalıştığını, kıdeminin 6 aydan fazla olduğunu, davacının işyerinde işveren vekili konumunda bulunmadığını, işyerinde en az 30 işçi çalışıyor şartının gerçekleştiğini, davanın hak düşürücü 1 aylık süre içinde açıldığını ve işe iade davasının açılabilme şartlarının gerçekleştiğini, iş güvencesi bakımından İş kanunu m 19'da öngörülen fesih usulü geçerlilik koşulu olup, davaya konu olayda bakanlığın(ya da şirketin) İş Kanunu 19. maddedeki unsurları karşılayan yazılı bildirimi olmadığından geçerli bir fesih nedeni hakkında bir araştırmaya gerek olmadan İş Kanunu 21. madde uyarınca işe iade kararı verilmesi gerektiğini, kaldı ki Bakanlığın savunduğu İş kanunu 18. madde anlamında geçerli bir fesih nedeni bulunmadığını, davalılar arasındaki hizmet alım ilişkisinin kapsamı ve davacının Bakanlık işyerinde fiilen çalıştığı iş itibariyle aralarındaki ilişkinin İş kanunu 2.maddeye uygun olmadığı ve bu sebeple davacının baştan itibaren Bakanlık işçisi olarak kabulünün gerekeceğini, muvazaanın sonucu olarak haksız fiil hükümlerine göre davalı şirketin de işe iadenin parasal sonuçlarından sorumluluğunun bulunduğunu ayrıntılı olarak belirtmiştir.

Bilirkişi raporu taraflara ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davalı Bakanlık vekili 10.3.2015 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını dosyaya ibraz etmiştir.

1.4.2015 tarihli celseye davalı şirket vekili mazeret dilekçesi sunmuş, davacı vekili ise, davalı yanın mazeretlerini kabul etmediklerini, davalı Bakanlık vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının yerinde olmadığını, ayrıca diğer davalı şirketin verilen kesin sürede rapora yazılı beyanda bulunmadığını, rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Mahkememizce davalı şirket vekilinin meşru mazeretinin kabulüne karar verilmiştir.

Tüm bu delillerden ve dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere' davacıya ait SGK ve işyeri kayıtları, tarafların yazılı beyanları, kurumlar arası yazışmalar, yeminli dinlenen tanık beyanları, bilirkişi incelemesi, bilirkişi raporu karşısında, mahkememizce de bilirkişi raporuna itibar edilerek ve rapor hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan, her ne kadar davalı taraf açılan davanın reddini talep etmiş ise de, davacının davalı işyerinde belirsiz süreli iş akdi ile çalıştığı, kıdeminin 6 aydan fazla olduğu, davacının işyerinde işveren vekili konumunda bulunmadığı, işyerinde en az 30 işçi çalışıyor şartının gerçekleştiği, davanın hak düşürücü 1 aylık süre içinde açıldığı ve işe iade davasının açılabilme şartlarının gerçekleştiği, iş güvencesi bakımından İş kanunu 19.madde de öngörülen fesih usulü geçerlilik koşulu olup, davaya konu olayda davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve şirketin İş Kanunu 19. maddedeki unsurları karşılayan yazılı bildirimi olmadığı, İş Kanunu 19. madde de belirtildiği üzere, işverenin fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorunda olduğu, kaldı ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü savunduğu İş kanunu 18. madde anlamında geçerli bir fesih nedeni bulunmadığı, davalılar arasındaki hizmet alım ilişkisinin kapsamı ve davacının Bakanlık işyerinde fiilen çalıştığı iş itibariyle aralarındaki ilişkinin İş kanunu 2.maddeye uygun olmadığı ve bu sebeple davacının baştan itibaren Bakanlık işçisi olarak kabulünün gerekeceği, muvazaanın sonucu olarak haksız fiil hükümlerine göre davalı şirketin de işe iadenin parasal sonuçlarından sorumluluğunun bulunduğu hususu tüm dosya kapsamı ile de sabit olduğundan, açılan ve ispatlanan davanın kabulüne, işverence yapılan feshin geçerli nedene dayanmadığının tespitine, davacının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nde işe iadesine, davacının yasal süre içerisinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık bürüt ücreti tutarında belirlenmesine, davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer sosyal haklarının davalıdan tahsili gerektiğine, mali haklardan her iki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ : Gerekçesi yukarda açıklandığı üzere:

1-) Açılan davanın kabulüne, işverence yapılan feshin geçerli nedene dayanmadığının TESPİTİNE, davacının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nde İŞE İADESİNE,

- Davacının yasal süre içerisinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık bürüt ücreti tutarında belirlenmesine,

- Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer sosyal haklarının davalıdan tahsili GEREKTİĞİNE,

- Mali haklardan her iki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına,

- Harç, masraf ve vekalet ücretinin gerekçeli kararda belirtilmesine,

2-) Harç peşin alınmış olmakla başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-) 1.500,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

4-) 885,70.-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

5-) Tarafların kullanılmayan gider avanslarının kararın kesinleşmesine müteakip ve talep halinde yatıranlara iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzünde davalıların yokluğunda 5521 Sayılı Kanunun 8 ile HMK/297/c. maddesi gereğince taraflar yönünden tefhimden itibaren, Yargıtay ilgili dairesinde 8 gün içinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 1.4.2015


Avukat Ahmet Can

Can Hukuk Bürosu

Web: www.ahmetcan.av.tr

Reşatbey Mah.Türkkuşu Cad.No:1 Günep Panorama  B Blok K:5 D:2 Seyhan/Adana,  

T: 0 322 454 0 442

F: 0 322 454 0 432

E-mail: ahmetcan@ahmetcan.av.tr


Hakkında

Can Hukuk Bürosu, geniş deneyim ve uzmanlığa sahip olduğu işçi işveren ilişkileri, işe iade, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, maaş, ücret, fazla mesai alacakları, tazminat davalarına yönelik hukuki danışmanlık ve dava hizmeti vermektedir.


Haksız İşten Çıkarma

İşe İade

İşe Dönüş

Kıdem Tazminatı

İhbar Tazminatı

Ücret Alacağı

Maaş Alacağı

Fazla Mesai Alacağı

Sendikal Tazminat

Mobbing

Sistematik Baskı

İş Yerinde Cinsel Taciz Ve Saldırı

Ölüm, Yaralanma, Uzuv Kaybı

Maddi Hasar

İş Kazaları

İş Makinesi Kazaları

Meslek Hastalıkları

İnşaat Kazaları

Maden Kazaları

Trafik İş Kazaları

Motorlu Araç İş Kazaları