Can Hukuk Bürosu

Tel : 0 322 454 04 42

  
  
  
  
  

Sağlık Bakanlığı Personel Bilgi Sistemi Devlet Yükümlülüğü Kurasına Göre Aile Birliği Mazeretine Bağlı Yer Değişikliği Mazeretiyle Atanma Taleplerine İlişkin İptal Davası



Sağlık Bakanlığı Personel Bilgi Sistemi Devlet Yükümlülüğü Kurasına Göre Aile Birliği Mazeretine Bağlı Yer Değişikliği Mazeretiyle Atanma Taleplerine İlişkin İptal Davası


  1. Dava Açma Süresi

74. Dönem Devlet Hi̇zmeti̇ Yükümlülüğü (Dhy) Kurası Takvi̇mi̇ne göre Kura Sonucunun açıklandığı 28 Nisan 2017 tarihinden itibaren 60 gün.


  1. Davalı Kurum

Dava Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu aleyhine açılmaktadır.


  1. Görevli Mahkeme

İdare Mahkemesi


  1. Yetkili Mahkeme

En son görev yapılan İlde dava açılabileceği gibi kura sonucunda atama yapılan İlde de açılabilir.


  1. Dava Türü

İptal Davası


  1. İptal Talebine Gerekçe Olan Yönetmelik Maddesi

Sağlık Bakanlığınca Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 20. maddesi

Aile birliği mazeretine bağlı yer değişikliği

MADDE 20 – (1) Eşlerin ikisinin de Bakanlık veya bağlı kuruluşlarda kamu personeli olması hâlinde; a) Astlık üstlük sıralaması esas alınarak astın görev yeri üste bağlı olarak değiştirilir. Üstlük astlık sıralaması; Bakanlık ve Bağlı Kuruluş Merkez Teşkilatı kadroları, il sağlık müdürü/halk sağlığı müdürü/genel sekreter, başkan, hastane yöneticisi, başhekim, eğitim görevlisi, başasistan, yan dal uzmanları, uzman tabipler, uzman diş tabipleri, tabipler, diş tabipleri ve diğer sağlık personeli şeklindedir. b) Her iki eşin birinci fıkranın (a) bendindeki aynı sıralama grubunda yer alması halinde aile birliğinin D veya C hizmet grubu bir ilde sağlanması esastır. D veya C hizmet grubunda aile birliğinin sağlanamaması halinde; her iki eşin unvan ve branşında eşlerinin görev yaptığı ilin standardına göre doluluk oranı az olan ilde aile birliği sağlanır. Doluluk oranlarının da eşit olması halinde; aynı hizmet bölgesinde görev yapan eşlerden yer değiştirme talebinde bulunanın, farklı hizmet bölgelerinde görev yapan eşlerden ise üst hizmet bölgesinde görev yapan personelin görev yeri değiştirilir. c) 16 ncı maddenin ikinci fıkrası ile 19, 21 ve 24 üncü maddelerine göre atanan personelin eşinin görev yeri değişikliği talebinde D veya C hizmet grubu şartı aranmaz. Bu Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre atanan personelin görev yeri değişikliği talebinde eşinin atanma tarihinden itibaren bir yıl içerisinde D veya C hizmet grubu şartı aranmaz. ç) Eşleri, kadrosunun bulunduğu il dışında herhangi bir aile hekimi pozisyonunda görev yapanların yer değişikliği talepleri bu fıkra ile ikinci fıkra hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

(2) Eşlerin farklı kamu kurum ve kuruluşlarında kamu personeli olarak çalışması halinde; a) Varsa eşinin kurumuyla yapılan protokol hükümleri uygulanır. b) Eşleri, mevzuatı uyarınca zorunlu yer değiştirmeye tâbi olarak mülki idare amirliği, milli istihbarat, emniyet hizmetleri sınıflarından birinde görev yapanlar ile hâkim, savcı veya Türk Silahlı Kuvvetlerinde subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya uzman er olarak görev yapan personelin eşinin görev yaptığı yere ataması yapılır. c) Yer değişikliği talebinde bulunan personelin eşinin görev yaptığı yerin kendi unvan ve branşında C veya D hizmet grubunda olması halinde eşinin görev yaptığı yere ataması yapılır. Aksi halde ilgili kurumla koordinasyon sağlanır. Eşinin görev yaptığı kurumun başka yerde teşkilatının bulunmaması, kadro veya mevzuatı açısından aile birliği mazeretine dayalı atanma imkânının olmaması halinde talebi değerlendirilir. ç) Eşi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamında kurulan üniversitelerde öğretim üyesi olanların ataması eşinin görev yaptığı yere yapılır.

(3) Eşi, tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık mevzuatına göre uzmanlık veya yan dal uzmanlık eğitimi görmekte olanların yer değiştirme taleplerinde aslık üstlük, bölge ve hizmet grubu şartı aranmaz. Ancak, başvuru tarihi itibariyle eşinin kalan uzmanlık eğitim süresinin altı aydan fazla olması zorunludur.

(4) Personelin, milletvekili, belediye başkanı, muhtar veya noter olan eşlerinin bulunduğu yere yer değiştirme suretiyle ataması yapılabilir.

(5) Kamu görevlisi olmayan eşinin, atanma talep edilen yerde kesintisiz üç yıl sosyal güvenlik primi ödemek suretiyle kendi adına veya bir hizmet akdi ile işverene bağlı olarak çalışmış ve halen çalışıyor olması halinde, personelin yer değişikliği suretiyle ataması yapılır. Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında çalışanlardan askerlik süresini borçlanıp primlerini ödeyenlerin askerlikte geçen süreleri üç yıllık süre kapsamında değerlendirilir.

(6) Altıncı fıkra kapsamında yapılacak yer değiştirme işlemlerinde, kısa çalışma ödeneğinin ödenmesi ile askerlik nedeniyle işyeriyle ilişiği kesilenlerden askerlik dönüşü aynı ilde en geç iki ay içerisinde göreve başlanması halinde, müracaat tarihi itibariyle üç yıllık prim ödeme şartı aranmakla birlikte bulunduğu yerde üç yıllık kesintisiz prim ödeme şartı aranmaz.

(7) Stratejik personelin yer değiştirme taleplerinde bu maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi ile beşinci fıkrası uygulanmaz.”


  1. Açılacak davada şu belgeler eklenmelidir,

Sağlık Bakanlığı Personel Bilgi Sistemi Devlet Yükümlülüğü Kurası Takvimi

Sağlık Bakanlığı Personel Bilgi Sistemi Devlet Yükümlülüğü Mazeret Durumu (Eş ve Sağlık) Kurası Başvuru Formu

Yer değiştirme talebinin reddine ilişkin yayınlanan çizelge

Devlet Hizmet Yükümlülüğü Kurasına katılırken hangi kurumda hangi ünvanla ne zamandır çalışıldığına dair Hizmet Belgesi

Devlet Hizmet Yükümlülüğü Kurasına katılırken Eşin hangi kurumda hangi ünvanla ne zamandır çalışıldığına dair Hizmet Belgesi


  1. Sağlık Bakanlığı Bakanlar Kurulu’nca çıkarılan yönetmeliği uygun bir yönetmelik çıkartmalıdır.


16.08.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe giren 29090 sayılı Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in Aile Birliği Mazeretine Bağlı Yer Değişikliği başlıklı 4. maddesi "Kamu personeli olan eşinin, kurum içi yer değiştirme suretiyle atanma imkanının olmaması veya mevzuatı uyarınca eşin zorunlu yer değiştirmeye tabi tutulan bir görevde bulunması durumunda bu kapsamdaki eşin bulunduğu yere atanması suretiyle yapılabilir." Hükmü mevcuttur ve söz konusu yönetmelik Bakanlar Kurulu'nun kararı ile çıkarılmıştır.


Yönetmeliğin Geçici 5. maddesi: "Kamu kurum ve kuruluşları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yönetmeliklerini bu Yönetmeliğe uygun hale getirirler. Bu süre içerisinde kamu kurum ve kuruluşlarının yönetmeliklerinin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir." hükmü mevcuttur.


Dolayısıyla, Sağlık Bakanlığı çıkartmış olduğu yönetmelikleri düzenlemeye uygun olarak çıkartmak zorundadır. Aksi halde, açılacak her davada ataması reddedilen doktor yürütmeyi durdurma kararı alabilecektir.


  1. Stratejik Personel ayrımı doğru değildir.

Bakanlar Kurulunca çıkarılan bu yönetmelik stratejik yahut stratejik olmayan personel ayrımı yapmaksızın tüm kamu personelleri için uygulanmak zorundadır. Tüm bakanlıklar içinde Sağlık Bakanlığı’nın stratejik personel ayrımı yapması bu yönetmeliği aykırıdır.


  1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel hayatın ve aile hayatının korunmasıyla ilgili

8. maddesinde “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir”


  1. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde

“1. Taraf Devletler, her çocuğun temel  yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler. 2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.” ve 18. maddesinde ise öncelikle “ Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında anne-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce anne-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler. Keza bu sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada anne-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.” hükümleri yer almaktadır.


  1. Eş durumu mazereti nedeniyle yer değiştirme isteği anayasal bir haktır.

Anayasa’nın Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler  Ailenin korunması ve çocuk hakları başlıklı 41. Maddesine göre “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.


  1. Özellikle çocuklara yönelik pozitif ayrımcılık da anayasal bir gerekliliktir.

Buna göre açıkça kamu yararı olmamasına rağmen eş durumu tayininin yapılmaması sonucunda aile bütünlüğü bozulmakta ve müvekkilin içi çocuğunun anne veya babasından biriyle kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkı ihlal edilmektedir.


  1. Devlet Personel Müdürlüğü dahi bir mütaalasında,

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin korunması” başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme istinaden aile birliğini sağlamaya yönelik olarak yapılacak bütün düzenlemelerin ve uygulamaların; aileyi parçalamaktan kurtarmak, bireylerini bir arada tutmak suretiyle ailenin huzur ve mutluluğunu devam ettirmek ve bu yolla kamu görevlilerinin ailevi kaygılardan uzak bir biçimde kamu hizmetlerini verimli, etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütmeleri için gerekli ortamı sağlamak amaçlarını taşıması gerektiği düşünülmekte olup, ilgi yazınızda durumları belirtilen personele, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca yardımcı olunarak bir şekilde aile birliğinin sağlanması hususunda diğer genel hükümlere göre haklarında işlem tesis edilerek sorunlarına çözüm bulunmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.


  1. Normlar hiyerarşisine göre, alt basamakta yer alan norm geçerliliğini üst basamakta yer alan normdan alır ve dolayısıyla ona   uygun   olmak   zorundadır.  

Örneğin   kanun Anayasaya, yönetmelik kanuna aykırı olamaz. Dayanağını Anayasadan alan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun Yer Deği̇şti̇rme Sureti̇yle Atanma başlıklı 72. Maddesine göre “Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmalar; hizmetlerin gereklerine, özelliklerine, Türkiye'nin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli bir sistem içinde yapılır.  Yeniden veya yer değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda, aile birimini muhafaza etmek bakımından kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanarak memur olan diğer eşin de isteği halinde ataması, atamaya tabi tutulan memurun atandığı yere 74 ve 76. maddelerde belirtilen esaslar çerçevesinde yapılır. “



  1. Kahramanmaraş İdare Mahkemesi’nin 2014/1299 E. No’lu Yürütmeyi Durdurma kararında

“davacının 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi öğretim görevlisi olarak çalışan eşinin, her ne kadar 657 sayılı Kanuna tabi memur olmasa da, Anayasa’ya göre, memurlar gibi değerlendirilmesi gereken kamu görevlisi olması nedeniyle davacının kamu hizmetinin yürütülmesini engellemeyecek şekilde ve Anayasal hükümlere uygun olarak eş durumu mazeretinden yararlandırılması gerekmekte olup davacının eş durumundan Adana İline naklen atanma talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuk uyarlık bulunmamaktadır.


  1. Adana 2. İdare Mahkemesi̇ Esas No : 2014/1285 Karar No: 2015/193 30.01.2015 tarihli kararına göre,

“Bu hale göre, 217 sayılı KHK kapsamında yer alan Üniversitelerdeki uzman kadrolarının, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 20. maddesinde yer alan memur kadroları gibi değerlendirilmesi, bu kadrolarda istihdam edilen personelin eşlerinin anılan maddeden yararlandırılması personel hukuku ilkelerine uygun olacaktır. Olayda; davacının eşinin, 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yer alan Çukurova Üniversitesinde 4. derecenin 2. kademesinde Uzman olarak görev yapması, dolayısıyla eşinin Yönetmeliğin 20. maddesinde yer verilen "memur kadrosunda çalışan kişi" statüsünde bulunması nedeniyle davacının sözü edilen madde hükmü uyarınca eş durumu özüründen faydalanmasına yasal olarak herhangi bir engel bulunmaması karşısında dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir”


  1. Adana İdare Mahkemesi’nin 2009/1127 E. 2010/306 K. 11.03.2010 tarihli kararına göre,

“Ağrı devlet hastanesine atanan davacının eşinin 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanuna tabi personel olarak Çukurova Üniversitesi bünyesinde çalışıyor olması ve görev yaptığı üniversite dışında davacının görev yaptığı Ağrı iline atanma durumunun statüsü gereği söz konusu olmaması ve Anayasanın 41. Maddesi gözönüne alındığında, davacının eş durumunun mazeret Kabul edilmeyerek talebinin reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlılık bulunmamıştır”


  1. Danıştay 5. Dairesinin 2003/3647 E. 2006/1140 K. 14.03.2006 Tarihli bir kararında da belirtildiği gibi

“haklı beklenti, yönetimin ister bir taahhüt isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. Ailenin korunması, Anayasa ile tanınmış sosyal bir haktır ve kamu hizmetinin daha verimli yerine getirilmesi bakımından, kamu görevlileri için daha da önem taşır. Kamu hizmetinin olağan işleyişi içinde umulabilecek bir durum vardır ve kamu görevlilerinin böylesine haklı beklentiler içinde olması hizmetin gereğidir. Dava konusu olaydaki beklenti de makul bir beklentidir. Yönetim, yönetim olmaktan kaynaklanan gücünü ve olanaklarını, bu kişisel konumda kullanarak makul beklentiyi karşılayabilir. Kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin korunması, ancak kişisel kararlarda, yönetimin takdir yetkisinin kullanma alanlarında söz konusu olduğundan, baskın kamu yararı olmadığı durumlarda, kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin zedelenmemesi gerekir. “


  1. Danıştay 5. Dai̇re E. 2015/6990 T. 21.1.2016 kararında,

“ Dava, Elazığ Kamu Hastaneleri Birliği, Harput Devlet Hastanesi'nde avukat olarak görev yapan davacının, eş durumu mazereti sebebiyle Malatya İline naklen atanma talebi ile yapmış olduğu başvurunun reddine dair 18/12/2014 gün ve 3046 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Elazığ 1. İdare Mahkemesince verilen 04/11/2015 günlü, E:2015/188; K:2015/899 Sayılı kararla; davacının atama talebinde bulunduğu Malatya İlinde Malatya Yeşilyurt Hasan Çalık Devlet Hastanesinde 2 adet boş kadro olmakla birlikte, davalı İdarenin Elazığ İlindeki kurumlarında avukat kadrosunda sadece davacının çalıştığı; Elazığ İlinde davacının hizmetine ihtiyaç duyulduğu ve davalı İdareyi davacının atanma talebini yerine getirmek hususunda zorunlu kılan herhangi bir mevzuat hükmünün bulunmadığı; davalı İdarenin kendisine tanınan takdir yetkisini kadro sayıları gözetilerek, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullandığı, davacının eş durumu mazereti sebebiyle Malatya İlindeki kurumlardan birine naklen atanma istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacı, davaya konu işlemin hukuka aykırı olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. Dosyanın incelenmesinden, Elazığ Kamu Hastaneleri Birliği, Harput Devlet Hastanesinde avukat olarak görev yapan davacının, eşinin Malatya İlinde özel bir şirkette işletme müdürü olarak 2004 yılından itibaren görev yaptığı ve bu şirketin Elazığ İlinde şubesi bulunmadığı, bu sebeple eşinin Elazığ İline gelemediği, kendisinin Malatya İli'ne atanmasının gerektiği gerekçesiyle eş durumu mazereti gözetilerek Malatya İline naklen atanma talebi ile yapmış olduğu başvurunun, Malatya İli'ne ait kurumlarındaki avukat norm kadrolarının dolu olması sebebiyle reddedilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 26.03.2013 tarihli ve 28599 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 20. Maddesinin ikinci fıkrasının (5) bendinde; Kamu görevlisi olmayan eşinin, atanma talep edilen yerde kesintisiz üç yıl sosyal güvenlik primi ödemek suretiyle kendi adına veya bir hizmet akdi ile işverene bağlı olarak çalışmış veya halen çalışıyor olması halinde, personelin yer değişikliği suretiyle ataması yapılır, hükmü yer almaktadır. Bakılan davada, davacının eşinin Gap Güneydoğu Tekstil A.Ş' de sosyal güvenlik primi ödenmek suretiyle, işletme müdürü olarak 2004 yılından itibaren kesintisiz ve halen çalıştığı, anılan firmanın Malatya İli dışında üretim faaliyetinin olmadığı, davacının yukarıda hükmü yazılı Yönetmelik maddesi uyarınca eş durumu mazereti sebebiyle nakil talebinde bulunma hakkına sahip olduğu görüldüğünden, davaya konu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine yönelik Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, davaya konu işlemin hukuka aykırı olduğu saptanmasına rağmen uygulamanın sürdürülmesi, tüm eylem ve işlemleri hukuka uygunluk karinesine dayanan hukuk devleti ilkesine aykırı bir durum yaratacak, davacı yönünden telafisi güç zarara neden olacaktır. Zira işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmemesi halinde, hukuka aykırı bulunan işlemin etki alanına bağlı olarak ilgili açısından oluşacak zarar, işlemin uygulanmasına devam olunmasıyla artacak, yargılamanın sonunda verilecek iptal kararı ile önceki halin iadesi zorlaşacaktır. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın niteliğine ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlere göre 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş olması nedeniyle, anılan Kanun'un 52. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davaya konu işlemin ve Elazığ 1. İdare Mahkemesince verilen 04/11/2015 günlü, E:2015/188, K:2015/899 Sayılı kararın yürütülmesinin durdurulmasına, 21/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


  1. Danıştay 5. Dai̇re E. 2014/6807 K. 2015/11109 T. 29.12.2015 kararında

“İstemin Özeti: Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde uzman doktor olarak görev yapan davacı tarafından, Ege Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak görev yapan eşi sebebiyle İzmir iline atanma istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair 17.1.2014 tarih ve 10944 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının eşinin 217 Sayılı Kanun hükmünde Kararname kapsamında bulunan bir üniversitede görev yaptığı hususu göz önünde bulundurularak Yönetmeliğin 20. maddesi hükmüne göre bir değerlendirme yapılmak suretiyle işlem tesis edilmesi gerekirken, aynı Yönetmeliğin 21. maddesine dayanılarak davacının eş mazereti sebebiyle atanma isteminin reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemin iptali yolunda Kayseri 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 26.6.2014 günlü, E:2014/112; K:2014/601 Sayılı kararın, dilekçede yazılı sebeplerle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. Cevabın Özeti : İstemin reddi gerektiği yolundadır. Danıştay Tetkik Hâkimi Düşüncesi : Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşünüldü: KARAR : İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlıdır. Kayseri 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 26.6.2014 günlü, E:2014/112; K:2014/601 Sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, SONUÇ : Temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına, 29.12.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


  1. Danıştay 5. Dai̇re E. 2015/6620 T. 21.12.2015 kararında

“Dava, Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalında uzmanlığını tamamlayan davacının, 63. Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü Mazeret Kurası ile eşinin görev yaptığı Zonguldak iline atanmasının yapılması yönündeki isteminin reddine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Zonguldak İdare Mahkemesince verilen 8.10.2015 günlü, E:2015/711; K:2015/1024 Sayılı kararla; davacının, Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Zonguldak Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığında vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan eşi nedeniyle, eş durumu özrü gözetilerek mazeret kurasına dahil edilmesi isteminin, Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 20. maddesi uyarınca değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, davacının, stratejik personel olduğu gerekçesiyle reddine dair davaya konu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, davaya konu işlemin iptaline hükmedilmiştir. Davalı İdare, davaya konu işlemin hukuka uygun olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının bozulmasını ve yürütülmesinin durdurulmasını istemektedir. 4.4.2015 tarih ve 29316 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değiştirilen Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin "Aile birliği mazeretine bağlı yer değişikliği" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde, "Yer değişikliği talebinde bulunan personelin eşinin görev yaptığı yerin kendi unvan ve branşında C veya D hizmet grubunda olması halinde eşinin görev yaptığı yere ataması yapılır. Aksi halde ilgili kurumla koordinasyon sağlanır. Eşinin görev yaptığı kurumun başka yerde teşkilatının bulunmaması, kadro veya mevzuatı açısından aile birliği mazeretine dayalı atanma imkânının olmaması halinde talebi değerlendirilir." hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin 7. fıkrasında, "stratejik personelin yer değiştirme taleplerinde bu maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi ile beşinci fıkrası uygulanmayacağı" belirtilmiş, hükmüne yer verilmiş iken Danıştay Onaltıncı Dairesinin 30.9.2015 günlü, E:2015/18634 Sayılı kararı ile söz konusu 7. fıkra hükmünün yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalında uzmanlık eğitimini tamamlayan davacının, 29.8.2011 tarihinden bu yana Vergi Denetim Kurulu Zonguldak Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığında vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan eşinin, vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yaptığı süre içerisinde Zonguldak haricinde bir ilde görevlendirilmesinin mümkün olmadığından bahisle, 63. Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü Mazeret Kurası ile eşinin görev yaptığı Zonguldak iline atanma isteminde bulunduğu, bu istemin davaya konu işlemle reddedilmesi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen Yönetmeliğin 20. maddesinin 7. fıkrası hükmünün Danıştay Onaltıncı Dairesinin kararı ile yürütmesinin durdurulması sonrasında, stratejik personelin anılan Yönetmeliğin 20. maddesinin, 2. fıkrasının (c) bendi kapsamında eş durumu mazeretine dayalı olarak atanabilmeleri olanaklı hale gelmiştir. Bu hüküm uyarınca uzman tabiplerin eş durumu mazereti sebebiyle atabilmeleri için, eşlerinin görev yaptığı kurumun başka yerde teşkilatının bulunmaması, kadro veya mevzuat açısından aile birliği mazeretine dayalı atanma imkânının olmaması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, davacının vergi müfettiş yardımcısı olan eşinin görev yaptığı kurumun başka yerlerde teşkilatının ve aile birliği mazeretine dayalı atama imkanının da bulunduğu gözetildiğinde, Yönetmeliğin 20. maddesinin, 2. fıkrasının (c) bendi hükmünden yararlandırılmasına olanak bulunmayan davacının, eş durumu sebebiyle mazeret kurası ile Zonguldak iline atanma talebinin reddine yönelik davaya konu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, Zonguldak İdare Mahkemesince verilen 8.10.2015 günlü, E:2015/711; K:2015/1024 Sayılı kararın, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 52. maddesinin değişik birinci fıkrası uyarınca yürütülmesinin durdurulmasına, 21.12.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


  1. Danıştay 5. Dai̇re E. 2013/166 K. 2015/8447 T. 27.10.2015 kararında

“Dava; Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Hastalıkları Bölümü'nde uzmanlık eğitimini tamamlayan davacının, eş durumu mazereti kabul edilmeyerek Sivas - Şarkışla Devlet Hastanesine atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Sivas İdare Mahkemesince verilen kararla; davacının eşinin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa tabi personel olarak Cumhuriyet Üniversitesi bünyesinde çalıştığı ve başka bir yere naklen atanma durumunun statüsü gereği söz konusu olmadığı, "eş durumu" mazeretinin gözönünde bulundurulmayarak davacının Şarkışla Devlet Hastanesine atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Davalı İdare, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 4. maddesinin 2. fıkrasında, eş durumu ve sağlık mazereti nedeniyle yapılacak atamalar hariç personelin görev yerlerinin, tercih hakkı verilmek suretiyle kurayla belirleneceği hükme bağlanmış, böylece Devlet hizmeti yükümlülüğü konusunda "eş durumu özürü" ve "sağlık özürü" tanınmış bulunmaktadır. Ancak, bu özürlerin ayrıntılı uygulama biçimine ilişkin başkaca kural Kanunda yer almadığından, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin konuya ilişkin hükümlerinin, Devlet hizmeti yükümlüleri yönünden uygulanabileceği ölçüde uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 8.6.2004 günlü, 25486 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan (mülga) Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 20. maddesinde, personelin eş durumu nedeniyle nakil talebinde bulunabilmesi için, eşinin 217 sayılı KHK kapsamına giren bir kurum veya kuruluşta memur kadrosunda çalıştığını belgelemesinin gerektiği; eşlerden biri bir başka kurumda çalışıyor ise, varsa o kurumla yapılan protokol hükümlerinin dönem beklenilmeden uygulanacağı, ancak başka kurumda çalışan eşin, Bakanlık personelinden Genel Yönetmelik hükümleri çerçevesinde unvan, kadro ve görev bakımından üst olması veya zorunlu yer değiştirmeye tabi personel olması halinde eş durumu ataması olarak değerlendirilerek yapılacağı, teşkilatın bulunmaması veya bir başka yerde istihdamı mümkün olmayan hallerde, Bakanlığın ilgili kurumla koordinasyon sağlayarak eş durumu atama talebini değerlendireceği, bu hallerde atama yapılamıyor ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 72. maddesi hükümlerinin uygulanacağı hükmü öngörülmüştür. Personel hukukunun temel kavramlarından olan kadro, kamu görevlisi ile idare arasında bağ kuran önemli bir araçtır. Asli ve sürekli bir kamu hizmetinin yürütüldüğü yerde varlığından söz edilebilen "kadro" kavramı; personelin bulunduğu yeri, yaptığı işi gösteren ve yürüttüğü asli ve sürekli kamu hizmetini tanımlayan önemli bir kavramdır. 657 sayılı Yasanın 33. maddesinde öngörülen "Kadrosuz memur çalıştırılamaz." kuralı ile memurların bir kadroya bağlı olarak istihdam edilmelerinin zorunlu olduğu ifade edilmiş, kadro ile memur arasındaki bağlantı net bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu bağlamda, belirli bir kadroya bağlı olarak yürütülen görevin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4. maddesinin (A) bendinde düzenlenen memurluk görevi ile aynı paralelde olduğu kabul edilmelidir. Bu hale göre, 217 sayılı KHK kapsamında yer alan Üniversitelerdeki araştırma görevlisi kadrolarının, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 20. maddesinde yer alan memur kadroları gibi değerlendirilmesi, bu kadrolarda istihdam edilen personelin eşlerinin anılan maddeden yararlandırılması personel hukuku ilkelerine uygun olacaktır. Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelerden; davacının eşinin, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa tabi personel olarak Cumhuriyet Üniversitesi bünyesinde araştırma görevlisi olarak görev yaptığı ve4. derecenin 4. kademesi kazanılmış hak aylığı ile kadroda istihdam edildiği anlaşıldığından, davalı idarece, davacının mazereti nedeniyle eş durumu kurasına dahil edilme isteminin, Atama ve Nakil ıYönetmeliği'nin 20. maddesi kapsamında değerlendirilerek, bu değerlendirmenin sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerekirken, Yönetmeliğin 21. maddesi uyarınca reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında ise sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle, Sivas İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibariyle hukuka uygun bulunan 19/9/2012 günlü, E:2012/370; K:2012/980 sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına, 27.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


  1. Danıştay 5. Dai̇re E. 2015/5436 T. 21.10.2015 kararında

“Kahramanmaraş İli Afşin İlçe Devlet Hastanesinde Uzman Doktor olarak görev yapan davacının, eş durumu mazereti sebebiyle Ankara İline atanma talebiyle yapmış olduğu başvurunun reddine dair 29.09.2014 gün ve 68570051/903.02.01 Sayılı işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. Kahramanmaraş İdare Mahkemesince verilen 10/07/2015 günlü, E:2014/1357; K:2015/772 Sayılı kararla; Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği'nin 20. maddesinin 1. fıkrasında, eş durumu sebebiyle personelin nakil talebinde bulunabilmesi için, eşinin 217 Sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren bir kurum veya kuruluşta memur kadrosunda çalıştığının belgelendirilmesi gerektiği; eşi sigortalı ya da serbest olarak çalışan memurlar yönünden "eş durumu" özrünün gözetilmesi gerektiğine dair bir hükme yer verilmediği; Bakanlık tarafından istihdamında güçlük çekilen uzman tabip ve tabip unvanlarındaki personel stratejik personel olarak kabul edildiği; Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğinin "Olağanüstü ve Özel Durumlarda Yer Değişikliği" konusunu düzenleyen 21. maddesinin son fıkrasına göre de, eşi sigortalı olan stratejik personelin atanmalarında eş durumunun gözetilemeyeceğine dair düzenleme bulunduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacı, davaya konu işlemin hukuka aykırı olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. Dosyanın incelenmesinden; Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesinde Göğüs Hastalıkları alanında ihtisasını tamamlayıp 57. Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü kurasına katılarak Kahramanmaraş İli Afşin Devlet Hastanesi ataması yapılan ve 24.07.2014 tarihinde burada göreve başlayan davacının, eşinin Ankara İlinde hizmet akdine bağlı ve akabinde yine aynı ilde kendi adına serbest olarak çalıştığından bahisle eşinin çalıştığı Ankara İline eş durumu gözetilerek 12.09.2014 tarihinde atanma talebinde bulunduğu, davalı idarece, davacının startejik personel olması sebebiyle Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 11. maddesi uyarınca nakil başvurusunun davaya konu işlem ile reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 26.03.2013 tarihli ve 28599 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 21. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde; eşin, sosyal güvenlik kurumları kapsamında veya sosyal güvenlik kurumları kapsamı dışında kalan ve özel kanunlarla düzenlenmiş bulunan diğer sandıklara tabi olarak çalışması halinde müracaat tarihi itibari ile en az üç yıl, son bulunduğu yerde kesintisiz en az iki yıl prim ödediğini veya Bağ-Kur sigortalısı olanların Bağ-Kur borçlarını yapılandırdıklarını belgelendirmeleri halinde eşlerinin bulunduğu yerlere bu Yönetmelikte belirtilen atama ve yer değiştirme dönemlerine bağlı kalınmaksızın genel hükümler çerçevesinde atanabilecekleri; ancak, aynı maddenin 11. fıkrasında, stratejik personelin atama taleplerinde üçüncü fıkranın (c) bendinin uygulanmayacağı hükmü yer almaktadır. Anılan Yönetmelik ile, dayanağı olan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelikte yer almadığı halde, serbest veya özel kuruluşlarda çalışan eş dolayısıyla sağlık personeline eş durumu özrü sebebiyle atanma isteğinde bulunma hakkı tanınmış iken, hekimleri kapsayan "stratejik personel"e bu konuda kısıtlama getirilmiştir. Ancak, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin 14. maddesi, 30/6/2014 tarihli ve 2014/6578 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Yönetmeliğin 4. maddesiyle değiştirilmiş, anılan değişiklikle memurun, kamu personeli olmayan eşinin, talep edilen yerde kesintisiz son üç yıl sosyal güvenlik primi ödemek suretiyle kendi adına veya bir hizmet akdi ile işverene bağlı olarak çalışmış ve halen çalışıyor olması halinde eşin bulunduğu yere atanabileceği düzenlenmiş ve bu suretle, tüm Devlet memurları için bu hak, unvan veya sıfat yönünden herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmadan tanınmıştır. Ayrıca, anılan Yönetmeliğin 12. maddesiyle Genel Yönetmeliğine eklenen Geçici 5. maddede de, kamu kurum ve kuruluşlarının bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yönetmeliklerini Genel Yönetmeliğe uygun hale getirecekleri, bu süre içerisinde yönetmeliklerinin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği hükmü getirilmiştir. (Ek Yönetmelik 16.08.2014 tarihli ve 29090 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.) Dava konusu işlemin dayandırıldığı Yönetmelik de dayanağını anılan Genel Yönetmelikten aldığından ve değinilen değişiklikten sonra, kamu kurum ve kuruluşlarının Yönetmeliklerinin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağından, kurum yönetmeliklerinin Genel Yönetmeliğe aykırı hükümlerinin uygulanması olanaklı bulunmamaktadır. Bu hukuki çerçevede 16.08.2014 tarihinden sonra, stratejik personelin eş durumu mazereti sebebiyle nakil talebinde bulunma hakkının mevcut olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacının nakil talep ettiği Ankara İlinde eşinin, 17.10.2005 tarihinden itibaren sigortalı olarak 2009 yılından itibaren ise kesintisiz ve tam zamanlı olarak kendisine ait iş yerinde sosyal güvenlik primi ödenmek suretiyle çalıştığının anlaşılması karşısında, davaya konu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu saptanmasına rağmen uygulamanın sürdürülmesi, tüm eylem ve işlemleri hukuka uygunluk karinesine dayanan hukuk devleti ilkesine aykırı bir durum yaratacak, davacı yönünden telafisi güç zarara neden olacaktır. Zira işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmemesi halinde, hukuka aykırı bulunan işlemin etki alanına bağlı olarak ilgili açısından oluşacak zarar, işlemin uygulanmasına devam olunmasıyla artacak, yargılamanın sonunda verilmesi olası iptal kararı ile önceki halin iadesi olanaksızlaşacaktır. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın niteliğine ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlere göre 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş olması nedeniyle, anılan Kanun'un 52. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davaya konu işlemin ve Kahramanmaraş İdare Mahkemesince verilen 10/07/2015 günlü, E:2014/1357; K:2015/772 Sayılı kararın yürütülmesinin durdurulmasına, 21/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


Av. Ahmet Can

Can Hukuk Bürosu

T: 0 322 454 0 442

F: 0 322 454 0 432

E-mail: ahmetcan@ahmetcan.av.tr