

<!DOCTYPE html>


<html xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml" lang="tr" xml:lang="tr">




 <head> 

<meta http-equiv="Content-Language" content="tr">
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">
 
 

    <meta name="viewport" content="width=device-width, initial-scale=1" />





<meta name="rating" content="All" />
<meta name="robots" content="index, follow" />
<META NAME="AUTHOR" CONTENT="Erkan TİYEKLİ">

<meta name="Dmoz" content="İdarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.   DANIŞTAY 13. DAİRE E. 2024/2888 K. 2024/4723 T. 12.11.2024 İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.  YARGILAMA SÜRECİ :  Dava konusu istem: İşbaşı eğitim programı düzenlemek üzere yetkilendirilen davacı şirketin 07/09/2022 tarihinde iş yerinde yapılan denetimde 14/07/2022-16/07/2022 tarihlerinde herhangi bir çalışma yapılmadığı halde kursiyer devam çizelgelerinin imzalatıldığı ve o günlere yönelik ödeme yapıldığının tespit edildiğinden bahisle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 47. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 24 ay süreyle anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.  İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu tip sözleşmede, işverenin, katılımcıların ve idarenin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, sözleşmenin feshine neden olabilecek hallerin tek tek sayıldığı, işverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde programın sonlandırılacağı, program için yapılan ödemelerin tespit tarihinden itibaren yararlanma şartlarını taşımayan taraftan yasal faiziyle birlikte tahsil edileceği ve ilgili tarafın Yönetmelik kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamayacağının hüküm altına alındığı, Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, sözleşmenin idari bir sözleşme sayılabilmesi için taraflardan birinin idare olması dışında gerekli olan sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alması koşullarının taraflar arasındaki sözleşmede bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın, Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yanında özel hukuk hükümlerine tabi hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemden kaynaklanan başka bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı da bu yönde olduğundan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.  Belirtilen gerekçelerle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.  Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir idari işlem olduğu, Danıştay içtihatlarına göre Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesince iddialarının yeterince değerlendirilmediği ileri sürülmektedir.  KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.  DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.  TÜRK MİLLETİ ADINA  Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:  KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:  USUL YÖNÜNDEN:  MADDİ OLAY:  Davacı şirket ile katılımcılar arasında düz dikiş makinacı ve konfeksiyon işçisi kurslarına ilişkin ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde onaylanmıştır.  Söz konusu kurslarla ilgili olarak davalı idarenin kurs denetim personeli tarafından 07/09/2022 tarihinde davacının iş yerinde yapılan denetime dayalı tespitler uyarınca ... tarih ve ... sayılı Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü işlemiyle davacı şirket hakkında 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin yasaklılık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.  Bunun üzerine, 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.  İLGİLİ MEVZUAT:  Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu; 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; 37. maddesinde, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği; hakimler ve savcıların adli ve idari yargı hakim ve savcıları olarak görev yapacakları; 155. maddesinde, Danıştayın idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakacağı, Danıştayın, (...) idari yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği; 158. maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.  2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.  4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun ''Doğrudan temin'' başlıklı 22. maddesinde, "Aşağıda belirtilen hallerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilir: ... ı) Türkiye İş Kurumunun, 25/6/2003 tarih ve 4904 Sayılı Kanun'un 3. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları ile 25/8/1999 tarih ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin yedinci fıkrasında sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları, ..." kuralına yer verilmiştir.  4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun "İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler" başlıklı 48. maddesinin altıncı fıkrasında, sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, Türkiye İş Kurumunca aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar sağlanıp ödemeler yapılacağı düzenlenmiştir.  4094 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun ile istihdamın korunmasına, geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak ve işsizlik sigortası hizmetlerini yürütmek üzere Türkiye İş Kurumu kurulmuştur. ... Kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk bir kamu kuruluşudur. Kurum, vize ve tescile ilişkin hükümler hariç 26/05/1927 tarih ve 1050 Sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ve 21/02/1967 tarih ve 832 Sayılı Sayıştay Kanunu'na tabidir. Kurumun malları, alacakları, banka hesapları 09/06/1932 tarih ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 01/03/1926 tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu bakımından Devlet malı hükmünde olup haczedilemez, alacakları da Devlet alacağı derecesinde imtiyazlıdır. Kurum malları hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun iflasa ilişkin hükümleri uygulanmaz. Kısa adı "İŞKUR" dur."; "Kurumun görevleri" başlıklı 3. maddesinde, "Kurumun görevleri şunlardır: (...) c) İş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmek ve uygulamak ..." kuralları yer almıştır.  15/07/2018 tarih ve 30479 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Türkiye İş Kurumunu düzenleyen kırk üçüncü bölümünün "Amaç ve kapsam" başlıklı 615. maddesinde, Türkiye İş Kurumunun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk kısa adı İŞKUR olan bir kamu kuruluşu olduğu; "Kurumun görevleri" başlıklı 617. maddesinde, iş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmenin ve uygulamanın Kurumun görevleri arasında yer aldığı; "Hizmet birimlerinin görevleri" başlıklı 623. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme kursları düzenlemenin, istihdamda özel politika gerektiren grupların istihdamını kolaylaştırıcı mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermenin veya verdirmenin, diğer işgücü yetiştirme ve uyum programlarını uygulamanın Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının görevleri arasında olduğu kuralına yer verilmiştir.  Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin ve çalışanların mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen aktif işgücü hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, Yönetmeliğin Türkiye İş Kurumu tarafından işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda yürütülecek mesleki eğitim kurslarına, işbaşı eğitim programlarına ve bu Yönetmelik çerçevesinde tasarlanacak olan diğer kurs, program, proje ve özel uygulamalara ilişkin usul ve esasları kapsadığı; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, Yönetmeliğin 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 617. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, 24/11/1994 tarihli ve 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına, 25/8/1999 tarihli ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendi, yedinci fıkrası ve 53. maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi ile 4/1/2002 tarihli ve 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine dayanılarak hazırlandığı; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerinin, istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere gerçekleştirilen faaliyetleri; isteklinin, hizmet alımına teklif verenleri; işbaşı eğitim programının, katılımcılara mesleki deneyim kazandırmak üzere, Kurum tarafından belirlenen asgari şartları taşıyan ve Kuruma kayıtlı olan işyerlerinde işbaşında verilen eğitimi; katılımcının, işbaşı eğitim programlarına veya Yönetmelik kapsamında düzenlenen programlara katılanları; kursiyerin, Yönetmelik kapsamında düzenlenen mesleki eğitim kurslarına katılanları; sözleşmenin Yönetmelik kapsamında hizmet alımı yöntemiyle düzenlenen kurslar ile program ve projelerin çerçevesini belirleyen ve Kurum ile yüklenici veya işveren ile katılımcı arasında imzalanan belirli süreli belgeyi; yüklenicinin, Yönetmelik kapsamındaki hizmetlerin yürütülmesi amacıyla sözleşme ve/veya protokol imzalanan hizmet sağlayıcılarını ifade ettiği belirtilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Yetki ve sorumluluk" başlıklı 5. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerine ilişkin politikaların belirlenmesinden, ilgili mevzuatın hazırlanmasından, politika ve mevzuat çerçevesinde sunulan hizmetlerin ve yürütülen faaliyetlerin koordinasyonundan Genel Müdürlüğün sorumlu olduğu; aktif işgücü hizmetleri için hizmet alımı ve iş birliği yapılması ile hizmetlerin yürütülmesinden il müdürlüklerinin yetkili ve sorumlu oldukları, gerektiğinde hizmet merkezlerinin il müdürlükleri tarafından bu kapsamda yetkilendirilebileceği, Kurumun, bu Yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemlerin yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yapılmasını temin etmek için gerekli tedbirleri alacağı; "Kurs veya programların planlanması ve uygulanması" başlıklı 7. maddesinde, bu Yönetmelikte belirtilen kurs ve programların uygulanmasının yıllık işgücü eğitim planında yer alması şartına bağlı olduğu, il müdürlükleri tarafından en geç ilgili yılın ocak ayında yıllık işgücü eğitim planı hazırlanacağı, (...), bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs ve programların iş birliği veya hizmet alımı yöntemiyle gerçekleştirileceği; "Programın amacı" başlıklı 35. maddesinde, işbaşı eğitim programının, Kuruma kayıtlı işsizlerin önceden edindikleri teorik bilgileri uygulama yaparak pekiştirmelerini veya mesleki deneyim kazanmalarını sağlamak amacıyla düzenleneceği; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle "Program düzenlenebilecek meslekler ve uygulanacak işyerleri" başlıklı 36. maddesinde, işbaşı eğitim programının, katılımcının mesleki deneyim kazanmasını sağlayacak mesleklerde düzenleneceği, program düzenlenecek meslekleri belirlemeye Genel Müdürlüğün yetkili olduğu, (...), 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kurum ve kuruluşlar ile belediyeler ve il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmeleri ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklara ait işverenler ile Kurum tarafından bu Yönetmelik kapsamında yasaklılık uygulanan işverenlerin yaptırım süresince programdan yararlanamayacakları (...); "Program giderleri ve giderlerin ödenmesi" başlıklı 42. maddesinde, programa devam ettiği günler için Yönetim Kurulu tarafından belirlenen tutarda zaruri giderin katılımcıya ödeneceği, (...), programlara devam edilen süre içerisinde 5510 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında her bir katılımcı için tahakkuk edecek sigorta primlerinin Kurum tarafından ödeneceği, katılımcılara yapılacak ödemelerin, il müdürlükleri tarafından Kurumun belirleyeceği banka veya PTT aracılığıyla gerçekleştirileceği; "Sözleşme imzalanması" başlıklı 43. maddesinde, işbaşı eğitim programlarından yararlanacak olan işyeri ile katılımcı arasında işbaşı eğitim programı sözleşmesi imzalanacağı ancak işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesinin il müdürlüğünün onayına bağlı olduğu, sözleşmenin içeriği, şartları ve şeklinin Kurum tarafından belirleneceği, tarafların sözleşmede yer alan yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmek zorunda oldukları kuralına yer verilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Sözleşmenin sona ermesi ve feshi" başlıklı 44. maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtilen sürenin bitimi veya sözleşmenin feshi ile sona ereceği, tarafların, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerinin birinci fıkralarının (II) numaralı bentlerinde yer alan hükümleri (25. maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinin (g) alt bendi hariç olmak üzere) kıyasen uygulamak suretiyle sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları, sözleşmenin feshedilebilmesi için; durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç iş günü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının, il müdürlüğü tarafından uygun görülmesi halinde, fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlilik kazanacağı, il müdürlüğünün, sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleriyle sözleşmeyi feshedebileceği ve bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği, il müdürlüğünün de uygun görmesi şartıyla, programın dörtte birlik süresi içerisinde taraflar karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları; "Denetimler ve ziyaretler" başlıklı 45. maddesinde, programlara ilişkin denetimlerin, Kurumun denetim yetkisi saklı kalmak şartı ile Denetim Kurulu tarafından yapılacağı, Denetim Kurulunca yapılan denetimin dışında programın izlenmesi amacıyla il müdürlüğünün her program için ünvan farkı olmaksızın bir asıl ve bir yedek personeli program sorumlusu olarak görevlendireceği, program sorumlusunun programın her safhasında incelemek, değerlendirmek, yönetmek, gerekli bilgi ve belgeleri almak, program dosyasını, programla ilgili evrak ve belgeleri, sözlü/yazılı müracaat ve şikayetleri incelemek, ortaya çıkabilecek olumsuzlukları gerektiğinde yerinde incelemek, olumsuzlukların ve sorunların giderilip giderilmediğini takip etmek, giderilememesi durumunda, derhal gerekli işlemleri başlatmak, olumsuzluklar ve sorunları gerektiğinde ilgililere iletmek, sorumlu olduğu programı, program süresince en az bir kez ziyaret etmek, program ile ilgili kaydedilen gelişmelerin ve varsa sorunların yer aldığı raporları hazırlamak ve muhafaza etmek, katılımcı ve işverenlerin bu Yönetmelik, sözleşme ve ilgili mevzuatta belirlenmiş yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini kontrol etmek zorunda olduğu; "İdari ve mali yaptırımlar" başlıklı 47. maddesinin dördüncü fıkrasında, 44. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre sözleşmenin feshedildiği durumlarda, katılımcıya ve katılımcı adına Kurum tarafından yapılan tüm ödemeler, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte feshe neden olan taraftan tahsil edilir ve feshe neden olan taraf bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz; "İdari yaptırımlar" başlıklı 62. maddesinde, bu Yönetmelik ve sözleşme veya protokol kapsamında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde kursiyer veya katılımcılar ile istekli veya yükleniciler için ilgili il müdürlüğü tarafından bu Yönetmelikte ve ilgili mevzuatında belirtilen yaptırımların uygulanacağı, yaptırımların sisteme kaydedileceği ve bu işlemin kişi veya kuruma yazılı olarak da bildirileceği düzenlenmiştir.  01/04/2013 tarih ve 10379 Sayılı Makam Olur'u ile 2013/1 Sayılı Aktif İşgücü Hizmetleri Genelgesi yürürlüğe konulmuş, anılan Genelge'nin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinin ekinde yer alan Tip Sözleşme kullanılarak davacı şirket ile sözleşme ekinde yer alan katılımcılar arasında 02/02/2022 tarihinde "Düz Dikiş Makinacı", 14/06/2022 tarihinde "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözlemeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından onaylanmıştır.  "Düz Dikiş Makinacı" ve "Konfeksiyon İşçisi" mesleklerine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin "Taraflar" başlıklı 1. maddesinde, sözleşmenin aşağıda bilgileri yer alan taraflarla İşbaşı Eğitim Programı düzenlemek amacıyla yapıldığı belirtilerek Katılımcı: Ekli Liste, İşveren: Cihan Ürkmez - İnovatif Tekstil İthalat İhracat Taşımacılık Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti., Kurum: Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ibarelerine yer verilmiştir.  "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinde, işverenin görev ve sorumlulukları arasında, programın başlatılması ve devamı sırasında, programın ilgili mevzuata ve sözleşme hükümlerine uygunluğuna yönelik olarak il müdürlüğü tarafından alınan tedbirleri uygulamak ve gereğini yapmak, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmaya yer verilmiş; 7. maddesinde, katılımcının görev ve sorumlulukları arasında, programı düzenli olarak takip etmek, doktor raporu ile tevsik edilebilen en fazla 5 günlük sağlık izni dışında, devamsızlık süresi olarak toplam İşbaşı Eğitim Program süresinin 1/10'undan daha fazla devamsızlığı bulunmamak, program sırasında işyeri ile ilgili olarak edinilen ticari ve gizli bilgileri işyeri dışında başkaları ile paylaşmamak, fesih kararı alması halinde, fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmek, programa katılma şartlarını taşıdığı hususunda yazılı beyanname vermek, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmak, işsizlik ödeneği aldıkları süre boyunca işten ayrılma bildirgesinin tarafı olan iş yerinin bağlı olduğu vergi numarası altında yer alan işyerlerinde düzenlenen programlara katılmamaya yer verilmiştir.  Sözleşmenin 8. maddesinde, "(1) Kurum sözleşmenin tarafı olmayıp Kurumun görev ve sorumlulukları; (a) Katılımcılara İşbaşı Eğitim Programına katıldığı her bir fiili gün için Kurum Yönetim Kurulu tarafından belirlenmiş olan tutarda ödeme yapmak. (Ödemeler, aylık olarak banka/PTT hesabı üzerinden katılımcının doğrudan hesabına yapılır.) (b) İşveren ya da katılımcı tarafından yapılan itiraz ve şikâyetleri karara bağlamak. (c) Katılımcılar adına kısa vadeli sigorta kolları kapsamında iş kazası ve meslek hastalığı primleri SGK'ya ödemek. (d) Sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebilir ve bu durumda fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir.  Sözleşmenin "Sözleşmenin Sona Ermesi ve Feshi" başlıklı 9. maddesinde, sözleşmenin feshedilebilmesi için durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının il müdürlüğünce uygun görülmesi halinde fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlik kazanacağı ve bu tarih aralığında katılımcıya herhangi bir ödeme yapılmayacağı veya yapılmış ödemelerin feshe neden olan taraftan geri alınacağı, ayrıca il müdürlüğünün sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebileceği, bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği düzenlenmiştir.  Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, "İşverenin programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde program sonlandırılır, sözleşme kapsamında yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir ve söz konusu işveren bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz. Katılımcının programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde ise katılımcının program ile ilişiği kesilir, katılımcıya ve katılımcı adına yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilir ve söz konusu katılımcı bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.  "Düz Dikiş Makinacı" mesleğine yönelik Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, "İşverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde program sonlandırılır, program için yapılan ödemeler tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile yararlanma şartlarını taşımayan taraftan tahsil edilir ve ve ilgili taraf on iki ay süre ile Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamaz. (...)" düzenlemesi yer almıştır.  HUKUKİ DEĞERLENDİRME:  Yönetmelik kapsamında 24 ay süreyle işbaşı eğitim programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin idari yaptırım niteliğinde olduğu ve bu işlemin sözleşmeden ayrılabilir mahiyette olduğundan bahisle anılan işlemin iptali istemiyle açılan dava, İdare Mahkemesince, özel hukuk sözleşmesine dayalı uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görev alanında bulunduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesince anılan karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  Öncelikle, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğuna yönelik Uyuşmazlık Mahkemesi kararının, bakılan dava bakımından bağlayıcı olup olmadığının ortaya koyulması gerekmektedir.  2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un "Kararların bildirilmesi" başlıklı 28. maddesinde, "Uyuşmazlık Mahkemesi, vereceği bütün kararların sonuçlarını ilgili Başsavcı ve Başkanunsözcüsüne, görev uyuşmazlığının çözülmesi için kendisine başvuran yargı merciine, kararı beklemesi için yazı yazılmış bulunan yargı merciine veya mercilerine uyuşmazlığın çözülmesi için başvurmuş olan kişilere veya makamlara hemen tebliğ eder. İlgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler; mahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevlidirler. Gerekçeli kararın birer örneği de birinci fıkrada yazılı yerlere ve kişilere gönderilir." kuralı yer almıştır.  Aktarılan Kanun maddesinden anlaşılacağı üzere Uyuşmazlık Mahkemesince verilen kararların yalnız aralarında görev uyuşmazlığı çıkan mahkemeler açısından bağlayıcı olduğu hususu gözetildiğinde, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilen İdare Mahkemesi'nin davanın görev yönünden reddi kararına dayanak oluşturan Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bakılan dava bakımından bağlayıcı olmadığı açıktır.  Uyuşmazlığın hangi yargı yoluna tabi olduğuna gelince:  Anayasa Mahkemesi kararlarında da irdelendiği üzere, Anayasa'da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay konu itibarıyla yetkili kılınmıştır. Bu ayrım uyarınca idarenin kamu gücü kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemleri idari yargı, özel hukuk alanına giren işlemleri de adli yargı denetimine tabi olacaktır. Bu durumda idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir hakkının bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Bununla birlikte, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. (AYM, E:2005/108, K:2006/35, 01/03/2006; E.2007/115, K.2009/80, 11/06/2009)  Anayasa Mahkemesi'nin aktarılan kararları uyarınca, bir uyuşmazlığın adli veya idari yargıda görülmesi uyuşmazlığın niteliğine bağlı olarak anayasal ilkeler uyarınca belirlenmesini gerektirir. Bu belirleme, haklı nedenin ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından gerçekleştirilmiş olabilir. Aktarılan mevzuat irdelendiğinde, Türkiye İş Kurumunun işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların adli yargının görev alanına girdiğine dair açık bir yasa kuralına yer verilmediği görülmektedir. Bu tür bir belirlemenin kanun koyucu tarafından yapılmamış olması dava konusu işlemin niteliğini ortaya koymayı ve görevli yargı kolunun buna bağlı olarak belirlenmesini gerektirmektedir.  Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda ele alınan kararlarında da vurgulandığı üzere, adli yargı ile idari yargı arasındaki görev ayrımı kaynağını Anayasa'dan almaktadır. Bu ayrım çerçevesinde, idari yargı fonksiyonu, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin Anayasa, kanunlar, bizzat idare tarafından yürürlüğe konulan birincil ve ikincil düzenlemeler ile bütün hukuk düzeninin kaynağını aldığı anayasal ilkelere dayalı olarak yerine getirilmesidir. Bu kapsamda idari yargı (adli yargıdan farklı olarak) idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin yerine getirilmesi ve kişilerin hak ve/veya menfaatlerinin korunması amacını iç içe geçmiş bir şekilde yerine getirmektedir. Bu noktada, idari yargının varlık sebebi, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi aracılığıyla Devletin Anayasa'da ifadesini bulan hukuk devleti niteliğinin sağlanmasını temin etmektir.  Hukuk devleti ilkesiyle idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğu arasındaki ilişki iki yönlüdür. Birincisi Anayasa'dan başlayarak hukuk kurallarının yukarıdan aşağıya doğru, aşağıdaki kuralların üstündeki kurallara uygun olduğu tutarlı ve uyumlu bir hiyerarşi izlemesidir. İkincisi ise hukukun uygulanmasıyla ortaya çıkan bireysel idari işlem ve eylemlerin bir hiyerarşi oluşturarak Anayasa'ya doğru ilerleyen hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle, idari yargı, sadece iki taraf arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması aracı olmaktan çıkmakta ve hukuk kuralları arasındaki normatif hiyerarşinin ve bu kuralların uygulanmasının hukuka uygunluğunun yargısal denetimini hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak yerine getirmek suretiyle idarenin işlem ve eylemlerinde hukuka uygun davranılmasını sağlamaktadır.  Adli yargı, esas olarak birbirine hukuki anlamda eşit veya denk olan bireyler veya hükmi kişilikler arasındaki hak temelli uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve yargıdan hukuki koruma talep edenlerin sübjektif haklarının korunmasını sağlar. Bu açıdan bakıldığında adli yargıdaki yargısal denetim, birtakım işlem ve/veya eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminden ziyade taraflar arasında geçerli olan hakkın kaynağının tespiti ve tarafların uyuşmazlık yaşadıkları hakların hangi miktar ve düzeyde hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesine yöneliktir ve bununla sınırlıdır.  İdari yargı ise idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimini yerine getirmek üzere kaynağını Anayasa'nın adli yargı ve idari yargı görev ayrımından alan temel bir yargı kolunu temsil ekmekte ve Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesini sağlama aracı rolünü yerine getirmektedir. Dolayısıyla adli yargının esas olarak iki tarafın üzerinde uzlaşamadıkları hakkın sahibine verilmesinin sağlanmasına yönelik temel kurgu idari işlemlerin yargısal denetimi söz konusu olduğunda idari yargı bakımından geçerli değildir. Zira idari işlemlerin yargısal denetiminde yargılanan, taraflar ve onların sübjektif hakları değil, idari işlemin kendisi ve onun hukuka uygun olup olmadığıdır. Bu nedenle idari yargıda, davanın taraflarının kişiliklerinden ziyade uyuşmazlık konusu işlemin idari işlem olup olmadığı önem taşır.  İdari yargıda, idari işlemin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminde, kamu yararının gerçekleştirilmesi adına tesis edilmesi gereken bir idari işlemin yine kamu yararının gerçekleştirilmesi adına hukuka uygunlukla sınırlı olarak yargı denetimine tabi tutulması söz konusudur. İdari yargının özelliği yargılamanın taraflarının kişiliklerinden soyutlanmış bir idari işlemin hukuka uygunluğunun yargılanmasını konu edinmesidir. Başka bir anlatımla, idari davalarda verilen kararlar öncelikle davacıların hak ve/veya menfaatlerinin belirlenmesine hizmet ederken aynı zamanda idarenin işlem ve eyleminin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi yapıldığından hukuki etkisi itibarıyla davanın taraflarından daha geniş kamusal sonuçları söz konusu olmaktadır. İdari yargıdaki uyuşmalıkların davanın taraflarını aşan hüküm ve sonuçlar doğurması, yargılama konusunun idari işlem olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, yargılamanın hak süjelerinin konumu bakımından iki taraflılığı mantığının hem adli hem de idari yargıda geçerli olması yargı kollarının sadece bir tercihe dayalı olarak değişebileceği şeklinde ele alınamaz.  İdarenin hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanına giren işlem ve eylemleri söz konusu olabilir. Anayasa'dan kaynaklanan adli yargı idari yargı görev ayrımının bir sonucu olarak idarenin kamu hukukundan kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin idari yargıda; özel hukuk alanından kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin ise adli yargıda yerine getirilmesi gerekir. Bu yalnızca adli yargı ve idari yargı görev ayrımının bir sonucu değil Anayasa'nın 37. maddesinde ifadesini bulan hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağına yönelik kanuni hakim güvencesinin de bir gereğidir.  Yargı yolunun belirlenmesine yönelik inceleme, dava konusu işlemin dayandığı hukuksal ilişkinin bir özel hukuk ilişkisi veya kamu hukuku ilişkisi olup olmadığına göre belirlenir. İdari yargının görev alanına giren hukuksal ilişkiler özel hukuk ilişkilerinde rastlanmayan, özel hukuk ilişkilerinin kapsam ve sınırlarını aşan kamu hukuku ilişkileridir. Kamu hukuku ilişkilerine niteliğini veren en temel ölçütlerden biri işlemin bir kamu hizmetinin görülmesi kapsamında tesis edilmiş olmasıdır. Kamu hizmeti bizzat idare tarafından yerine getirilebileceği gibi idarenin yakın gözetim ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından da yerine getirilebilir. Kamu hizmetinin özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmesi bu hizmetin kamusal niteliğini ortadan kaldırmadığı için idarenin bu kapsamda tesis edeceği işlemler idari işlem olmaya devam edecektir.  İdari işlemler, idari makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukuki durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin "idari makamlarca tesis edilmiş olma", "tek yanlı olma" ve "icrailik niteliğini taşıma" unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.  Öteden beri idare tarafından yerine getirilen meslek kazandırma ve istihdam düzeyini koruma faaliyeti günümüzde idarenin yakın gözetimi ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmektedir. Özel hukuk kişilerinin söz konusu meslek eğitimi verme yetkileri idare ile kurulan kamu hukuku ilişkisinin bir sonucudur. Dolayısıyla idare meslek kazandırmaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin (işbaşı eğitim programının) usulüne uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini sürekli olarak kontrol etmekte ve Kanunun ve ikincil düzenlemelerin kendisine verdiği denetim yetkilerini mahiyetinde saklı tutmaktadır.  Somut olayda, işbaşı eğitim programının özel hukuk kişisi olan davacı şirket tarafından tertip edilmesi, idarenin davacıyı bu amaçla yetkilendirmesinden kaynaklanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, özel hukuk kişilerinin mesleki deneyim edindirme kurslarını tertip etmesi ile sağlanan hizmetin karşılığı hizmeti alan bireylerin (katılımcıların) kişisel gelirlerinden değil kamu bütçesinden karşılanmaktadır. Bu açıdan davalı idare ile davacı özel hukuk kişisi arasındaki hukuksal ilişki, özel hukuk alanında meydana gelen sıradan bir özel hukuk ilişkisi olarak nitelendirilemez.  İdarenin işbaşı eğitim programlarının nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Yönetmeliğin 43. maddesinde, sözleşmenin içeriği, şekli ve şartlarının Kurum tarafından belirleneceği ve işveren ile katılımcı arasında (idare ile işveren arasında değil) imzalanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla davalı idare sözleşmenin tarafı değildir ancak meslek kazandırma ve istihdam düzeyini korumaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin nihai sorumlusu olduğu için işbaşı eğitim programı sözleşmesinin onay mercidir. Bu husus Yönetmeliğin 43. maddesinde, "işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesi il müdürlüğünün onayına bağlıdır." şeklinde ifade edilmiştir.  İdarenin Sözleşmedeki hukuki durumuna yönelik aktarılan Yönetmelik düzenlemesinin bir sonucu olarak Sözleşmenin 8. maddesinde, Kurumun sözleşmenin tarafı olmadığı açıkça vurgulanmıştır.  Davalı idarenin işbaşı eğitim programları düzenlenmesine yönelik kamu hizmetinin nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Sözleşmenin 9. maddesinde, fesih kararının geçerlilik kazanması, feshin, il müdürlüğünce uygun görülmesi koşuluna bağlanmıştır. Ayrıca sözleşmenin tarafları olan işveren ve katılımcılar dışında il müdürlüğüne de sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması ile gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi hallerinde sözleşmeyi feshetme yetkisi verilmiştir. Başka bir anlatımla, idare, sözleşmenin tarafı olmamasına karşın belirli koşulların oluşması halinde sözleşmeyi feshetmeye yönelik kamu gücüyle donatılmıştır.  Davalı idarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.  Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.  SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;  1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;  2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi." />
<meta name="Yahoo" content="İdarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.   DANIŞTAY 13. DAİRE E. 2024/2888 K. 2024/4723 T. 12.11.2024 İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.  YARGILAMA SÜRECİ :  Dava konusu istem: İşbaşı eğitim programı düzenlemek üzere yetkilendirilen davacı şirketin 07/09/2022 tarihinde iş yerinde yapılan denetimde 14/07/2022-16/07/2022 tarihlerinde herhangi bir çalışma yapılmadığı halde kursiyer devam çizelgelerinin imzalatıldığı ve o günlere yönelik ödeme yapıldığının tespit edildiğinden bahisle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 47. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 24 ay süreyle anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.  İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu tip sözleşmede, işverenin, katılımcıların ve idarenin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, sözleşmenin feshine neden olabilecek hallerin tek tek sayıldığı, işverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde programın sonlandırılacağı, program için yapılan ödemelerin tespit tarihinden itibaren yararlanma şartlarını taşımayan taraftan yasal faiziyle birlikte tahsil edileceği ve ilgili tarafın Yönetmelik kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamayacağının hüküm altına alındığı, Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, sözleşmenin idari bir sözleşme sayılabilmesi için taraflardan birinin idare olması dışında gerekli olan sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alması koşullarının taraflar arasındaki sözleşmede bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın, Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yanında özel hukuk hükümlerine tabi hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemden kaynaklanan başka bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı da bu yönde olduğundan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.  Belirtilen gerekçelerle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.  Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir idari işlem olduğu, Danıştay içtihatlarına göre Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesince iddialarının yeterince değerlendirilmediği ileri sürülmektedir.  KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.  DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.  TÜRK MİLLETİ ADINA  Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:  KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:  USUL YÖNÜNDEN:  MADDİ OLAY:  Davacı şirket ile katılımcılar arasında düz dikiş makinacı ve konfeksiyon işçisi kurslarına ilişkin ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde onaylanmıştır.  Söz konusu kurslarla ilgili olarak davalı idarenin kurs denetim personeli tarafından 07/09/2022 tarihinde davacının iş yerinde yapılan denetime dayalı tespitler uyarınca ... tarih ve ... sayılı Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü işlemiyle davacı şirket hakkında 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin yasaklılık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.  Bunun üzerine, 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.  İLGİLİ MEVZUAT:  Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu; 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; 37. maddesinde, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği; hakimler ve savcıların adli ve idari yargı hakim ve savcıları olarak görev yapacakları; 155. maddesinde, Danıştayın idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakacağı, Danıştayın, (...) idari yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği; 158. maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.  2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.  4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun ''Doğrudan temin'' başlıklı 22. maddesinde, "Aşağıda belirtilen hallerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilir: ... ı) Türkiye İş Kurumunun, 25/6/2003 tarih ve 4904 Sayılı Kanun'un 3. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları ile 25/8/1999 tarih ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin yedinci fıkrasında sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları, ..." kuralına yer verilmiştir.  4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun "İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler" başlıklı 48. maddesinin altıncı fıkrasında, sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, Türkiye İş Kurumunca aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar sağlanıp ödemeler yapılacağı düzenlenmiştir.  4094 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun ile istihdamın korunmasına, geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak ve işsizlik sigortası hizmetlerini yürütmek üzere Türkiye İş Kurumu kurulmuştur. ... Kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk bir kamu kuruluşudur. Kurum, vize ve tescile ilişkin hükümler hariç 26/05/1927 tarih ve 1050 Sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ve 21/02/1967 tarih ve 832 Sayılı Sayıştay Kanunu'na tabidir. Kurumun malları, alacakları, banka hesapları 09/06/1932 tarih ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 01/03/1926 tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu bakımından Devlet malı hükmünde olup haczedilemez, alacakları da Devlet alacağı derecesinde imtiyazlıdır. Kurum malları hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun iflasa ilişkin hükümleri uygulanmaz. Kısa adı "İŞKUR" dur."; "Kurumun görevleri" başlıklı 3. maddesinde, "Kurumun görevleri şunlardır: (...) c) İş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmek ve uygulamak ..." kuralları yer almıştır.  15/07/2018 tarih ve 30479 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Türkiye İş Kurumunu düzenleyen kırk üçüncü bölümünün "Amaç ve kapsam" başlıklı 615. maddesinde, Türkiye İş Kurumunun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk kısa adı İŞKUR olan bir kamu kuruluşu olduğu; "Kurumun görevleri" başlıklı 617. maddesinde, iş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmenin ve uygulamanın Kurumun görevleri arasında yer aldığı; "Hizmet birimlerinin görevleri" başlıklı 623. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme kursları düzenlemenin, istihdamda özel politika gerektiren grupların istihdamını kolaylaştırıcı mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermenin veya verdirmenin, diğer işgücü yetiştirme ve uyum programlarını uygulamanın Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının görevleri arasında olduğu kuralına yer verilmiştir.  Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin ve çalışanların mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen aktif işgücü hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, Yönetmeliğin Türkiye İş Kurumu tarafından işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda yürütülecek mesleki eğitim kurslarına, işbaşı eğitim programlarına ve bu Yönetmelik çerçevesinde tasarlanacak olan diğer kurs, program, proje ve özel uygulamalara ilişkin usul ve esasları kapsadığı; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, Yönetmeliğin 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 617. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, 24/11/1994 tarihli ve 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına, 25/8/1999 tarihli ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendi, yedinci fıkrası ve 53. maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi ile 4/1/2002 tarihli ve 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine dayanılarak hazırlandığı; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerinin, istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere gerçekleştirilen faaliyetleri; isteklinin, hizmet alımına teklif verenleri; işbaşı eğitim programının, katılımcılara mesleki deneyim kazandırmak üzere, Kurum tarafından belirlenen asgari şartları taşıyan ve Kuruma kayıtlı olan işyerlerinde işbaşında verilen eğitimi; katılımcının, işbaşı eğitim programlarına veya Yönetmelik kapsamında düzenlenen programlara katılanları; kursiyerin, Yönetmelik kapsamında düzenlenen mesleki eğitim kurslarına katılanları; sözleşmenin Yönetmelik kapsamında hizmet alımı yöntemiyle düzenlenen kurslar ile program ve projelerin çerçevesini belirleyen ve Kurum ile yüklenici veya işveren ile katılımcı arasında imzalanan belirli süreli belgeyi; yüklenicinin, Yönetmelik kapsamındaki hizmetlerin yürütülmesi amacıyla sözleşme ve/veya protokol imzalanan hizmet sağlayıcılarını ifade ettiği belirtilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Yetki ve sorumluluk" başlıklı 5. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerine ilişkin politikaların belirlenmesinden, ilgili mevzuatın hazırlanmasından, politika ve mevzuat çerçevesinde sunulan hizmetlerin ve yürütülen faaliyetlerin koordinasyonundan Genel Müdürlüğün sorumlu olduğu; aktif işgücü hizmetleri için hizmet alımı ve iş birliği yapılması ile hizmetlerin yürütülmesinden il müdürlüklerinin yetkili ve sorumlu oldukları, gerektiğinde hizmet merkezlerinin il müdürlükleri tarafından bu kapsamda yetkilendirilebileceği, Kurumun, bu Yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemlerin yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yapılmasını temin etmek için gerekli tedbirleri alacağı; "Kurs veya programların planlanması ve uygulanması" başlıklı 7. maddesinde, bu Yönetmelikte belirtilen kurs ve programların uygulanmasının yıllık işgücü eğitim planında yer alması şartına bağlı olduğu, il müdürlükleri tarafından en geç ilgili yılın ocak ayında yıllık işgücü eğitim planı hazırlanacağı, (...), bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs ve programların iş birliği veya hizmet alımı yöntemiyle gerçekleştirileceği; "Programın amacı" başlıklı 35. maddesinde, işbaşı eğitim programının, Kuruma kayıtlı işsizlerin önceden edindikleri teorik bilgileri uygulama yaparak pekiştirmelerini veya mesleki deneyim kazanmalarını sağlamak amacıyla düzenleneceği; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle "Program düzenlenebilecek meslekler ve uygulanacak işyerleri" başlıklı 36. maddesinde, işbaşı eğitim programının, katılımcının mesleki deneyim kazanmasını sağlayacak mesleklerde düzenleneceği, program düzenlenecek meslekleri belirlemeye Genel Müdürlüğün yetkili olduğu, (...), 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kurum ve kuruluşlar ile belediyeler ve il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmeleri ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklara ait işverenler ile Kurum tarafından bu Yönetmelik kapsamında yasaklılık uygulanan işverenlerin yaptırım süresince programdan yararlanamayacakları (...); "Program giderleri ve giderlerin ödenmesi" başlıklı 42. maddesinde, programa devam ettiği günler için Yönetim Kurulu tarafından belirlenen tutarda zaruri giderin katılımcıya ödeneceği, (...), programlara devam edilen süre içerisinde 5510 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında her bir katılımcı için tahakkuk edecek sigorta primlerinin Kurum tarafından ödeneceği, katılımcılara yapılacak ödemelerin, il müdürlükleri tarafından Kurumun belirleyeceği banka veya PTT aracılığıyla gerçekleştirileceği; "Sözleşme imzalanması" başlıklı 43. maddesinde, işbaşı eğitim programlarından yararlanacak olan işyeri ile katılımcı arasında işbaşı eğitim programı sözleşmesi imzalanacağı ancak işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesinin il müdürlüğünün onayına bağlı olduğu, sözleşmenin içeriği, şartları ve şeklinin Kurum tarafından belirleneceği, tarafların sözleşmede yer alan yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmek zorunda oldukları kuralına yer verilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Sözleşmenin sona ermesi ve feshi" başlıklı 44. maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtilen sürenin bitimi veya sözleşmenin feshi ile sona ereceği, tarafların, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerinin birinci fıkralarının (II) numaralı bentlerinde yer alan hükümleri (25. maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinin (g) alt bendi hariç olmak üzere) kıyasen uygulamak suretiyle sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları, sözleşmenin feshedilebilmesi için; durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç iş günü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının, il müdürlüğü tarafından uygun görülmesi halinde, fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlilik kazanacağı, il müdürlüğünün, sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleriyle sözleşmeyi feshedebileceği ve bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği, il müdürlüğünün de uygun görmesi şartıyla, programın dörtte birlik süresi içerisinde taraflar karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları; "Denetimler ve ziyaretler" başlıklı 45. maddesinde, programlara ilişkin denetimlerin, Kurumun denetim yetkisi saklı kalmak şartı ile Denetim Kurulu tarafından yapılacağı, Denetim Kurulunca yapılan denetimin dışında programın izlenmesi amacıyla il müdürlüğünün her program için ünvan farkı olmaksızın bir asıl ve bir yedek personeli program sorumlusu olarak görevlendireceği, program sorumlusunun programın her safhasında incelemek, değerlendirmek, yönetmek, gerekli bilgi ve belgeleri almak, program dosyasını, programla ilgili evrak ve belgeleri, sözlü/yazılı müracaat ve şikayetleri incelemek, ortaya çıkabilecek olumsuzlukları gerektiğinde yerinde incelemek, olumsuzlukların ve sorunların giderilip giderilmediğini takip etmek, giderilememesi durumunda, derhal gerekli işlemleri başlatmak, olumsuzluklar ve sorunları gerektiğinde ilgililere iletmek, sorumlu olduğu programı, program süresince en az bir kez ziyaret etmek, program ile ilgili kaydedilen gelişmelerin ve varsa sorunların yer aldığı raporları hazırlamak ve muhafaza etmek, katılımcı ve işverenlerin bu Yönetmelik, sözleşme ve ilgili mevzuatta belirlenmiş yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini kontrol etmek zorunda olduğu; "İdari ve mali yaptırımlar" başlıklı 47. maddesinin dördüncü fıkrasında, 44. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre sözleşmenin feshedildiği durumlarda, katılımcıya ve katılımcı adına Kurum tarafından yapılan tüm ödemeler, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte feshe neden olan taraftan tahsil edilir ve feshe neden olan taraf bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz; "İdari yaptırımlar" başlıklı 62. maddesinde, bu Yönetmelik ve sözleşme veya protokol kapsamında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde kursiyer veya katılımcılar ile istekli veya yükleniciler için ilgili il müdürlüğü tarafından bu Yönetmelikte ve ilgili mevzuatında belirtilen yaptırımların uygulanacağı, yaptırımların sisteme kaydedileceği ve bu işlemin kişi veya kuruma yazılı olarak da bildirileceği düzenlenmiştir.  01/04/2013 tarih ve 10379 Sayılı Makam Olur'u ile 2013/1 Sayılı Aktif İşgücü Hizmetleri Genelgesi yürürlüğe konulmuş, anılan Genelge'nin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinin ekinde yer alan Tip Sözleşme kullanılarak davacı şirket ile sözleşme ekinde yer alan katılımcılar arasında 02/02/2022 tarihinde "Düz Dikiş Makinacı", 14/06/2022 tarihinde "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözlemeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından onaylanmıştır.  "Düz Dikiş Makinacı" ve "Konfeksiyon İşçisi" mesleklerine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin "Taraflar" başlıklı 1. maddesinde, sözleşmenin aşağıda bilgileri yer alan taraflarla İşbaşı Eğitim Programı düzenlemek amacıyla yapıldığı belirtilerek Katılımcı: Ekli Liste, İşveren: Cihan Ürkmez - İnovatif Tekstil İthalat İhracat Taşımacılık Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti., Kurum: Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ibarelerine yer verilmiştir.  "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinde, işverenin görev ve sorumlulukları arasında, programın başlatılması ve devamı sırasında, programın ilgili mevzuata ve sözleşme hükümlerine uygunluğuna yönelik olarak il müdürlüğü tarafından alınan tedbirleri uygulamak ve gereğini yapmak, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmaya yer verilmiş; 7. maddesinde, katılımcının görev ve sorumlulukları arasında, programı düzenli olarak takip etmek, doktor raporu ile tevsik edilebilen en fazla 5 günlük sağlık izni dışında, devamsızlık süresi olarak toplam İşbaşı Eğitim Program süresinin 1/10'undan daha fazla devamsızlığı bulunmamak, program sırasında işyeri ile ilgili olarak edinilen ticari ve gizli bilgileri işyeri dışında başkaları ile paylaşmamak, fesih kararı alması halinde, fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmek, programa katılma şartlarını taşıdığı hususunda yazılı beyanname vermek, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmak, işsizlik ödeneği aldıkları süre boyunca işten ayrılma bildirgesinin tarafı olan iş yerinin bağlı olduğu vergi numarası altında yer alan işyerlerinde düzenlenen programlara katılmamaya yer verilmiştir.  Sözleşmenin 8. maddesinde, "(1) Kurum sözleşmenin tarafı olmayıp Kurumun görev ve sorumlulukları; (a) Katılımcılara İşbaşı Eğitim Programına katıldığı her bir fiili gün için Kurum Yönetim Kurulu tarafından belirlenmiş olan tutarda ödeme yapmak. (Ödemeler, aylık olarak banka/PTT hesabı üzerinden katılımcının doğrudan hesabına yapılır.) (b) İşveren ya da katılımcı tarafından yapılan itiraz ve şikâyetleri karara bağlamak. (c) Katılımcılar adına kısa vadeli sigorta kolları kapsamında iş kazası ve meslek hastalığı primleri SGK'ya ödemek. (d) Sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebilir ve bu durumda fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir.  Sözleşmenin "Sözleşmenin Sona Ermesi ve Feshi" başlıklı 9. maddesinde, sözleşmenin feshedilebilmesi için durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının il müdürlüğünce uygun görülmesi halinde fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlik kazanacağı ve bu tarih aralığında katılımcıya herhangi bir ödeme yapılmayacağı veya yapılmış ödemelerin feshe neden olan taraftan geri alınacağı, ayrıca il müdürlüğünün sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebileceği, bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği düzenlenmiştir.  Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, "İşverenin programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde program sonlandırılır, sözleşme kapsamında yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir ve söz konusu işveren bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz. Katılımcının programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde ise katılımcının program ile ilişiği kesilir, katılımcıya ve katılımcı adına yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilir ve söz konusu katılımcı bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.  "Düz Dikiş Makinacı" mesleğine yönelik Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, "İşverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde program sonlandırılır, program için yapılan ödemeler tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile yararlanma şartlarını taşımayan taraftan tahsil edilir ve ve ilgili taraf on iki ay süre ile Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamaz. (...)" düzenlemesi yer almıştır.  HUKUKİ DEĞERLENDİRME:  Yönetmelik kapsamında 24 ay süreyle işbaşı eğitim programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin idari yaptırım niteliğinde olduğu ve bu işlemin sözleşmeden ayrılabilir mahiyette olduğundan bahisle anılan işlemin iptali istemiyle açılan dava, İdare Mahkemesince, özel hukuk sözleşmesine dayalı uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görev alanında bulunduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesince anılan karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  Öncelikle, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğuna yönelik Uyuşmazlık Mahkemesi kararının, bakılan dava bakımından bağlayıcı olup olmadığının ortaya koyulması gerekmektedir.  2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un "Kararların bildirilmesi" başlıklı 28. maddesinde, "Uyuşmazlık Mahkemesi, vereceği bütün kararların sonuçlarını ilgili Başsavcı ve Başkanunsözcüsüne, görev uyuşmazlığının çözülmesi için kendisine başvuran yargı merciine, kararı beklemesi için yazı yazılmış bulunan yargı merciine veya mercilerine uyuşmazlığın çözülmesi için başvurmuş olan kişilere veya makamlara hemen tebliğ eder. İlgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler; mahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevlidirler. Gerekçeli kararın birer örneği de birinci fıkrada yazılı yerlere ve kişilere gönderilir." kuralı yer almıştır.  Aktarılan Kanun maddesinden anlaşılacağı üzere Uyuşmazlık Mahkemesince verilen kararların yalnız aralarında görev uyuşmazlığı çıkan mahkemeler açısından bağlayıcı olduğu hususu gözetildiğinde, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilen İdare Mahkemesi'nin davanın görev yönünden reddi kararına dayanak oluşturan Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bakılan dava bakımından bağlayıcı olmadığı açıktır.  Uyuşmazlığın hangi yargı yoluna tabi olduğuna gelince:  Anayasa Mahkemesi kararlarında da irdelendiği üzere, Anayasa'da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay konu itibarıyla yetkili kılınmıştır. Bu ayrım uyarınca idarenin kamu gücü kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemleri idari yargı, özel hukuk alanına giren işlemleri de adli yargı denetimine tabi olacaktır. Bu durumda idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir hakkının bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Bununla birlikte, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. (AYM, E:2005/108, K:2006/35, 01/03/2006; E.2007/115, K.2009/80, 11/06/2009)  Anayasa Mahkemesi'nin aktarılan kararları uyarınca, bir uyuşmazlığın adli veya idari yargıda görülmesi uyuşmazlığın niteliğine bağlı olarak anayasal ilkeler uyarınca belirlenmesini gerektirir. Bu belirleme, haklı nedenin ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından gerçekleştirilmiş olabilir. Aktarılan mevzuat irdelendiğinde, Türkiye İş Kurumunun işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların adli yargının görev alanına girdiğine dair açık bir yasa kuralına yer verilmediği görülmektedir. Bu tür bir belirlemenin kanun koyucu tarafından yapılmamış olması dava konusu işlemin niteliğini ortaya koymayı ve görevli yargı kolunun buna bağlı olarak belirlenmesini gerektirmektedir.  Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda ele alınan kararlarında da vurgulandığı üzere, adli yargı ile idari yargı arasındaki görev ayrımı kaynağını Anayasa'dan almaktadır. Bu ayrım çerçevesinde, idari yargı fonksiyonu, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin Anayasa, kanunlar, bizzat idare tarafından yürürlüğe konulan birincil ve ikincil düzenlemeler ile bütün hukuk düzeninin kaynağını aldığı anayasal ilkelere dayalı olarak yerine getirilmesidir. Bu kapsamda idari yargı (adli yargıdan farklı olarak) idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin yerine getirilmesi ve kişilerin hak ve/veya menfaatlerinin korunması amacını iç içe geçmiş bir şekilde yerine getirmektedir. Bu noktada, idari yargının varlık sebebi, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi aracılığıyla Devletin Anayasa'da ifadesini bulan hukuk devleti niteliğinin sağlanmasını temin etmektir.  Hukuk devleti ilkesiyle idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğu arasındaki ilişki iki yönlüdür. Birincisi Anayasa'dan başlayarak hukuk kurallarının yukarıdan aşağıya doğru, aşağıdaki kuralların üstündeki kurallara uygun olduğu tutarlı ve uyumlu bir hiyerarşi izlemesidir. İkincisi ise hukukun uygulanmasıyla ortaya çıkan bireysel idari işlem ve eylemlerin bir hiyerarşi oluşturarak Anayasa'ya doğru ilerleyen hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle, idari yargı, sadece iki taraf arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması aracı olmaktan çıkmakta ve hukuk kuralları arasındaki normatif hiyerarşinin ve bu kuralların uygulanmasının hukuka uygunluğunun yargısal denetimini hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak yerine getirmek suretiyle idarenin işlem ve eylemlerinde hukuka uygun davranılmasını sağlamaktadır.  Adli yargı, esas olarak birbirine hukuki anlamda eşit veya denk olan bireyler veya hükmi kişilikler arasındaki hak temelli uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve yargıdan hukuki koruma talep edenlerin sübjektif haklarının korunmasını sağlar. Bu açıdan bakıldığında adli yargıdaki yargısal denetim, birtakım işlem ve/veya eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminden ziyade taraflar arasında geçerli olan hakkın kaynağının tespiti ve tarafların uyuşmazlık yaşadıkları hakların hangi miktar ve düzeyde hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesine yöneliktir ve bununla sınırlıdır.  İdari yargı ise idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimini yerine getirmek üzere kaynağını Anayasa'nın adli yargı ve idari yargı görev ayrımından alan temel bir yargı kolunu temsil ekmekte ve Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesini sağlama aracı rolünü yerine getirmektedir. Dolayısıyla adli yargının esas olarak iki tarafın üzerinde uzlaşamadıkları hakkın sahibine verilmesinin sağlanmasına yönelik temel kurgu idari işlemlerin yargısal denetimi söz konusu olduğunda idari yargı bakımından geçerli değildir. Zira idari işlemlerin yargısal denetiminde yargılanan, taraflar ve onların sübjektif hakları değil, idari işlemin kendisi ve onun hukuka uygun olup olmadığıdır. Bu nedenle idari yargıda, davanın taraflarının kişiliklerinden ziyade uyuşmazlık konusu işlemin idari işlem olup olmadığı önem taşır.  İdari yargıda, idari işlemin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminde, kamu yararının gerçekleştirilmesi adına tesis edilmesi gereken bir idari işlemin yine kamu yararının gerçekleştirilmesi adına hukuka uygunlukla sınırlı olarak yargı denetimine tabi tutulması söz konusudur. İdari yargının özelliği yargılamanın taraflarının kişiliklerinden soyutlanmış bir idari işlemin hukuka uygunluğunun yargılanmasını konu edinmesidir. Başka bir anlatımla, idari davalarda verilen kararlar öncelikle davacıların hak ve/veya menfaatlerinin belirlenmesine hizmet ederken aynı zamanda idarenin işlem ve eyleminin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi yapıldığından hukuki etkisi itibarıyla davanın taraflarından daha geniş kamusal sonuçları söz konusu olmaktadır. İdari yargıdaki uyuşmalıkların davanın taraflarını aşan hüküm ve sonuçlar doğurması, yargılama konusunun idari işlem olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, yargılamanın hak süjelerinin konumu bakımından iki taraflılığı mantığının hem adli hem de idari yargıda geçerli olması yargı kollarının sadece bir tercihe dayalı olarak değişebileceği şeklinde ele alınamaz.  İdarenin hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanına giren işlem ve eylemleri söz konusu olabilir. Anayasa'dan kaynaklanan adli yargı idari yargı görev ayrımının bir sonucu olarak idarenin kamu hukukundan kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin idari yargıda; özel hukuk alanından kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin ise adli yargıda yerine getirilmesi gerekir. Bu yalnızca adli yargı ve idari yargı görev ayrımının bir sonucu değil Anayasa'nın 37. maddesinde ifadesini bulan hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağına yönelik kanuni hakim güvencesinin de bir gereğidir.  Yargı yolunun belirlenmesine yönelik inceleme, dava konusu işlemin dayandığı hukuksal ilişkinin bir özel hukuk ilişkisi veya kamu hukuku ilişkisi olup olmadığına göre belirlenir. İdari yargının görev alanına giren hukuksal ilişkiler özel hukuk ilişkilerinde rastlanmayan, özel hukuk ilişkilerinin kapsam ve sınırlarını aşan kamu hukuku ilişkileridir. Kamu hukuku ilişkilerine niteliğini veren en temel ölçütlerden biri işlemin bir kamu hizmetinin görülmesi kapsamında tesis edilmiş olmasıdır. Kamu hizmeti bizzat idare tarafından yerine getirilebileceği gibi idarenin yakın gözetim ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından da yerine getirilebilir. Kamu hizmetinin özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmesi bu hizmetin kamusal niteliğini ortadan kaldırmadığı için idarenin bu kapsamda tesis edeceği işlemler idari işlem olmaya devam edecektir.  İdari işlemler, idari makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukuki durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin "idari makamlarca tesis edilmiş olma", "tek yanlı olma" ve "icrailik niteliğini taşıma" unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.  Öteden beri idare tarafından yerine getirilen meslek kazandırma ve istihdam düzeyini koruma faaliyeti günümüzde idarenin yakın gözetimi ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmektedir. Özel hukuk kişilerinin söz konusu meslek eğitimi verme yetkileri idare ile kurulan kamu hukuku ilişkisinin bir sonucudur. Dolayısıyla idare meslek kazandırmaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin (işbaşı eğitim programının) usulüne uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini sürekli olarak kontrol etmekte ve Kanunun ve ikincil düzenlemelerin kendisine verdiği denetim yetkilerini mahiyetinde saklı tutmaktadır.  Somut olayda, işbaşı eğitim programının özel hukuk kişisi olan davacı şirket tarafından tertip edilmesi, idarenin davacıyı bu amaçla yetkilendirmesinden kaynaklanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, özel hukuk kişilerinin mesleki deneyim edindirme kurslarını tertip etmesi ile sağlanan hizmetin karşılığı hizmeti alan bireylerin (katılımcıların) kişisel gelirlerinden değil kamu bütçesinden karşılanmaktadır. Bu açıdan davalı idare ile davacı özel hukuk kişisi arasındaki hukuksal ilişki, özel hukuk alanında meydana gelen sıradan bir özel hukuk ilişkisi olarak nitelendirilemez.  İdarenin işbaşı eğitim programlarının nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Yönetmeliğin 43. maddesinde, sözleşmenin içeriği, şekli ve şartlarının Kurum tarafından belirleneceği ve işveren ile katılımcı arasında (idare ile işveren arasında değil) imzalanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla davalı idare sözleşmenin tarafı değildir ancak meslek kazandırma ve istihdam düzeyini korumaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin nihai sorumlusu olduğu için işbaşı eğitim programı sözleşmesinin onay mercidir. Bu husus Yönetmeliğin 43. maddesinde, "işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesi il müdürlüğünün onayına bağlıdır." şeklinde ifade edilmiştir.  İdarenin Sözleşmedeki hukuki durumuna yönelik aktarılan Yönetmelik düzenlemesinin bir sonucu olarak Sözleşmenin 8. maddesinde, Kurumun sözleşmenin tarafı olmadığı açıkça vurgulanmıştır.  Davalı idarenin işbaşı eğitim programları düzenlenmesine yönelik kamu hizmetinin nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Sözleşmenin 9. maddesinde, fesih kararının geçerlilik kazanması, feshin, il müdürlüğünce uygun görülmesi koşuluna bağlanmıştır. Ayrıca sözleşmenin tarafları olan işveren ve katılımcılar dışında il müdürlüğüne de sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması ile gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi hallerinde sözleşmeyi feshetme yetkisi verilmiştir. Başka bir anlatımla, idare, sözleşmenin tarafı olmamasına karşın belirli koşulların oluşması halinde sözleşmeyi feshetmeye yönelik kamu gücüyle donatılmıştır.  Davalı idarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.  Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.  SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;  1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;  2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi." />
<meta name="Altavista" content="İdarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.   DANIŞTAY 13. DAİRE E. 2024/2888 K. 2024/4723 T. 12.11.2024 İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.  YARGILAMA SÜRECİ :  Dava konusu istem: İşbaşı eğitim programı düzenlemek üzere yetkilendirilen davacı şirketin 07/09/2022 tarihinde iş yerinde yapılan denetimde 14/07/2022-16/07/2022 tarihlerinde herhangi bir çalışma yapılmadığı halde kursiyer devam çizelgelerinin imzalatıldığı ve o günlere yönelik ödeme yapıldığının tespit edildiğinden bahisle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 47. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 24 ay süreyle anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.  İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu tip sözleşmede, işverenin, katılımcıların ve idarenin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, sözleşmenin feshine neden olabilecek hallerin tek tek sayıldığı, işverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde programın sonlandırılacağı, program için yapılan ödemelerin tespit tarihinden itibaren yararlanma şartlarını taşımayan taraftan yasal faiziyle birlikte tahsil edileceği ve ilgili tarafın Yönetmelik kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamayacağının hüküm altına alındığı, Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, sözleşmenin idari bir sözleşme sayılabilmesi için taraflardan birinin idare olması dışında gerekli olan sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alması koşullarının taraflar arasındaki sözleşmede bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın, Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yanında özel hukuk hükümlerine tabi hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemden kaynaklanan başka bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı da bu yönde olduğundan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.  Belirtilen gerekçelerle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.  Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir idari işlem olduğu, Danıştay içtihatlarına göre Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesince iddialarının yeterince değerlendirilmediği ileri sürülmektedir.  KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.  DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.  TÜRK MİLLETİ ADINA  Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:  KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:  USUL YÖNÜNDEN:  MADDİ OLAY:  Davacı şirket ile katılımcılar arasında düz dikiş makinacı ve konfeksiyon işçisi kurslarına ilişkin ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde onaylanmıştır.  Söz konusu kurslarla ilgili olarak davalı idarenin kurs denetim personeli tarafından 07/09/2022 tarihinde davacının iş yerinde yapılan denetime dayalı tespitler uyarınca ... tarih ve ... sayılı Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü işlemiyle davacı şirket hakkında 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin yasaklılık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.  Bunun üzerine, 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.  İLGİLİ MEVZUAT:  Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu; 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; 37. maddesinde, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği; hakimler ve savcıların adli ve idari yargı hakim ve savcıları olarak görev yapacakları; 155. maddesinde, Danıştayın idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakacağı, Danıştayın, (...) idari yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği; 158. maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.  2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.  4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun ''Doğrudan temin'' başlıklı 22. maddesinde, "Aşağıda belirtilen hallerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilir: ... ı) Türkiye İş Kurumunun, 25/6/2003 tarih ve 4904 Sayılı Kanun'un 3. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları ile 25/8/1999 tarih ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin yedinci fıkrasında sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları, ..." kuralına yer verilmiştir.  4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun "İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler" başlıklı 48. maddesinin altıncı fıkrasında, sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, Türkiye İş Kurumunca aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar sağlanıp ödemeler yapılacağı düzenlenmiştir.  4094 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun ile istihdamın korunmasına, geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak ve işsizlik sigortası hizmetlerini yürütmek üzere Türkiye İş Kurumu kurulmuştur. ... Kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk bir kamu kuruluşudur. Kurum, vize ve tescile ilişkin hükümler hariç 26/05/1927 tarih ve 1050 Sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ve 21/02/1967 tarih ve 832 Sayılı Sayıştay Kanunu'na tabidir. Kurumun malları, alacakları, banka hesapları 09/06/1932 tarih ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 01/03/1926 tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu bakımından Devlet malı hükmünde olup haczedilemez, alacakları da Devlet alacağı derecesinde imtiyazlıdır. Kurum malları hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun iflasa ilişkin hükümleri uygulanmaz. Kısa adı "İŞKUR" dur."; "Kurumun görevleri" başlıklı 3. maddesinde, "Kurumun görevleri şunlardır: (...) c) İş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmek ve uygulamak ..." kuralları yer almıştır.  15/07/2018 tarih ve 30479 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Türkiye İş Kurumunu düzenleyen kırk üçüncü bölümünün "Amaç ve kapsam" başlıklı 615. maddesinde, Türkiye İş Kurumunun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk kısa adı İŞKUR olan bir kamu kuruluşu olduğu; "Kurumun görevleri" başlıklı 617. maddesinde, iş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmenin ve uygulamanın Kurumun görevleri arasında yer aldığı; "Hizmet birimlerinin görevleri" başlıklı 623. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme kursları düzenlemenin, istihdamda özel politika gerektiren grupların istihdamını kolaylaştırıcı mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermenin veya verdirmenin, diğer işgücü yetiştirme ve uyum programlarını uygulamanın Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının görevleri arasında olduğu kuralına yer verilmiştir.  Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin ve çalışanların mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen aktif işgücü hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, Yönetmeliğin Türkiye İş Kurumu tarafından işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda yürütülecek mesleki eğitim kurslarına, işbaşı eğitim programlarına ve bu Yönetmelik çerçevesinde tasarlanacak olan diğer kurs, program, proje ve özel uygulamalara ilişkin usul ve esasları kapsadığı; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, Yönetmeliğin 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 617. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, 24/11/1994 tarihli ve 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına, 25/8/1999 tarihli ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendi, yedinci fıkrası ve 53. maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi ile 4/1/2002 tarihli ve 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine dayanılarak hazırlandığı; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerinin, istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere gerçekleştirilen faaliyetleri; isteklinin, hizmet alımına teklif verenleri; işbaşı eğitim programının, katılımcılara mesleki deneyim kazandırmak üzere, Kurum tarafından belirlenen asgari şartları taşıyan ve Kuruma kayıtlı olan işyerlerinde işbaşında verilen eğitimi; katılımcının, işbaşı eğitim programlarına veya Yönetmelik kapsamında düzenlenen programlara katılanları; kursiyerin, Yönetmelik kapsamında düzenlenen mesleki eğitim kurslarına katılanları; sözleşmenin Yönetmelik kapsamında hizmet alımı yöntemiyle düzenlenen kurslar ile program ve projelerin çerçevesini belirleyen ve Kurum ile yüklenici veya işveren ile katılımcı arasında imzalanan belirli süreli belgeyi; yüklenicinin, Yönetmelik kapsamındaki hizmetlerin yürütülmesi amacıyla sözleşme ve/veya protokol imzalanan hizmet sağlayıcılarını ifade ettiği belirtilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Yetki ve sorumluluk" başlıklı 5. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerine ilişkin politikaların belirlenmesinden, ilgili mevzuatın hazırlanmasından, politika ve mevzuat çerçevesinde sunulan hizmetlerin ve yürütülen faaliyetlerin koordinasyonundan Genel Müdürlüğün sorumlu olduğu; aktif işgücü hizmetleri için hizmet alımı ve iş birliği yapılması ile hizmetlerin yürütülmesinden il müdürlüklerinin yetkili ve sorumlu oldukları, gerektiğinde hizmet merkezlerinin il müdürlükleri tarafından bu kapsamda yetkilendirilebileceği, Kurumun, bu Yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemlerin yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yapılmasını temin etmek için gerekli tedbirleri alacağı; "Kurs veya programların planlanması ve uygulanması" başlıklı 7. maddesinde, bu Yönetmelikte belirtilen kurs ve programların uygulanmasının yıllık işgücü eğitim planında yer alması şartına bağlı olduğu, il müdürlükleri tarafından en geç ilgili yılın ocak ayında yıllık işgücü eğitim planı hazırlanacağı, (...), bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs ve programların iş birliği veya hizmet alımı yöntemiyle gerçekleştirileceği; "Programın amacı" başlıklı 35. maddesinde, işbaşı eğitim programının, Kuruma kayıtlı işsizlerin önceden edindikleri teorik bilgileri uygulama yaparak pekiştirmelerini veya mesleki deneyim kazanmalarını sağlamak amacıyla düzenleneceği; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle "Program düzenlenebilecek meslekler ve uygulanacak işyerleri" başlıklı 36. maddesinde, işbaşı eğitim programının, katılımcının mesleki deneyim kazanmasını sağlayacak mesleklerde düzenleneceği, program düzenlenecek meslekleri belirlemeye Genel Müdürlüğün yetkili olduğu, (...), 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kurum ve kuruluşlar ile belediyeler ve il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmeleri ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklara ait işverenler ile Kurum tarafından bu Yönetmelik kapsamında yasaklılık uygulanan işverenlerin yaptırım süresince programdan yararlanamayacakları (...); "Program giderleri ve giderlerin ödenmesi" başlıklı 42. maddesinde, programa devam ettiği günler için Yönetim Kurulu tarafından belirlenen tutarda zaruri giderin katılımcıya ödeneceği, (...), programlara devam edilen süre içerisinde 5510 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında her bir katılımcı için tahakkuk edecek sigorta primlerinin Kurum tarafından ödeneceği, katılımcılara yapılacak ödemelerin, il müdürlükleri tarafından Kurumun belirleyeceği banka veya PTT aracılığıyla gerçekleştirileceği; "Sözleşme imzalanması" başlıklı 43. maddesinde, işbaşı eğitim programlarından yararlanacak olan işyeri ile katılımcı arasında işbaşı eğitim programı sözleşmesi imzalanacağı ancak işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesinin il müdürlüğünün onayına bağlı olduğu, sözleşmenin içeriği, şartları ve şeklinin Kurum tarafından belirleneceği, tarafların sözleşmede yer alan yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmek zorunda oldukları kuralına yer verilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Sözleşmenin sona ermesi ve feshi" başlıklı 44. maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtilen sürenin bitimi veya sözleşmenin feshi ile sona ereceği, tarafların, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerinin birinci fıkralarının (II) numaralı bentlerinde yer alan hükümleri (25. maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinin (g) alt bendi hariç olmak üzere) kıyasen uygulamak suretiyle sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları, sözleşmenin feshedilebilmesi için; durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç iş günü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının, il müdürlüğü tarafından uygun görülmesi halinde, fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlilik kazanacağı, il müdürlüğünün, sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleriyle sözleşmeyi feshedebileceği ve bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği, il müdürlüğünün de uygun görmesi şartıyla, programın dörtte birlik süresi içerisinde taraflar karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları; "Denetimler ve ziyaretler" başlıklı 45. maddesinde, programlara ilişkin denetimlerin, Kurumun denetim yetkisi saklı kalmak şartı ile Denetim Kurulu tarafından yapılacağı, Denetim Kurulunca yapılan denetimin dışında programın izlenmesi amacıyla il müdürlüğünün her program için ünvan farkı olmaksızın bir asıl ve bir yedek personeli program sorumlusu olarak görevlendireceği, program sorumlusunun programın her safhasında incelemek, değerlendirmek, yönetmek, gerekli bilgi ve belgeleri almak, program dosyasını, programla ilgili evrak ve belgeleri, sözlü/yazılı müracaat ve şikayetleri incelemek, ortaya çıkabilecek olumsuzlukları gerektiğinde yerinde incelemek, olumsuzlukların ve sorunların giderilip giderilmediğini takip etmek, giderilememesi durumunda, derhal gerekli işlemleri başlatmak, olumsuzluklar ve sorunları gerektiğinde ilgililere iletmek, sorumlu olduğu programı, program süresince en az bir kez ziyaret etmek, program ile ilgili kaydedilen gelişmelerin ve varsa sorunların yer aldığı raporları hazırlamak ve muhafaza etmek, katılımcı ve işverenlerin bu Yönetmelik, sözleşme ve ilgili mevzuatta belirlenmiş yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini kontrol etmek zorunda olduğu; "İdari ve mali yaptırımlar" başlıklı 47. maddesinin dördüncü fıkrasında, 44. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre sözleşmenin feshedildiği durumlarda, katılımcıya ve katılımcı adına Kurum tarafından yapılan tüm ödemeler, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte feshe neden olan taraftan tahsil edilir ve feshe neden olan taraf bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz; "İdari yaptırımlar" başlıklı 62. maddesinde, bu Yönetmelik ve sözleşme veya protokol kapsamında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde kursiyer veya katılımcılar ile istekli veya yükleniciler için ilgili il müdürlüğü tarafından bu Yönetmelikte ve ilgili mevzuatında belirtilen yaptırımların uygulanacağı, yaptırımların sisteme kaydedileceği ve bu işlemin kişi veya kuruma yazılı olarak da bildirileceği düzenlenmiştir.  01/04/2013 tarih ve 10379 Sayılı Makam Olur'u ile 2013/1 Sayılı Aktif İşgücü Hizmetleri Genelgesi yürürlüğe konulmuş, anılan Genelge'nin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinin ekinde yer alan Tip Sözleşme kullanılarak davacı şirket ile sözleşme ekinde yer alan katılımcılar arasında 02/02/2022 tarihinde "Düz Dikiş Makinacı", 14/06/2022 tarihinde "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözlemeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından onaylanmıştır.  "Düz Dikiş Makinacı" ve "Konfeksiyon İşçisi" mesleklerine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin "Taraflar" başlıklı 1. maddesinde, sözleşmenin aşağıda bilgileri yer alan taraflarla İşbaşı Eğitim Programı düzenlemek amacıyla yapıldığı belirtilerek Katılımcı: Ekli Liste, İşveren: Cihan Ürkmez - İnovatif Tekstil İthalat İhracat Taşımacılık Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti., Kurum: Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ibarelerine yer verilmiştir.  "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinde, işverenin görev ve sorumlulukları arasında, programın başlatılması ve devamı sırasında, programın ilgili mevzuata ve sözleşme hükümlerine uygunluğuna yönelik olarak il müdürlüğü tarafından alınan tedbirleri uygulamak ve gereğini yapmak, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmaya yer verilmiş; 7. maddesinde, katılımcının görev ve sorumlulukları arasında, programı düzenli olarak takip etmek, doktor raporu ile tevsik edilebilen en fazla 5 günlük sağlık izni dışında, devamsızlık süresi olarak toplam İşbaşı Eğitim Program süresinin 1/10'undan daha fazla devamsızlığı bulunmamak, program sırasında işyeri ile ilgili olarak edinilen ticari ve gizli bilgileri işyeri dışında başkaları ile paylaşmamak, fesih kararı alması halinde, fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmek, programa katılma şartlarını taşıdığı hususunda yazılı beyanname vermek, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmak, işsizlik ödeneği aldıkları süre boyunca işten ayrılma bildirgesinin tarafı olan iş yerinin bağlı olduğu vergi numarası altında yer alan işyerlerinde düzenlenen programlara katılmamaya yer verilmiştir.  Sözleşmenin 8. maddesinde, "(1) Kurum sözleşmenin tarafı olmayıp Kurumun görev ve sorumlulukları; (a) Katılımcılara İşbaşı Eğitim Programına katıldığı her bir fiili gün için Kurum Yönetim Kurulu tarafından belirlenmiş olan tutarda ödeme yapmak. (Ödemeler, aylık olarak banka/PTT hesabı üzerinden katılımcının doğrudan hesabına yapılır.) (b) İşveren ya da katılımcı tarafından yapılan itiraz ve şikâyetleri karara bağlamak. (c) Katılımcılar adına kısa vadeli sigorta kolları kapsamında iş kazası ve meslek hastalığı primleri SGK'ya ödemek. (d) Sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebilir ve bu durumda fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir.  Sözleşmenin "Sözleşmenin Sona Ermesi ve Feshi" başlıklı 9. maddesinde, sözleşmenin feshedilebilmesi için durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının il müdürlüğünce uygun görülmesi halinde fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlik kazanacağı ve bu tarih aralığında katılımcıya herhangi bir ödeme yapılmayacağı veya yapılmış ödemelerin feshe neden olan taraftan geri alınacağı, ayrıca il müdürlüğünün sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebileceği, bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği düzenlenmiştir.  Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, "İşverenin programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde program sonlandırılır, sözleşme kapsamında yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir ve söz konusu işveren bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz. Katılımcının programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde ise katılımcının program ile ilişiği kesilir, katılımcıya ve katılımcı adına yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilir ve söz konusu katılımcı bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.  "Düz Dikiş Makinacı" mesleğine yönelik Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, "İşverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde program sonlandırılır, program için yapılan ödemeler tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile yararlanma şartlarını taşımayan taraftan tahsil edilir ve ve ilgili taraf on iki ay süre ile Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamaz. (...)" düzenlemesi yer almıştır.  HUKUKİ DEĞERLENDİRME:  Yönetmelik kapsamında 24 ay süreyle işbaşı eğitim programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin idari yaptırım niteliğinde olduğu ve bu işlemin sözleşmeden ayrılabilir mahiyette olduğundan bahisle anılan işlemin iptali istemiyle açılan dava, İdare Mahkemesince, özel hukuk sözleşmesine dayalı uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görev alanında bulunduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesince anılan karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  Öncelikle, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğuna yönelik Uyuşmazlık Mahkemesi kararının, bakılan dava bakımından bağlayıcı olup olmadığının ortaya koyulması gerekmektedir.  2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un "Kararların bildirilmesi" başlıklı 28. maddesinde, "Uyuşmazlık Mahkemesi, vereceği bütün kararların sonuçlarını ilgili Başsavcı ve Başkanunsözcüsüne, görev uyuşmazlığının çözülmesi için kendisine başvuran yargı merciine, kararı beklemesi için yazı yazılmış bulunan yargı merciine veya mercilerine uyuşmazlığın çözülmesi için başvurmuş olan kişilere veya makamlara hemen tebliğ eder. İlgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler; mahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevlidirler. Gerekçeli kararın birer örneği de birinci fıkrada yazılı yerlere ve kişilere gönderilir." kuralı yer almıştır.  Aktarılan Kanun maddesinden anlaşılacağı üzere Uyuşmazlık Mahkemesince verilen kararların yalnız aralarında görev uyuşmazlığı çıkan mahkemeler açısından bağlayıcı olduğu hususu gözetildiğinde, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilen İdare Mahkemesi'nin davanın görev yönünden reddi kararına dayanak oluşturan Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bakılan dava bakımından bağlayıcı olmadığı açıktır.  Uyuşmazlığın hangi yargı yoluna tabi olduğuna gelince:  Anayasa Mahkemesi kararlarında da irdelendiği üzere, Anayasa'da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay konu itibarıyla yetkili kılınmıştır. Bu ayrım uyarınca idarenin kamu gücü kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemleri idari yargı, özel hukuk alanına giren işlemleri de adli yargı denetimine tabi olacaktır. Bu durumda idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir hakkının bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Bununla birlikte, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. (AYM, E:2005/108, K:2006/35, 01/03/2006; E.2007/115, K.2009/80, 11/06/2009)  Anayasa Mahkemesi'nin aktarılan kararları uyarınca, bir uyuşmazlığın adli veya idari yargıda görülmesi uyuşmazlığın niteliğine bağlı olarak anayasal ilkeler uyarınca belirlenmesini gerektirir. Bu belirleme, haklı nedenin ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından gerçekleştirilmiş olabilir. Aktarılan mevzuat irdelendiğinde, Türkiye İş Kurumunun işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların adli yargının görev alanına girdiğine dair açık bir yasa kuralına yer verilmediği görülmektedir. Bu tür bir belirlemenin kanun koyucu tarafından yapılmamış olması dava konusu işlemin niteliğini ortaya koymayı ve görevli yargı kolunun buna bağlı olarak belirlenmesini gerektirmektedir.  Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda ele alınan kararlarında da vurgulandığı üzere, adli yargı ile idari yargı arasındaki görev ayrımı kaynağını Anayasa'dan almaktadır. Bu ayrım çerçevesinde, idari yargı fonksiyonu, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin Anayasa, kanunlar, bizzat idare tarafından yürürlüğe konulan birincil ve ikincil düzenlemeler ile bütün hukuk düzeninin kaynağını aldığı anayasal ilkelere dayalı olarak yerine getirilmesidir. Bu kapsamda idari yargı (adli yargıdan farklı olarak) idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin yerine getirilmesi ve kişilerin hak ve/veya menfaatlerinin korunması amacını iç içe geçmiş bir şekilde yerine getirmektedir. Bu noktada, idari yargının varlık sebebi, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi aracılığıyla Devletin Anayasa'da ifadesini bulan hukuk devleti niteliğinin sağlanmasını temin etmektir.  Hukuk devleti ilkesiyle idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğu arasındaki ilişki iki yönlüdür. Birincisi Anayasa'dan başlayarak hukuk kurallarının yukarıdan aşağıya doğru, aşağıdaki kuralların üstündeki kurallara uygun olduğu tutarlı ve uyumlu bir hiyerarşi izlemesidir. İkincisi ise hukukun uygulanmasıyla ortaya çıkan bireysel idari işlem ve eylemlerin bir hiyerarşi oluşturarak Anayasa'ya doğru ilerleyen hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle, idari yargı, sadece iki taraf arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması aracı olmaktan çıkmakta ve hukuk kuralları arasındaki normatif hiyerarşinin ve bu kuralların uygulanmasının hukuka uygunluğunun yargısal denetimini hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak yerine getirmek suretiyle idarenin işlem ve eylemlerinde hukuka uygun davranılmasını sağlamaktadır.  Adli yargı, esas olarak birbirine hukuki anlamda eşit veya denk olan bireyler veya hükmi kişilikler arasındaki hak temelli uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve yargıdan hukuki koruma talep edenlerin sübjektif haklarının korunmasını sağlar. Bu açıdan bakıldığında adli yargıdaki yargısal denetim, birtakım işlem ve/veya eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminden ziyade taraflar arasında geçerli olan hakkın kaynağının tespiti ve tarafların uyuşmazlık yaşadıkları hakların hangi miktar ve düzeyde hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesine yöneliktir ve bununla sınırlıdır.  İdari yargı ise idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimini yerine getirmek üzere kaynağını Anayasa'nın adli yargı ve idari yargı görev ayrımından alan temel bir yargı kolunu temsil ekmekte ve Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesini sağlama aracı rolünü yerine getirmektedir. Dolayısıyla adli yargının esas olarak iki tarafın üzerinde uzlaşamadıkları hakkın sahibine verilmesinin sağlanmasına yönelik temel kurgu idari işlemlerin yargısal denetimi söz konusu olduğunda idari yargı bakımından geçerli değildir. Zira idari işlemlerin yargısal denetiminde yargılanan, taraflar ve onların sübjektif hakları değil, idari işlemin kendisi ve onun hukuka uygun olup olmadığıdır. Bu nedenle idari yargıda, davanın taraflarının kişiliklerinden ziyade uyuşmazlık konusu işlemin idari işlem olup olmadığı önem taşır.  İdari yargıda, idari işlemin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminde, kamu yararının gerçekleştirilmesi adına tesis edilmesi gereken bir idari işlemin yine kamu yararının gerçekleştirilmesi adına hukuka uygunlukla sınırlı olarak yargı denetimine tabi tutulması söz konusudur. İdari yargının özelliği yargılamanın taraflarının kişiliklerinden soyutlanmış bir idari işlemin hukuka uygunluğunun yargılanmasını konu edinmesidir. Başka bir anlatımla, idari davalarda verilen kararlar öncelikle davacıların hak ve/veya menfaatlerinin belirlenmesine hizmet ederken aynı zamanda idarenin işlem ve eyleminin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi yapıldığından hukuki etkisi itibarıyla davanın taraflarından daha geniş kamusal sonuçları söz konusu olmaktadır. İdari yargıdaki uyuşmalıkların davanın taraflarını aşan hüküm ve sonuçlar doğurması, yargılama konusunun idari işlem olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, yargılamanın hak süjelerinin konumu bakımından iki taraflılığı mantığının hem adli hem de idari yargıda geçerli olması yargı kollarının sadece bir tercihe dayalı olarak değişebileceği şeklinde ele alınamaz.  İdarenin hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanına giren işlem ve eylemleri söz konusu olabilir. Anayasa'dan kaynaklanan adli yargı idari yargı görev ayrımının bir sonucu olarak idarenin kamu hukukundan kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin idari yargıda; özel hukuk alanından kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin ise adli yargıda yerine getirilmesi gerekir. Bu yalnızca adli yargı ve idari yargı görev ayrımının bir sonucu değil Anayasa'nın 37. maddesinde ifadesini bulan hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağına yönelik kanuni hakim güvencesinin de bir gereğidir.  Yargı yolunun belirlenmesine yönelik inceleme, dava konusu işlemin dayandığı hukuksal ilişkinin bir özel hukuk ilişkisi veya kamu hukuku ilişkisi olup olmadığına göre belirlenir. İdari yargının görev alanına giren hukuksal ilişkiler özel hukuk ilişkilerinde rastlanmayan, özel hukuk ilişkilerinin kapsam ve sınırlarını aşan kamu hukuku ilişkileridir. Kamu hukuku ilişkilerine niteliğini veren en temel ölçütlerden biri işlemin bir kamu hizmetinin görülmesi kapsamında tesis edilmiş olmasıdır. Kamu hizmeti bizzat idare tarafından yerine getirilebileceği gibi idarenin yakın gözetim ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından da yerine getirilebilir. Kamu hizmetinin özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmesi bu hizmetin kamusal niteliğini ortadan kaldırmadığı için idarenin bu kapsamda tesis edeceği işlemler idari işlem olmaya devam edecektir.  İdari işlemler, idari makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukuki durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin "idari makamlarca tesis edilmiş olma", "tek yanlı olma" ve "icrailik niteliğini taşıma" unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.  Öteden beri idare tarafından yerine getirilen meslek kazandırma ve istihdam düzeyini koruma faaliyeti günümüzde idarenin yakın gözetimi ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmektedir. Özel hukuk kişilerinin söz konusu meslek eğitimi verme yetkileri idare ile kurulan kamu hukuku ilişkisinin bir sonucudur. Dolayısıyla idare meslek kazandırmaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin (işbaşı eğitim programının) usulüne uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini sürekli olarak kontrol etmekte ve Kanunun ve ikincil düzenlemelerin kendisine verdiği denetim yetkilerini mahiyetinde saklı tutmaktadır.  Somut olayda, işbaşı eğitim programının özel hukuk kişisi olan davacı şirket tarafından tertip edilmesi, idarenin davacıyı bu amaçla yetkilendirmesinden kaynaklanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, özel hukuk kişilerinin mesleki deneyim edindirme kurslarını tertip etmesi ile sağlanan hizmetin karşılığı hizmeti alan bireylerin (katılımcıların) kişisel gelirlerinden değil kamu bütçesinden karşılanmaktadır. Bu açıdan davalı idare ile davacı özel hukuk kişisi arasındaki hukuksal ilişki, özel hukuk alanında meydana gelen sıradan bir özel hukuk ilişkisi olarak nitelendirilemez.  İdarenin işbaşı eğitim programlarının nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Yönetmeliğin 43. maddesinde, sözleşmenin içeriği, şekli ve şartlarının Kurum tarafından belirleneceği ve işveren ile katılımcı arasında (idare ile işveren arasında değil) imzalanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla davalı idare sözleşmenin tarafı değildir ancak meslek kazandırma ve istihdam düzeyini korumaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin nihai sorumlusu olduğu için işbaşı eğitim programı sözleşmesinin onay mercidir. Bu husus Yönetmeliğin 43. maddesinde, "işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesi il müdürlüğünün onayına bağlıdır." şeklinde ifade edilmiştir.  İdarenin Sözleşmedeki hukuki durumuna yönelik aktarılan Yönetmelik düzenlemesinin bir sonucu olarak Sözleşmenin 8. maddesinde, Kurumun sözleşmenin tarafı olmadığı açıkça vurgulanmıştır.  Davalı idarenin işbaşı eğitim programları düzenlenmesine yönelik kamu hizmetinin nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Sözleşmenin 9. maddesinde, fesih kararının geçerlilik kazanması, feshin, il müdürlüğünce uygun görülmesi koşuluna bağlanmıştır. Ayrıca sözleşmenin tarafları olan işveren ve katılımcılar dışında il müdürlüğüne de sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması ile gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi hallerinde sözleşmeyi feshetme yetkisi verilmiştir. Başka bir anlatımla, idare, sözleşmenin tarafı olmamasına karşın belirli koşulların oluşması halinde sözleşmeyi feshetmeye yönelik kamu gücüyle donatılmıştır.  Davalı idarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.  Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.  SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;  1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;  2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi."/>
<meta name="Scooter" content="İdarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.   DANIŞTAY 13. DAİRE E. 2024/2888 K. 2024/4723 T. 12.11.2024 İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.  YARGILAMA SÜRECİ :  Dava konusu istem: İşbaşı eğitim programı düzenlemek üzere yetkilendirilen davacı şirketin 07/09/2022 tarihinde iş yerinde yapılan denetimde 14/07/2022-16/07/2022 tarihlerinde herhangi bir çalışma yapılmadığı halde kursiyer devam çizelgelerinin imzalatıldığı ve o günlere yönelik ödeme yapıldığının tespit edildiğinden bahisle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 47. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 24 ay süreyle anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.  İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu tip sözleşmede, işverenin, katılımcıların ve idarenin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, sözleşmenin feshine neden olabilecek hallerin tek tek sayıldığı, işverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde programın sonlandırılacağı, program için yapılan ödemelerin tespit tarihinden itibaren yararlanma şartlarını taşımayan taraftan yasal faiziyle birlikte tahsil edileceği ve ilgili tarafın Yönetmelik kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamayacağının hüküm altına alındığı, Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, sözleşmenin idari bir sözleşme sayılabilmesi için taraflardan birinin idare olması dışında gerekli olan sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alması koşullarının taraflar arasındaki sözleşmede bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın, Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yanında özel hukuk hükümlerine tabi hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemden kaynaklanan başka bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı da bu yönde olduğundan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.  Belirtilen gerekçelerle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.  Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir idari işlem olduğu, Danıştay içtihatlarına göre Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesince iddialarının yeterince değerlendirilmediği ileri sürülmektedir.  KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.  DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.  TÜRK MİLLETİ ADINA  Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:  KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:  USUL YÖNÜNDEN:  MADDİ OLAY:  Davacı şirket ile katılımcılar arasında düz dikiş makinacı ve konfeksiyon işçisi kurslarına ilişkin ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde onaylanmıştır.  Söz konusu kurslarla ilgili olarak davalı idarenin kurs denetim personeli tarafından 07/09/2022 tarihinde davacının iş yerinde yapılan denetime dayalı tespitler uyarınca ... tarih ve ... sayılı Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü işlemiyle davacı şirket hakkında 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin yasaklılık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.  Bunun üzerine, 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.  İLGİLİ MEVZUAT:  Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu; 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; 37. maddesinde, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği; hakimler ve savcıların adli ve idari yargı hakim ve savcıları olarak görev yapacakları; 155. maddesinde, Danıştayın idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakacağı, Danıştayın, (...) idari yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği; 158. maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.  2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.  4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun ''Doğrudan temin'' başlıklı 22. maddesinde, "Aşağıda belirtilen hallerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilir: ... ı) Türkiye İş Kurumunun, 25/6/2003 tarih ve 4904 Sayılı Kanun'un 3. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları ile 25/8/1999 tarih ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin yedinci fıkrasında sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları, ..." kuralına yer verilmiştir.  4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun "İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler" başlıklı 48. maddesinin altıncı fıkrasında, sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, Türkiye İş Kurumunca aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar sağlanıp ödemeler yapılacağı düzenlenmiştir.  4094 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun ile istihdamın korunmasına, geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak ve işsizlik sigortası hizmetlerini yürütmek üzere Türkiye İş Kurumu kurulmuştur. ... Kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk bir kamu kuruluşudur. Kurum, vize ve tescile ilişkin hükümler hariç 26/05/1927 tarih ve 1050 Sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ve 21/02/1967 tarih ve 832 Sayılı Sayıştay Kanunu'na tabidir. Kurumun malları, alacakları, banka hesapları 09/06/1932 tarih ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 01/03/1926 tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu bakımından Devlet malı hükmünde olup haczedilemez, alacakları da Devlet alacağı derecesinde imtiyazlıdır. Kurum malları hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun iflasa ilişkin hükümleri uygulanmaz. Kısa adı "İŞKUR" dur."; "Kurumun görevleri" başlıklı 3. maddesinde, "Kurumun görevleri şunlardır: (...) c) İş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmek ve uygulamak ..." kuralları yer almıştır.  15/07/2018 tarih ve 30479 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Türkiye İş Kurumunu düzenleyen kırk üçüncü bölümünün "Amaç ve kapsam" başlıklı 615. maddesinde, Türkiye İş Kurumunun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk kısa adı İŞKUR olan bir kamu kuruluşu olduğu; "Kurumun görevleri" başlıklı 617. maddesinde, iş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmenin ve uygulamanın Kurumun görevleri arasında yer aldığı; "Hizmet birimlerinin görevleri" başlıklı 623. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme kursları düzenlemenin, istihdamda özel politika gerektiren grupların istihdamını kolaylaştırıcı mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermenin veya verdirmenin, diğer işgücü yetiştirme ve uyum programlarını uygulamanın Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının görevleri arasında olduğu kuralına yer verilmiştir.  Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin ve çalışanların mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen aktif işgücü hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, Yönetmeliğin Türkiye İş Kurumu tarafından işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda yürütülecek mesleki eğitim kurslarına, işbaşı eğitim programlarına ve bu Yönetmelik çerçevesinde tasarlanacak olan diğer kurs, program, proje ve özel uygulamalara ilişkin usul ve esasları kapsadığı; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, Yönetmeliğin 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 617. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, 24/11/1994 tarihli ve 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına, 25/8/1999 tarihli ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendi, yedinci fıkrası ve 53. maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi ile 4/1/2002 tarihli ve 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine dayanılarak hazırlandığı; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerinin, istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere gerçekleştirilen faaliyetleri; isteklinin, hizmet alımına teklif verenleri; işbaşı eğitim programının, katılımcılara mesleki deneyim kazandırmak üzere, Kurum tarafından belirlenen asgari şartları taşıyan ve Kuruma kayıtlı olan işyerlerinde işbaşında verilen eğitimi; katılımcının, işbaşı eğitim programlarına veya Yönetmelik kapsamında düzenlenen programlara katılanları; kursiyerin, Yönetmelik kapsamında düzenlenen mesleki eğitim kurslarına katılanları; sözleşmenin Yönetmelik kapsamında hizmet alımı yöntemiyle düzenlenen kurslar ile program ve projelerin çerçevesini belirleyen ve Kurum ile yüklenici veya işveren ile katılımcı arasında imzalanan belirli süreli belgeyi; yüklenicinin, Yönetmelik kapsamındaki hizmetlerin yürütülmesi amacıyla sözleşme ve/veya protokol imzalanan hizmet sağlayıcılarını ifade ettiği belirtilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Yetki ve sorumluluk" başlıklı 5. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerine ilişkin politikaların belirlenmesinden, ilgili mevzuatın hazırlanmasından, politika ve mevzuat çerçevesinde sunulan hizmetlerin ve yürütülen faaliyetlerin koordinasyonundan Genel Müdürlüğün sorumlu olduğu; aktif işgücü hizmetleri için hizmet alımı ve iş birliği yapılması ile hizmetlerin yürütülmesinden il müdürlüklerinin yetkili ve sorumlu oldukları, gerektiğinde hizmet merkezlerinin il müdürlükleri tarafından bu kapsamda yetkilendirilebileceği, Kurumun, bu Yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemlerin yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yapılmasını temin etmek için gerekli tedbirleri alacağı; "Kurs veya programların planlanması ve uygulanması" başlıklı 7. maddesinde, bu Yönetmelikte belirtilen kurs ve programların uygulanmasının yıllık işgücü eğitim planında yer alması şartına bağlı olduğu, il müdürlükleri tarafından en geç ilgili yılın ocak ayında yıllık işgücü eğitim planı hazırlanacağı, (...), bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs ve programların iş birliği veya hizmet alımı yöntemiyle gerçekleştirileceği; "Programın amacı" başlıklı 35. maddesinde, işbaşı eğitim programının, Kuruma kayıtlı işsizlerin önceden edindikleri teorik bilgileri uygulama yaparak pekiştirmelerini veya mesleki deneyim kazanmalarını sağlamak amacıyla düzenleneceği; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle "Program düzenlenebilecek meslekler ve uygulanacak işyerleri" başlıklı 36. maddesinde, işbaşı eğitim programının, katılımcının mesleki deneyim kazanmasını sağlayacak mesleklerde düzenleneceği, program düzenlenecek meslekleri belirlemeye Genel Müdürlüğün yetkili olduğu, (...), 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kurum ve kuruluşlar ile belediyeler ve il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmeleri ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklara ait işverenler ile Kurum tarafından bu Yönetmelik kapsamında yasaklılık uygulanan işverenlerin yaptırım süresince programdan yararlanamayacakları (...); "Program giderleri ve giderlerin ödenmesi" başlıklı 42. maddesinde, programa devam ettiği günler için Yönetim Kurulu tarafından belirlenen tutarda zaruri giderin katılımcıya ödeneceği, (...), programlara devam edilen süre içerisinde 5510 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında her bir katılımcı için tahakkuk edecek sigorta primlerinin Kurum tarafından ödeneceği, katılımcılara yapılacak ödemelerin, il müdürlükleri tarafından Kurumun belirleyeceği banka veya PTT aracılığıyla gerçekleştirileceği; "Sözleşme imzalanması" başlıklı 43. maddesinde, işbaşı eğitim programlarından yararlanacak olan işyeri ile katılımcı arasında işbaşı eğitim programı sözleşmesi imzalanacağı ancak işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesinin il müdürlüğünün onayına bağlı olduğu, sözleşmenin içeriği, şartları ve şeklinin Kurum tarafından belirleneceği, tarafların sözleşmede yer alan yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmek zorunda oldukları kuralına yer verilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Sözleşmenin sona ermesi ve feshi" başlıklı 44. maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtilen sürenin bitimi veya sözleşmenin feshi ile sona ereceği, tarafların, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerinin birinci fıkralarının (II) numaralı bentlerinde yer alan hükümleri (25. maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinin (g) alt bendi hariç olmak üzere) kıyasen uygulamak suretiyle sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları, sözleşmenin feshedilebilmesi için; durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç iş günü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının, il müdürlüğü tarafından uygun görülmesi halinde, fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlilik kazanacağı, il müdürlüğünün, sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleriyle sözleşmeyi feshedebileceği ve bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği, il müdürlüğünün de uygun görmesi şartıyla, programın dörtte birlik süresi içerisinde taraflar karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları; "Denetimler ve ziyaretler" başlıklı 45. maddesinde, programlara ilişkin denetimlerin, Kurumun denetim yetkisi saklı kalmak şartı ile Denetim Kurulu tarafından yapılacağı, Denetim Kurulunca yapılan denetimin dışında programın izlenmesi amacıyla il müdürlüğünün her program için ünvan farkı olmaksızın bir asıl ve bir yedek personeli program sorumlusu olarak görevlendireceği, program sorumlusunun programın her safhasında incelemek, değerlendirmek, yönetmek, gerekli bilgi ve belgeleri almak, program dosyasını, programla ilgili evrak ve belgeleri, sözlü/yazılı müracaat ve şikayetleri incelemek, ortaya çıkabilecek olumsuzlukları gerektiğinde yerinde incelemek, olumsuzlukların ve sorunların giderilip giderilmediğini takip etmek, giderilememesi durumunda, derhal gerekli işlemleri başlatmak, olumsuzluklar ve sorunları gerektiğinde ilgililere iletmek, sorumlu olduğu programı, program süresince en az bir kez ziyaret etmek, program ile ilgili kaydedilen gelişmelerin ve varsa sorunların yer aldığı raporları hazırlamak ve muhafaza etmek, katılımcı ve işverenlerin bu Yönetmelik, sözleşme ve ilgili mevzuatta belirlenmiş yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini kontrol etmek zorunda olduğu; "İdari ve mali yaptırımlar" başlıklı 47. maddesinin dördüncü fıkrasında, 44. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre sözleşmenin feshedildiği durumlarda, katılımcıya ve katılımcı adına Kurum tarafından yapılan tüm ödemeler, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte feshe neden olan taraftan tahsil edilir ve feshe neden olan taraf bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz; "İdari yaptırımlar" başlıklı 62. maddesinde, bu Yönetmelik ve sözleşme veya protokol kapsamında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde kursiyer veya katılımcılar ile istekli veya yükleniciler için ilgili il müdürlüğü tarafından bu Yönetmelikte ve ilgili mevzuatında belirtilen yaptırımların uygulanacağı, yaptırımların sisteme kaydedileceği ve bu işlemin kişi veya kuruma yazılı olarak da bildirileceği düzenlenmiştir.  01/04/2013 tarih ve 10379 Sayılı Makam Olur'u ile 2013/1 Sayılı Aktif İşgücü Hizmetleri Genelgesi yürürlüğe konulmuş, anılan Genelge'nin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinin ekinde yer alan Tip Sözleşme kullanılarak davacı şirket ile sözleşme ekinde yer alan katılımcılar arasında 02/02/2022 tarihinde "Düz Dikiş Makinacı", 14/06/2022 tarihinde "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözlemeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından onaylanmıştır.  "Düz Dikiş Makinacı" ve "Konfeksiyon İşçisi" mesleklerine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin "Taraflar" başlıklı 1. maddesinde, sözleşmenin aşağıda bilgileri yer alan taraflarla İşbaşı Eğitim Programı düzenlemek amacıyla yapıldığı belirtilerek Katılımcı: Ekli Liste, İşveren: Cihan Ürkmez - İnovatif Tekstil İthalat İhracat Taşımacılık Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti., Kurum: Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ibarelerine yer verilmiştir.  "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinde, işverenin görev ve sorumlulukları arasında, programın başlatılması ve devamı sırasında, programın ilgili mevzuata ve sözleşme hükümlerine uygunluğuna yönelik olarak il müdürlüğü tarafından alınan tedbirleri uygulamak ve gereğini yapmak, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmaya yer verilmiş; 7. maddesinde, katılımcının görev ve sorumlulukları arasında, programı düzenli olarak takip etmek, doktor raporu ile tevsik edilebilen en fazla 5 günlük sağlık izni dışında, devamsızlık süresi olarak toplam İşbaşı Eğitim Program süresinin 1/10'undan daha fazla devamsızlığı bulunmamak, program sırasında işyeri ile ilgili olarak edinilen ticari ve gizli bilgileri işyeri dışında başkaları ile paylaşmamak, fesih kararı alması halinde, fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmek, programa katılma şartlarını taşıdığı hususunda yazılı beyanname vermek, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmak, işsizlik ödeneği aldıkları süre boyunca işten ayrılma bildirgesinin tarafı olan iş yerinin bağlı olduğu vergi numarası altında yer alan işyerlerinde düzenlenen programlara katılmamaya yer verilmiştir.  Sözleşmenin 8. maddesinde, "(1) Kurum sözleşmenin tarafı olmayıp Kurumun görev ve sorumlulukları; (a) Katılımcılara İşbaşı Eğitim Programına katıldığı her bir fiili gün için Kurum Yönetim Kurulu tarafından belirlenmiş olan tutarda ödeme yapmak. (Ödemeler, aylık olarak banka/PTT hesabı üzerinden katılımcının doğrudan hesabına yapılır.) (b) İşveren ya da katılımcı tarafından yapılan itiraz ve şikâyetleri karara bağlamak. (c) Katılımcılar adına kısa vadeli sigorta kolları kapsamında iş kazası ve meslek hastalığı primleri SGK'ya ödemek. (d) Sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebilir ve bu durumda fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir.  Sözleşmenin "Sözleşmenin Sona Ermesi ve Feshi" başlıklı 9. maddesinde, sözleşmenin feshedilebilmesi için durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının il müdürlüğünce uygun görülmesi halinde fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlik kazanacağı ve bu tarih aralığında katılımcıya herhangi bir ödeme yapılmayacağı veya yapılmış ödemelerin feshe neden olan taraftan geri alınacağı, ayrıca il müdürlüğünün sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebileceği, bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği düzenlenmiştir.  Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, "İşverenin programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde program sonlandırılır, sözleşme kapsamında yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir ve söz konusu işveren bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz. Katılımcının programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde ise katılımcının program ile ilişiği kesilir, katılımcıya ve katılımcı adına yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilir ve söz konusu katılımcı bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.  "Düz Dikiş Makinacı" mesleğine yönelik Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, "İşverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde program sonlandırılır, program için yapılan ödemeler tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile yararlanma şartlarını taşımayan taraftan tahsil edilir ve ve ilgili taraf on iki ay süre ile Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamaz. (...)" düzenlemesi yer almıştır.  HUKUKİ DEĞERLENDİRME:  Yönetmelik kapsamında 24 ay süreyle işbaşı eğitim programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin idari yaptırım niteliğinde olduğu ve bu işlemin sözleşmeden ayrılabilir mahiyette olduğundan bahisle anılan işlemin iptali istemiyle açılan dava, İdare Mahkemesince, özel hukuk sözleşmesine dayalı uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görev alanında bulunduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesince anılan karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  Öncelikle, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğuna yönelik Uyuşmazlık Mahkemesi kararının, bakılan dava bakımından bağlayıcı olup olmadığının ortaya koyulması gerekmektedir.  2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un "Kararların bildirilmesi" başlıklı 28. maddesinde, "Uyuşmazlık Mahkemesi, vereceği bütün kararların sonuçlarını ilgili Başsavcı ve Başkanunsözcüsüne, görev uyuşmazlığının çözülmesi için kendisine başvuran yargı merciine, kararı beklemesi için yazı yazılmış bulunan yargı merciine veya mercilerine uyuşmazlığın çözülmesi için başvurmuş olan kişilere veya makamlara hemen tebliğ eder. İlgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler; mahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevlidirler. Gerekçeli kararın birer örneği de birinci fıkrada yazılı yerlere ve kişilere gönderilir." kuralı yer almıştır.  Aktarılan Kanun maddesinden anlaşılacağı üzere Uyuşmazlık Mahkemesince verilen kararların yalnız aralarında görev uyuşmazlığı çıkan mahkemeler açısından bağlayıcı olduğu hususu gözetildiğinde, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilen İdare Mahkemesi'nin davanın görev yönünden reddi kararına dayanak oluşturan Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bakılan dava bakımından bağlayıcı olmadığı açıktır.  Uyuşmazlığın hangi yargı yoluna tabi olduğuna gelince:  Anayasa Mahkemesi kararlarında da irdelendiği üzere, Anayasa'da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay konu itibarıyla yetkili kılınmıştır. Bu ayrım uyarınca idarenin kamu gücü kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemleri idari yargı, özel hukuk alanına giren işlemleri de adli yargı denetimine tabi olacaktır. Bu durumda idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir hakkının bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Bununla birlikte, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. (AYM, E:2005/108, K:2006/35, 01/03/2006; E.2007/115, K.2009/80, 11/06/2009)  Anayasa Mahkemesi'nin aktarılan kararları uyarınca, bir uyuşmazlığın adli veya idari yargıda görülmesi uyuşmazlığın niteliğine bağlı olarak anayasal ilkeler uyarınca belirlenmesini gerektirir. Bu belirleme, haklı nedenin ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından gerçekleştirilmiş olabilir. Aktarılan mevzuat irdelendiğinde, Türkiye İş Kurumunun işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların adli yargının görev alanına girdiğine dair açık bir yasa kuralına yer verilmediği görülmektedir. Bu tür bir belirlemenin kanun koyucu tarafından yapılmamış olması dava konusu işlemin niteliğini ortaya koymayı ve görevli yargı kolunun buna bağlı olarak belirlenmesini gerektirmektedir.  Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda ele alınan kararlarında da vurgulandığı üzere, adli yargı ile idari yargı arasındaki görev ayrımı kaynağını Anayasa'dan almaktadır. Bu ayrım çerçevesinde, idari yargı fonksiyonu, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin Anayasa, kanunlar, bizzat idare tarafından yürürlüğe konulan birincil ve ikincil düzenlemeler ile bütün hukuk düzeninin kaynağını aldığı anayasal ilkelere dayalı olarak yerine getirilmesidir. Bu kapsamda idari yargı (adli yargıdan farklı olarak) idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin yerine getirilmesi ve kişilerin hak ve/veya menfaatlerinin korunması amacını iç içe geçmiş bir şekilde yerine getirmektedir. Bu noktada, idari yargının varlık sebebi, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi aracılığıyla Devletin Anayasa'da ifadesini bulan hukuk devleti niteliğinin sağlanmasını temin etmektir.  Hukuk devleti ilkesiyle idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğu arasındaki ilişki iki yönlüdür. Birincisi Anayasa'dan başlayarak hukuk kurallarının yukarıdan aşağıya doğru, aşağıdaki kuralların üstündeki kurallara uygun olduğu tutarlı ve uyumlu bir hiyerarşi izlemesidir. İkincisi ise hukukun uygulanmasıyla ortaya çıkan bireysel idari işlem ve eylemlerin bir hiyerarşi oluşturarak Anayasa'ya doğru ilerleyen hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle, idari yargı, sadece iki taraf arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması aracı olmaktan çıkmakta ve hukuk kuralları arasındaki normatif hiyerarşinin ve bu kuralların uygulanmasının hukuka uygunluğunun yargısal denetimini hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak yerine getirmek suretiyle idarenin işlem ve eylemlerinde hukuka uygun davranılmasını sağlamaktadır.  Adli yargı, esas olarak birbirine hukuki anlamda eşit veya denk olan bireyler veya hükmi kişilikler arasındaki hak temelli uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve yargıdan hukuki koruma talep edenlerin sübjektif haklarının korunmasını sağlar. Bu açıdan bakıldığında adli yargıdaki yargısal denetim, birtakım işlem ve/veya eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminden ziyade taraflar arasında geçerli olan hakkın kaynağının tespiti ve tarafların uyuşmazlık yaşadıkları hakların hangi miktar ve düzeyde hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesine yöneliktir ve bununla sınırlıdır.  İdari yargı ise idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimini yerine getirmek üzere kaynağını Anayasa'nın adli yargı ve idari yargı görev ayrımından alan temel bir yargı kolunu temsil ekmekte ve Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesini sağlama aracı rolünü yerine getirmektedir. Dolayısıyla adli yargının esas olarak iki tarafın üzerinde uzlaşamadıkları hakkın sahibine verilmesinin sağlanmasına yönelik temel kurgu idari işlemlerin yargısal denetimi söz konusu olduğunda idari yargı bakımından geçerli değildir. Zira idari işlemlerin yargısal denetiminde yargılanan, taraflar ve onların sübjektif hakları değil, idari işlemin kendisi ve onun hukuka uygun olup olmadığıdır. Bu nedenle idari yargıda, davanın taraflarının kişiliklerinden ziyade uyuşmazlık konusu işlemin idari işlem olup olmadığı önem taşır.  İdari yargıda, idari işlemin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminde, kamu yararının gerçekleştirilmesi adına tesis edilmesi gereken bir idari işlemin yine kamu yararının gerçekleştirilmesi adına hukuka uygunlukla sınırlı olarak yargı denetimine tabi tutulması söz konusudur. İdari yargının özelliği yargılamanın taraflarının kişiliklerinden soyutlanmış bir idari işlemin hukuka uygunluğunun yargılanmasını konu edinmesidir. Başka bir anlatımla, idari davalarda verilen kararlar öncelikle davacıların hak ve/veya menfaatlerinin belirlenmesine hizmet ederken aynı zamanda idarenin işlem ve eyleminin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi yapıldığından hukuki etkisi itibarıyla davanın taraflarından daha geniş kamusal sonuçları söz konusu olmaktadır. İdari yargıdaki uyuşmalıkların davanın taraflarını aşan hüküm ve sonuçlar doğurması, yargılama konusunun idari işlem olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, yargılamanın hak süjelerinin konumu bakımından iki taraflılığı mantığının hem adli hem de idari yargıda geçerli olması yargı kollarının sadece bir tercihe dayalı olarak değişebileceği şeklinde ele alınamaz.  İdarenin hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanına giren işlem ve eylemleri söz konusu olabilir. Anayasa'dan kaynaklanan adli yargı idari yargı görev ayrımının bir sonucu olarak idarenin kamu hukukundan kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin idari yargıda; özel hukuk alanından kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin ise adli yargıda yerine getirilmesi gerekir. Bu yalnızca adli yargı ve idari yargı görev ayrımının bir sonucu değil Anayasa'nın 37. maddesinde ifadesini bulan hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağına yönelik kanuni hakim güvencesinin de bir gereğidir.  Yargı yolunun belirlenmesine yönelik inceleme, dava konusu işlemin dayandığı hukuksal ilişkinin bir özel hukuk ilişkisi veya kamu hukuku ilişkisi olup olmadığına göre belirlenir. İdari yargının görev alanına giren hukuksal ilişkiler özel hukuk ilişkilerinde rastlanmayan, özel hukuk ilişkilerinin kapsam ve sınırlarını aşan kamu hukuku ilişkileridir. Kamu hukuku ilişkilerine niteliğini veren en temel ölçütlerden biri işlemin bir kamu hizmetinin görülmesi kapsamında tesis edilmiş olmasıdır. Kamu hizmeti bizzat idare tarafından yerine getirilebileceği gibi idarenin yakın gözetim ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından da yerine getirilebilir. Kamu hizmetinin özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmesi bu hizmetin kamusal niteliğini ortadan kaldırmadığı için idarenin bu kapsamda tesis edeceği işlemler idari işlem olmaya devam edecektir.  İdari işlemler, idari makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukuki durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin "idari makamlarca tesis edilmiş olma", "tek yanlı olma" ve "icrailik niteliğini taşıma" unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.  Öteden beri idare tarafından yerine getirilen meslek kazandırma ve istihdam düzeyini koruma faaliyeti günümüzde idarenin yakın gözetimi ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmektedir. Özel hukuk kişilerinin söz konusu meslek eğitimi verme yetkileri idare ile kurulan kamu hukuku ilişkisinin bir sonucudur. Dolayısıyla idare meslek kazandırmaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin (işbaşı eğitim programının) usulüne uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini sürekli olarak kontrol etmekte ve Kanunun ve ikincil düzenlemelerin kendisine verdiği denetim yetkilerini mahiyetinde saklı tutmaktadır.  Somut olayda, işbaşı eğitim programının özel hukuk kişisi olan davacı şirket tarafından tertip edilmesi, idarenin davacıyı bu amaçla yetkilendirmesinden kaynaklanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, özel hukuk kişilerinin mesleki deneyim edindirme kurslarını tertip etmesi ile sağlanan hizmetin karşılığı hizmeti alan bireylerin (katılımcıların) kişisel gelirlerinden değil kamu bütçesinden karşılanmaktadır. Bu açıdan davalı idare ile davacı özel hukuk kişisi arasındaki hukuksal ilişki, özel hukuk alanında meydana gelen sıradan bir özel hukuk ilişkisi olarak nitelendirilemez.  İdarenin işbaşı eğitim programlarının nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Yönetmeliğin 43. maddesinde, sözleşmenin içeriği, şekli ve şartlarının Kurum tarafından belirleneceği ve işveren ile katılımcı arasında (idare ile işveren arasında değil) imzalanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla davalı idare sözleşmenin tarafı değildir ancak meslek kazandırma ve istihdam düzeyini korumaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin nihai sorumlusu olduğu için işbaşı eğitim programı sözleşmesinin onay mercidir. Bu husus Yönetmeliğin 43. maddesinde, "işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesi il müdürlüğünün onayına bağlıdır." şeklinde ifade edilmiştir.  İdarenin Sözleşmedeki hukuki durumuna yönelik aktarılan Yönetmelik düzenlemesinin bir sonucu olarak Sözleşmenin 8. maddesinde, Kurumun sözleşmenin tarafı olmadığı açıkça vurgulanmıştır.  Davalı idarenin işbaşı eğitim programları düzenlenmesine yönelik kamu hizmetinin nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Sözleşmenin 9. maddesinde, fesih kararının geçerlilik kazanması, feshin, il müdürlüğünce uygun görülmesi koşuluna bağlanmıştır. Ayrıca sözleşmenin tarafları olan işveren ve katılımcılar dışında il müdürlüğüne de sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması ile gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi hallerinde sözleşmeyi feshetme yetkisi verilmiştir. Başka bir anlatımla, idare, sözleşmenin tarafı olmamasına karşın belirli koşulların oluşması halinde sözleşmeyi feshetmeye yönelik kamu gücüyle donatılmıştır.  Davalı idarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.  Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.  SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;  1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;  2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi." />


<META HTTP-EQUIV="Copyright" CONTENT="Copyright Â© İdarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.   DANIŞTAY 13. DAİRE E. 2024/2888 K. 2024/4723 T. 12.11.2024 İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.  YARGILAMA SÜRECİ :  Dava konusu istem: İşbaşı eğitim programı düzenlemek üzere yetkilendirilen davacı şirketin 07/09/2022 tarihinde iş yerinde yapılan denetimde 14/07/2022-16/07/2022 tarihlerinde herhangi bir çalışma yapılmadığı halde kursiyer devam çizelgelerinin imzalatıldığı ve o günlere yönelik ödeme yapıldığının tespit edildiğinden bahisle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 47. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 24 ay süreyle anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.  İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu tip sözleşmede, işverenin, katılımcıların ve idarenin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, sözleşmenin feshine neden olabilecek hallerin tek tek sayıldığı, işverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde programın sonlandırılacağı, program için yapılan ödemelerin tespit tarihinden itibaren yararlanma şartlarını taşımayan taraftan yasal faiziyle birlikte tahsil edileceği ve ilgili tarafın Yönetmelik kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamayacağının hüküm altına alındığı, Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, sözleşmenin idari bir sözleşme sayılabilmesi için taraflardan birinin idare olması dışında gerekli olan sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alması koşullarının taraflar arasındaki sözleşmede bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın, Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yanında özel hukuk hükümlerine tabi hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemden kaynaklanan başka bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı da bu yönde olduğundan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.  Belirtilen gerekçelerle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.  Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir idari işlem olduğu, Danıştay içtihatlarına göre Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesince iddialarının yeterince değerlendirilmediği ileri sürülmektedir.  KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.  DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.  TÜRK MİLLETİ ADINA  Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:  KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:  USUL YÖNÜNDEN:  MADDİ OLAY:  Davacı şirket ile katılımcılar arasında düz dikiş makinacı ve konfeksiyon işçisi kurslarına ilişkin ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde onaylanmıştır.  Söz konusu kurslarla ilgili olarak davalı idarenin kurs denetim personeli tarafından 07/09/2022 tarihinde davacının iş yerinde yapılan denetime dayalı tespitler uyarınca ... tarih ve ... sayılı Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü işlemiyle davacı şirket hakkında 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin yasaklılık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.  Bunun üzerine, 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.  İLGİLİ MEVZUAT:  Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu; 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; 37. maddesinde, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği; hakimler ve savcıların adli ve idari yargı hakim ve savcıları olarak görev yapacakları; 155. maddesinde, Danıştayın idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakacağı, Danıştayın, (...) idari yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği; 158. maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.  2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.  4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun ''Doğrudan temin'' başlıklı 22. maddesinde, "Aşağıda belirtilen hallerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilir: ... ı) Türkiye İş Kurumunun, 25/6/2003 tarih ve 4904 Sayılı Kanun'un 3. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları ile 25/8/1999 tarih ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin yedinci fıkrasında sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları, ..." kuralına yer verilmiştir.  4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun "İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler" başlıklı 48. maddesinin altıncı fıkrasında, sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, Türkiye İş Kurumunca aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar sağlanıp ödemeler yapılacağı düzenlenmiştir.  4094 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun ile istihdamın korunmasına, geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak ve işsizlik sigortası hizmetlerini yürütmek üzere Türkiye İş Kurumu kurulmuştur. ... Kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk bir kamu kuruluşudur. Kurum, vize ve tescile ilişkin hükümler hariç 26/05/1927 tarih ve 1050 Sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ve 21/02/1967 tarih ve 832 Sayılı Sayıştay Kanunu'na tabidir. Kurumun malları, alacakları, banka hesapları 09/06/1932 tarih ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 01/03/1926 tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu bakımından Devlet malı hükmünde olup haczedilemez, alacakları da Devlet alacağı derecesinde imtiyazlıdır. Kurum malları hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun iflasa ilişkin hükümleri uygulanmaz. Kısa adı "İŞKUR" dur."; "Kurumun görevleri" başlıklı 3. maddesinde, "Kurumun görevleri şunlardır: (...) c) İş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmek ve uygulamak ..." kuralları yer almıştır.  15/07/2018 tarih ve 30479 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Türkiye İş Kurumunu düzenleyen kırk üçüncü bölümünün "Amaç ve kapsam" başlıklı 615. maddesinde, Türkiye İş Kurumunun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk kısa adı İŞKUR olan bir kamu kuruluşu olduğu; "Kurumun görevleri" başlıklı 617. maddesinde, iş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmenin ve uygulamanın Kurumun görevleri arasında yer aldığı; "Hizmet birimlerinin görevleri" başlıklı 623. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme kursları düzenlemenin, istihdamda özel politika gerektiren grupların istihdamını kolaylaştırıcı mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermenin veya verdirmenin, diğer işgücü yetiştirme ve uyum programlarını uygulamanın Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının görevleri arasında olduğu kuralına yer verilmiştir.  Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin ve çalışanların mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen aktif işgücü hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, Yönetmeliğin Türkiye İş Kurumu tarafından işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda yürütülecek mesleki eğitim kurslarına, işbaşı eğitim programlarına ve bu Yönetmelik çerçevesinde tasarlanacak olan diğer kurs, program, proje ve özel uygulamalara ilişkin usul ve esasları kapsadığı; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, Yönetmeliğin 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 617. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, 24/11/1994 tarihli ve 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına, 25/8/1999 tarihli ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendi, yedinci fıkrası ve 53. maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi ile 4/1/2002 tarihli ve 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine dayanılarak hazırlandığı; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerinin, istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere gerçekleştirilen faaliyetleri; isteklinin, hizmet alımına teklif verenleri; işbaşı eğitim programının, katılımcılara mesleki deneyim kazandırmak üzere, Kurum tarafından belirlenen asgari şartları taşıyan ve Kuruma kayıtlı olan işyerlerinde işbaşında verilen eğitimi; katılımcının, işbaşı eğitim programlarına veya Yönetmelik kapsamında düzenlenen programlara katılanları; kursiyerin, Yönetmelik kapsamında düzenlenen mesleki eğitim kurslarına katılanları; sözleşmenin Yönetmelik kapsamında hizmet alımı yöntemiyle düzenlenen kurslar ile program ve projelerin çerçevesini belirleyen ve Kurum ile yüklenici veya işveren ile katılımcı arasında imzalanan belirli süreli belgeyi; yüklenicinin, Yönetmelik kapsamındaki hizmetlerin yürütülmesi amacıyla sözleşme ve/veya protokol imzalanan hizmet sağlayıcılarını ifade ettiği belirtilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Yetki ve sorumluluk" başlıklı 5. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerine ilişkin politikaların belirlenmesinden, ilgili mevzuatın hazırlanmasından, politika ve mevzuat çerçevesinde sunulan hizmetlerin ve yürütülen faaliyetlerin koordinasyonundan Genel Müdürlüğün sorumlu olduğu; aktif işgücü hizmetleri için hizmet alımı ve iş birliği yapılması ile hizmetlerin yürütülmesinden il müdürlüklerinin yetkili ve sorumlu oldukları, gerektiğinde hizmet merkezlerinin il müdürlükleri tarafından bu kapsamda yetkilendirilebileceği, Kurumun, bu Yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemlerin yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yapılmasını temin etmek için gerekli tedbirleri alacağı; "Kurs veya programların planlanması ve uygulanması" başlıklı 7. maddesinde, bu Yönetmelikte belirtilen kurs ve programların uygulanmasının yıllık işgücü eğitim planında yer alması şartına bağlı olduğu, il müdürlükleri tarafından en geç ilgili yılın ocak ayında yıllık işgücü eğitim planı hazırlanacağı, (...), bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs ve programların iş birliği veya hizmet alımı yöntemiyle gerçekleştirileceği; "Programın amacı" başlıklı 35. maddesinde, işbaşı eğitim programının, Kuruma kayıtlı işsizlerin önceden edindikleri teorik bilgileri uygulama yaparak pekiştirmelerini veya mesleki deneyim kazanmalarını sağlamak amacıyla düzenleneceği; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle "Program düzenlenebilecek meslekler ve uygulanacak işyerleri" başlıklı 36. maddesinde, işbaşı eğitim programının, katılımcının mesleki deneyim kazanmasını sağlayacak mesleklerde düzenleneceği, program düzenlenecek meslekleri belirlemeye Genel Müdürlüğün yetkili olduğu, (...), 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kurum ve kuruluşlar ile belediyeler ve il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmeleri ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklara ait işverenler ile Kurum tarafından bu Yönetmelik kapsamında yasaklılık uygulanan işverenlerin yaptırım süresince programdan yararlanamayacakları (...); "Program giderleri ve giderlerin ödenmesi" başlıklı 42. maddesinde, programa devam ettiği günler için Yönetim Kurulu tarafından belirlenen tutarda zaruri giderin katılımcıya ödeneceği, (...), programlara devam edilen süre içerisinde 5510 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında her bir katılımcı için tahakkuk edecek sigorta primlerinin Kurum tarafından ödeneceği, katılımcılara yapılacak ödemelerin, il müdürlükleri tarafından Kurumun belirleyeceği banka veya PTT aracılığıyla gerçekleştirileceği; "Sözleşme imzalanması" başlıklı 43. maddesinde, işbaşı eğitim programlarından yararlanacak olan işyeri ile katılımcı arasında işbaşı eğitim programı sözleşmesi imzalanacağı ancak işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesinin il müdürlüğünün onayına bağlı olduğu, sözleşmenin içeriği, şartları ve şeklinin Kurum tarafından belirleneceği, tarafların sözleşmede yer alan yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmek zorunda oldukları kuralına yer verilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Sözleşmenin sona ermesi ve feshi" başlıklı 44. maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtilen sürenin bitimi veya sözleşmenin feshi ile sona ereceği, tarafların, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerinin birinci fıkralarının (II) numaralı bentlerinde yer alan hükümleri (25. maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinin (g) alt bendi hariç olmak üzere) kıyasen uygulamak suretiyle sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları, sözleşmenin feshedilebilmesi için; durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç iş günü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının, il müdürlüğü tarafından uygun görülmesi halinde, fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlilik kazanacağı, il müdürlüğünün, sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleriyle sözleşmeyi feshedebileceği ve bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği, il müdürlüğünün de uygun görmesi şartıyla, programın dörtte birlik süresi içerisinde taraflar karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları; "Denetimler ve ziyaretler" başlıklı 45. maddesinde, programlara ilişkin denetimlerin, Kurumun denetim yetkisi saklı kalmak şartı ile Denetim Kurulu tarafından yapılacağı, Denetim Kurulunca yapılan denetimin dışında programın izlenmesi amacıyla il müdürlüğünün her program için ünvan farkı olmaksızın bir asıl ve bir yedek personeli program sorumlusu olarak görevlendireceği, program sorumlusunun programın her safhasında incelemek, değerlendirmek, yönetmek, gerekli bilgi ve belgeleri almak, program dosyasını, programla ilgili evrak ve belgeleri, sözlü/yazılı müracaat ve şikayetleri incelemek, ortaya çıkabilecek olumsuzlukları gerektiğinde yerinde incelemek, olumsuzlukların ve sorunların giderilip giderilmediğini takip etmek, giderilememesi durumunda, derhal gerekli işlemleri başlatmak, olumsuzluklar ve sorunları gerektiğinde ilgililere iletmek, sorumlu olduğu programı, program süresince en az bir kez ziyaret etmek, program ile ilgili kaydedilen gelişmelerin ve varsa sorunların yer aldığı raporları hazırlamak ve muhafaza etmek, katılımcı ve işverenlerin bu Yönetmelik, sözleşme ve ilgili mevzuatta belirlenmiş yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini kontrol etmek zorunda olduğu; "İdari ve mali yaptırımlar" başlıklı 47. maddesinin dördüncü fıkrasında, 44. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre sözleşmenin feshedildiği durumlarda, katılımcıya ve katılımcı adına Kurum tarafından yapılan tüm ödemeler, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte feshe neden olan taraftan tahsil edilir ve feshe neden olan taraf bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz; "İdari yaptırımlar" başlıklı 62. maddesinde, bu Yönetmelik ve sözleşme veya protokol kapsamında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde kursiyer veya katılımcılar ile istekli veya yükleniciler için ilgili il müdürlüğü tarafından bu Yönetmelikte ve ilgili mevzuatında belirtilen yaptırımların uygulanacağı, yaptırımların sisteme kaydedileceği ve bu işlemin kişi veya kuruma yazılı olarak da bildirileceği düzenlenmiştir.  01/04/2013 tarih ve 10379 Sayılı Makam Olur'u ile 2013/1 Sayılı Aktif İşgücü Hizmetleri Genelgesi yürürlüğe konulmuş, anılan Genelge'nin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinin ekinde yer alan Tip Sözleşme kullanılarak davacı şirket ile sözleşme ekinde yer alan katılımcılar arasında 02/02/2022 tarihinde "Düz Dikiş Makinacı", 14/06/2022 tarihinde "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözlemeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından onaylanmıştır.  "Düz Dikiş Makinacı" ve "Konfeksiyon İşçisi" mesleklerine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin "Taraflar" başlıklı 1. maddesinde, sözleşmenin aşağıda bilgileri yer alan taraflarla İşbaşı Eğitim Programı düzenlemek amacıyla yapıldığı belirtilerek Katılımcı: Ekli Liste, İşveren: Cihan Ürkmez - İnovatif Tekstil İthalat İhracat Taşımacılık Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti., Kurum: Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ibarelerine yer verilmiştir.  "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinde, işverenin görev ve sorumlulukları arasında, programın başlatılması ve devamı sırasında, programın ilgili mevzuata ve sözleşme hükümlerine uygunluğuna yönelik olarak il müdürlüğü tarafından alınan tedbirleri uygulamak ve gereğini yapmak, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmaya yer verilmiş; 7. maddesinde, katılımcının görev ve sorumlulukları arasında, programı düzenli olarak takip etmek, doktor raporu ile tevsik edilebilen en fazla 5 günlük sağlık izni dışında, devamsızlık süresi olarak toplam İşbaşı Eğitim Program süresinin 1/10'undan daha fazla devamsızlığı bulunmamak, program sırasında işyeri ile ilgili olarak edinilen ticari ve gizli bilgileri işyeri dışında başkaları ile paylaşmamak, fesih kararı alması halinde, fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmek, programa katılma şartlarını taşıdığı hususunda yazılı beyanname vermek, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmak, işsizlik ödeneği aldıkları süre boyunca işten ayrılma bildirgesinin tarafı olan iş yerinin bağlı olduğu vergi numarası altında yer alan işyerlerinde düzenlenen programlara katılmamaya yer verilmiştir.  Sözleşmenin 8. maddesinde, "(1) Kurum sözleşmenin tarafı olmayıp Kurumun görev ve sorumlulukları; (a) Katılımcılara İşbaşı Eğitim Programına katıldığı her bir fiili gün için Kurum Yönetim Kurulu tarafından belirlenmiş olan tutarda ödeme yapmak. (Ödemeler, aylık olarak banka/PTT hesabı üzerinden katılımcının doğrudan hesabına yapılır.) (b) İşveren ya da katılımcı tarafından yapılan itiraz ve şikâyetleri karara bağlamak. (c) Katılımcılar adına kısa vadeli sigorta kolları kapsamında iş kazası ve meslek hastalığı primleri SGK'ya ödemek. (d) Sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebilir ve bu durumda fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir.  Sözleşmenin "Sözleşmenin Sona Ermesi ve Feshi" başlıklı 9. maddesinde, sözleşmenin feshedilebilmesi için durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının il müdürlüğünce uygun görülmesi halinde fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlik kazanacağı ve bu tarih aralığında katılımcıya herhangi bir ödeme yapılmayacağı veya yapılmış ödemelerin feshe neden olan taraftan geri alınacağı, ayrıca il müdürlüğünün sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebileceği, bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği düzenlenmiştir.  Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, "İşverenin programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde program sonlandırılır, sözleşme kapsamında yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir ve söz konusu işveren bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz. Katılımcının programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde ise katılımcının program ile ilişiği kesilir, katılımcıya ve katılımcı adına yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilir ve söz konusu katılımcı bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.  "Düz Dikiş Makinacı" mesleğine yönelik Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, "İşverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde program sonlandırılır, program için yapılan ödemeler tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile yararlanma şartlarını taşımayan taraftan tahsil edilir ve ve ilgili taraf on iki ay süre ile Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamaz. (...)" düzenlemesi yer almıştır.  HUKUKİ DEĞERLENDİRME:  Yönetmelik kapsamında 24 ay süreyle işbaşı eğitim programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin idari yaptırım niteliğinde olduğu ve bu işlemin sözleşmeden ayrılabilir mahiyette olduğundan bahisle anılan işlemin iptali istemiyle açılan dava, İdare Mahkemesince, özel hukuk sözleşmesine dayalı uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görev alanında bulunduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesince anılan karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  Öncelikle, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğuna yönelik Uyuşmazlık Mahkemesi kararının, bakılan dava bakımından bağlayıcı olup olmadığının ortaya koyulması gerekmektedir.  2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un "Kararların bildirilmesi" başlıklı 28. maddesinde, "Uyuşmazlık Mahkemesi, vereceği bütün kararların sonuçlarını ilgili Başsavcı ve Başkanunsözcüsüne, görev uyuşmazlığının çözülmesi için kendisine başvuran yargı merciine, kararı beklemesi için yazı yazılmış bulunan yargı merciine veya mercilerine uyuşmazlığın çözülmesi için başvurmuş olan kişilere veya makamlara hemen tebliğ eder. İlgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler; mahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevlidirler. Gerekçeli kararın birer örneği de birinci fıkrada yazılı yerlere ve kişilere gönderilir." kuralı yer almıştır.  Aktarılan Kanun maddesinden anlaşılacağı üzere Uyuşmazlık Mahkemesince verilen kararların yalnız aralarında görev uyuşmazlığı çıkan mahkemeler açısından bağlayıcı olduğu hususu gözetildiğinde, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilen İdare Mahkemesi'nin davanın görev yönünden reddi kararına dayanak oluşturan Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bakılan dava bakımından bağlayıcı olmadığı açıktır.  Uyuşmazlığın hangi yargı yoluna tabi olduğuna gelince:  Anayasa Mahkemesi kararlarında da irdelendiği üzere, Anayasa'da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay konu itibarıyla yetkili kılınmıştır. Bu ayrım uyarınca idarenin kamu gücü kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemleri idari yargı, özel hukuk alanına giren işlemleri de adli yargı denetimine tabi olacaktır. Bu durumda idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir hakkının bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Bununla birlikte, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. (AYM, E:2005/108, K:2006/35, 01/03/2006; E.2007/115, K.2009/80, 11/06/2009)  Anayasa Mahkemesi'nin aktarılan kararları uyarınca, bir uyuşmazlığın adli veya idari yargıda görülmesi uyuşmazlığın niteliğine bağlı olarak anayasal ilkeler uyarınca belirlenmesini gerektirir. Bu belirleme, haklı nedenin ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından gerçekleştirilmiş olabilir. Aktarılan mevzuat irdelendiğinde, Türkiye İş Kurumunun işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların adli yargının görev alanına girdiğine dair açık bir yasa kuralına yer verilmediği görülmektedir. Bu tür bir belirlemenin kanun koyucu tarafından yapılmamış olması dava konusu işlemin niteliğini ortaya koymayı ve görevli yargı kolunun buna bağlı olarak belirlenmesini gerektirmektedir.  Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda ele alınan kararlarında da vurgulandığı üzere, adli yargı ile idari yargı arasındaki görev ayrımı kaynağını Anayasa'dan almaktadır. Bu ayrım çerçevesinde, idari yargı fonksiyonu, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin Anayasa, kanunlar, bizzat idare tarafından yürürlüğe konulan birincil ve ikincil düzenlemeler ile bütün hukuk düzeninin kaynağını aldığı anayasal ilkelere dayalı olarak yerine getirilmesidir. Bu kapsamda idari yargı (adli yargıdan farklı olarak) idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin yerine getirilmesi ve kişilerin hak ve/veya menfaatlerinin korunması amacını iç içe geçmiş bir şekilde yerine getirmektedir. Bu noktada, idari yargının varlık sebebi, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi aracılığıyla Devletin Anayasa'da ifadesini bulan hukuk devleti niteliğinin sağlanmasını temin etmektir.  Hukuk devleti ilkesiyle idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğu arasındaki ilişki iki yönlüdür. Birincisi Anayasa'dan başlayarak hukuk kurallarının yukarıdan aşağıya doğru, aşağıdaki kuralların üstündeki kurallara uygun olduğu tutarlı ve uyumlu bir hiyerarşi izlemesidir. İkincisi ise hukukun uygulanmasıyla ortaya çıkan bireysel idari işlem ve eylemlerin bir hiyerarşi oluşturarak Anayasa'ya doğru ilerleyen hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle, idari yargı, sadece iki taraf arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması aracı olmaktan çıkmakta ve hukuk kuralları arasındaki normatif hiyerarşinin ve bu kuralların uygulanmasının hukuka uygunluğunun yargısal denetimini hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak yerine getirmek suretiyle idarenin işlem ve eylemlerinde hukuka uygun davranılmasını sağlamaktadır.  Adli yargı, esas olarak birbirine hukuki anlamda eşit veya denk olan bireyler veya hükmi kişilikler arasındaki hak temelli uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve yargıdan hukuki koruma talep edenlerin sübjektif haklarının korunmasını sağlar. Bu açıdan bakıldığında adli yargıdaki yargısal denetim, birtakım işlem ve/veya eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminden ziyade taraflar arasında geçerli olan hakkın kaynağının tespiti ve tarafların uyuşmazlık yaşadıkları hakların hangi miktar ve düzeyde hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesine yöneliktir ve bununla sınırlıdır.  İdari yargı ise idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimini yerine getirmek üzere kaynağını Anayasa'nın adli yargı ve idari yargı görev ayrımından alan temel bir yargı kolunu temsil ekmekte ve Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesini sağlama aracı rolünü yerine getirmektedir. Dolayısıyla adli yargının esas olarak iki tarafın üzerinde uzlaşamadıkları hakkın sahibine verilmesinin sağlanmasına yönelik temel kurgu idari işlemlerin yargısal denetimi söz konusu olduğunda idari yargı bakımından geçerli değildir. Zira idari işlemlerin yargısal denetiminde yargılanan, taraflar ve onların sübjektif hakları değil, idari işlemin kendisi ve onun hukuka uygun olup olmadığıdır. Bu nedenle idari yargıda, davanın taraflarının kişiliklerinden ziyade uyuşmazlık konusu işlemin idari işlem olup olmadığı önem taşır.  İdari yargıda, idari işlemin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminde, kamu yararının gerçekleştirilmesi adına tesis edilmesi gereken bir idari işlemin yine kamu yararının gerçekleştirilmesi adına hukuka uygunlukla sınırlı olarak yargı denetimine tabi tutulması söz konusudur. İdari yargının özelliği yargılamanın taraflarının kişiliklerinden soyutlanmış bir idari işlemin hukuka uygunluğunun yargılanmasını konu edinmesidir. Başka bir anlatımla, idari davalarda verilen kararlar öncelikle davacıların hak ve/veya menfaatlerinin belirlenmesine hizmet ederken aynı zamanda idarenin işlem ve eyleminin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi yapıldığından hukuki etkisi itibarıyla davanın taraflarından daha geniş kamusal sonuçları söz konusu olmaktadır. İdari yargıdaki uyuşmalıkların davanın taraflarını aşan hüküm ve sonuçlar doğurması, yargılama konusunun idari işlem olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, yargılamanın hak süjelerinin konumu bakımından iki taraflılığı mantığının hem adli hem de idari yargıda geçerli olması yargı kollarının sadece bir tercihe dayalı olarak değişebileceği şeklinde ele alınamaz.  İdarenin hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanına giren işlem ve eylemleri söz konusu olabilir. Anayasa'dan kaynaklanan adli yargı idari yargı görev ayrımının bir sonucu olarak idarenin kamu hukukundan kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin idari yargıda; özel hukuk alanından kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin ise adli yargıda yerine getirilmesi gerekir. Bu yalnızca adli yargı ve idari yargı görev ayrımının bir sonucu değil Anayasa'nın 37. maddesinde ifadesini bulan hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağına yönelik kanuni hakim güvencesinin de bir gereğidir.  Yargı yolunun belirlenmesine yönelik inceleme, dava konusu işlemin dayandığı hukuksal ilişkinin bir özel hukuk ilişkisi veya kamu hukuku ilişkisi olup olmadığına göre belirlenir. İdari yargının görev alanına giren hukuksal ilişkiler özel hukuk ilişkilerinde rastlanmayan, özel hukuk ilişkilerinin kapsam ve sınırlarını aşan kamu hukuku ilişkileridir. Kamu hukuku ilişkilerine niteliğini veren en temel ölçütlerden biri işlemin bir kamu hizmetinin görülmesi kapsamında tesis edilmiş olmasıdır. Kamu hizmeti bizzat idare tarafından yerine getirilebileceği gibi idarenin yakın gözetim ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından da yerine getirilebilir. Kamu hizmetinin özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmesi bu hizmetin kamusal niteliğini ortadan kaldırmadığı için idarenin bu kapsamda tesis edeceği işlemler idari işlem olmaya devam edecektir.  İdari işlemler, idari makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukuki durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin "idari makamlarca tesis edilmiş olma", "tek yanlı olma" ve "icrailik niteliğini taşıma" unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.  Öteden beri idare tarafından yerine getirilen meslek kazandırma ve istihdam düzeyini koruma faaliyeti günümüzde idarenin yakın gözetimi ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmektedir. Özel hukuk kişilerinin söz konusu meslek eğitimi verme yetkileri idare ile kurulan kamu hukuku ilişkisinin bir sonucudur. Dolayısıyla idare meslek kazandırmaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin (işbaşı eğitim programının) usulüne uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini sürekli olarak kontrol etmekte ve Kanunun ve ikincil düzenlemelerin kendisine verdiği denetim yetkilerini mahiyetinde saklı tutmaktadır.  Somut olayda, işbaşı eğitim programının özel hukuk kişisi olan davacı şirket tarafından tertip edilmesi, idarenin davacıyı bu amaçla yetkilendirmesinden kaynaklanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, özel hukuk kişilerinin mesleki deneyim edindirme kurslarını tertip etmesi ile sağlanan hizmetin karşılığı hizmeti alan bireylerin (katılımcıların) kişisel gelirlerinden değil kamu bütçesinden karşılanmaktadır. Bu açıdan davalı idare ile davacı özel hukuk kişisi arasındaki hukuksal ilişki, özel hukuk alanında meydana gelen sıradan bir özel hukuk ilişkisi olarak nitelendirilemez.  İdarenin işbaşı eğitim programlarının nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Yönetmeliğin 43. maddesinde, sözleşmenin içeriği, şekli ve şartlarının Kurum tarafından belirleneceği ve işveren ile katılımcı arasında (idare ile işveren arasında değil) imzalanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla davalı idare sözleşmenin tarafı değildir ancak meslek kazandırma ve istihdam düzeyini korumaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin nihai sorumlusu olduğu için işbaşı eğitim programı sözleşmesinin onay mercidir. Bu husus Yönetmeliğin 43. maddesinde, "işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesi il müdürlüğünün onayına bağlıdır." şeklinde ifade edilmiştir.  İdarenin Sözleşmedeki hukuki durumuna yönelik aktarılan Yönetmelik düzenlemesinin bir sonucu olarak Sözleşmenin 8. maddesinde, Kurumun sözleşmenin tarafı olmadığı açıkça vurgulanmıştır.  Davalı idarenin işbaşı eğitim programları düzenlenmesine yönelik kamu hizmetinin nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Sözleşmenin 9. maddesinde, fesih kararının geçerlilik kazanması, feshin, il müdürlüğünce uygun görülmesi koşuluna bağlanmıştır. Ayrıca sözleşmenin tarafları olan işveren ve katılımcılar dışında il müdürlüğüne de sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması ile gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi hallerinde sözleşmeyi feshetme yetkisi verilmiştir. Başka bir anlatımla, idare, sözleşmenin tarafı olmamasına karşın belirli koşulların oluşması halinde sözleşmeyi feshetmeye yönelik kamu gücüyle donatılmıştır.  Davalı idarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.  Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.  SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;  1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;  2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.">
<META NAME="description" CONTENT="İdarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.   DANIŞTAY 13. DAİRE E. 2024/2888 K. 2024/4723 T. 12.11.2024 İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.  YARGILAMA SÜRECİ :  Dava konusu istem: İşbaşı eğitim programı düzenlemek üzere yetkilendirilen davacı şirketin 07/09/2022 tarihinde iş yerinde yapılan denetimde 14/07/2022-16/07/2022 tarihlerinde herhangi bir çalışma yapılmadığı halde kursiyer devam çizelgelerinin imzalatıldığı ve o günlere yönelik ödeme yapıldığının tespit edildiğinden bahisle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 47. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 24 ay süreyle anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.  İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu tip sözleşmede, işverenin, katılımcıların ve idarenin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, sözleşmenin feshine neden olabilecek hallerin tek tek sayıldığı, işverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde programın sonlandırılacağı, program için yapılan ödemelerin tespit tarihinden itibaren yararlanma şartlarını taşımayan taraftan yasal faiziyle birlikte tahsil edileceği ve ilgili tarafın Yönetmelik kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamayacağının hüküm altına alındığı, Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, sözleşmenin idari bir sözleşme sayılabilmesi için taraflardan birinin idare olması dışında gerekli olan sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alması koşullarının taraflar arasındaki sözleşmede bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın, Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yanında özel hukuk hükümlerine tabi hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemden kaynaklanan başka bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı da bu yönde olduğundan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.  Belirtilen gerekçelerle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.  Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir idari işlem olduğu, Danıştay içtihatlarına göre Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesince iddialarının yeterince değerlendirilmediği ileri sürülmektedir.  KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.  DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.  TÜRK MİLLETİ ADINA  Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:  KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:  USUL YÖNÜNDEN:  MADDİ OLAY:  Davacı şirket ile katılımcılar arasında düz dikiş makinacı ve konfeksiyon işçisi kurslarına ilişkin ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde onaylanmıştır.  Söz konusu kurslarla ilgili olarak davalı idarenin kurs denetim personeli tarafından 07/09/2022 tarihinde davacının iş yerinde yapılan denetime dayalı tespitler uyarınca ... tarih ve ... sayılı Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü işlemiyle davacı şirket hakkında 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin yasaklılık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.  Bunun üzerine, 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.  İLGİLİ MEVZUAT:  Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu; 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; 37. maddesinde, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği; hakimler ve savcıların adli ve idari yargı hakim ve savcıları olarak görev yapacakları; 155. maddesinde, Danıştayın idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakacağı, Danıştayın, (...) idari yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği; 158. maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.  2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.  4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun ''Doğrudan temin'' başlıklı 22. maddesinde, "Aşağıda belirtilen hallerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilir: ... ı) Türkiye İş Kurumunun, 25/6/2003 tarih ve 4904 Sayılı Kanun'un 3. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları ile 25/8/1999 tarih ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin yedinci fıkrasında sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları, ..." kuralına yer verilmiştir.  4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun "İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler" başlıklı 48. maddesinin altıncı fıkrasında, sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, Türkiye İş Kurumunca aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar sağlanıp ödemeler yapılacağı düzenlenmiştir.  4094 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun ile istihdamın korunmasına, geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak ve işsizlik sigortası hizmetlerini yürütmek üzere Türkiye İş Kurumu kurulmuştur. ... Kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk bir kamu kuruluşudur. Kurum, vize ve tescile ilişkin hükümler hariç 26/05/1927 tarih ve 1050 Sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ve 21/02/1967 tarih ve 832 Sayılı Sayıştay Kanunu'na tabidir. Kurumun malları, alacakları, banka hesapları 09/06/1932 tarih ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 01/03/1926 tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu bakımından Devlet malı hükmünde olup haczedilemez, alacakları da Devlet alacağı derecesinde imtiyazlıdır. Kurum malları hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun iflasa ilişkin hükümleri uygulanmaz. Kısa adı "İŞKUR" dur."; "Kurumun görevleri" başlıklı 3. maddesinde, "Kurumun görevleri şunlardır: (...) c) İş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmek ve uygulamak ..." kuralları yer almıştır.  15/07/2018 tarih ve 30479 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Türkiye İş Kurumunu düzenleyen kırk üçüncü bölümünün "Amaç ve kapsam" başlıklı 615. maddesinde, Türkiye İş Kurumunun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk kısa adı İŞKUR olan bir kamu kuruluşu olduğu; "Kurumun görevleri" başlıklı 617. maddesinde, iş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmenin ve uygulamanın Kurumun görevleri arasında yer aldığı; "Hizmet birimlerinin görevleri" başlıklı 623. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme kursları düzenlemenin, istihdamda özel politika gerektiren grupların istihdamını kolaylaştırıcı mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermenin veya verdirmenin, diğer işgücü yetiştirme ve uyum programlarını uygulamanın Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının görevleri arasında olduğu kuralına yer verilmiştir.  Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin ve çalışanların mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen aktif işgücü hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, Yönetmeliğin Türkiye İş Kurumu tarafından işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda yürütülecek mesleki eğitim kurslarına, işbaşı eğitim programlarına ve bu Yönetmelik çerçevesinde tasarlanacak olan diğer kurs, program, proje ve özel uygulamalara ilişkin usul ve esasları kapsadığı; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, Yönetmeliğin 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 617. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, 24/11/1994 tarihli ve 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına, 25/8/1999 tarihli ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendi, yedinci fıkrası ve 53. maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi ile 4/1/2002 tarihli ve 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine dayanılarak hazırlandığı; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerinin, istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere gerçekleştirilen faaliyetleri; isteklinin, hizmet alımına teklif verenleri; işbaşı eğitim programının, katılımcılara mesleki deneyim kazandırmak üzere, Kurum tarafından belirlenen asgari şartları taşıyan ve Kuruma kayıtlı olan işyerlerinde işbaşında verilen eğitimi; katılımcının, işbaşı eğitim programlarına veya Yönetmelik kapsamında düzenlenen programlara katılanları; kursiyerin, Yönetmelik kapsamında düzenlenen mesleki eğitim kurslarına katılanları; sözleşmenin Yönetmelik kapsamında hizmet alımı yöntemiyle düzenlenen kurslar ile program ve projelerin çerçevesini belirleyen ve Kurum ile yüklenici veya işveren ile katılımcı arasında imzalanan belirli süreli belgeyi; yüklenicinin, Yönetmelik kapsamındaki hizmetlerin yürütülmesi amacıyla sözleşme ve/veya protokol imzalanan hizmet sağlayıcılarını ifade ettiği belirtilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Yetki ve sorumluluk" başlıklı 5. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerine ilişkin politikaların belirlenmesinden, ilgili mevzuatın hazırlanmasından, politika ve mevzuat çerçevesinde sunulan hizmetlerin ve yürütülen faaliyetlerin koordinasyonundan Genel Müdürlüğün sorumlu olduğu; aktif işgücü hizmetleri için hizmet alımı ve iş birliği yapılması ile hizmetlerin yürütülmesinden il müdürlüklerinin yetkili ve sorumlu oldukları, gerektiğinde hizmet merkezlerinin il müdürlükleri tarafından bu kapsamda yetkilendirilebileceği, Kurumun, bu Yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemlerin yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yapılmasını temin etmek için gerekli tedbirleri alacağı; "Kurs veya programların planlanması ve uygulanması" başlıklı 7. maddesinde, bu Yönetmelikte belirtilen kurs ve programların uygulanmasının yıllık işgücü eğitim planında yer alması şartına bağlı olduğu, il müdürlükleri tarafından en geç ilgili yılın ocak ayında yıllık işgücü eğitim planı hazırlanacağı, (...), bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs ve programların iş birliği veya hizmet alımı yöntemiyle gerçekleştirileceği; "Programın amacı" başlıklı 35. maddesinde, işbaşı eğitim programının, Kuruma kayıtlı işsizlerin önceden edindikleri teorik bilgileri uygulama yaparak pekiştirmelerini veya mesleki deneyim kazanmalarını sağlamak amacıyla düzenleneceği; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle "Program düzenlenebilecek meslekler ve uygulanacak işyerleri" başlıklı 36. maddesinde, işbaşı eğitim programının, katılımcının mesleki deneyim kazanmasını sağlayacak mesleklerde düzenleneceği, program düzenlenecek meslekleri belirlemeye Genel Müdürlüğün yetkili olduğu, (...), 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kurum ve kuruluşlar ile belediyeler ve il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmeleri ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklara ait işverenler ile Kurum tarafından bu Yönetmelik kapsamında yasaklılık uygulanan işverenlerin yaptırım süresince programdan yararlanamayacakları (...); "Program giderleri ve giderlerin ödenmesi" başlıklı 42. maddesinde, programa devam ettiği günler için Yönetim Kurulu tarafından belirlenen tutarda zaruri giderin katılımcıya ödeneceği, (...), programlara devam edilen süre içerisinde 5510 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında her bir katılımcı için tahakkuk edecek sigorta primlerinin Kurum tarafından ödeneceği, katılımcılara yapılacak ödemelerin, il müdürlükleri tarafından Kurumun belirleyeceği banka veya PTT aracılığıyla gerçekleştirileceği; "Sözleşme imzalanması" başlıklı 43. maddesinde, işbaşı eğitim programlarından yararlanacak olan işyeri ile katılımcı arasında işbaşı eğitim programı sözleşmesi imzalanacağı ancak işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesinin il müdürlüğünün onayına bağlı olduğu, sözleşmenin içeriği, şartları ve şeklinin Kurum tarafından belirleneceği, tarafların sözleşmede yer alan yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmek zorunda oldukları kuralına yer verilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Sözleşmenin sona ermesi ve feshi" başlıklı 44. maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtilen sürenin bitimi veya sözleşmenin feshi ile sona ereceği, tarafların, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerinin birinci fıkralarının (II) numaralı bentlerinde yer alan hükümleri (25. maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinin (g) alt bendi hariç olmak üzere) kıyasen uygulamak suretiyle sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları, sözleşmenin feshedilebilmesi için; durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç iş günü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının, il müdürlüğü tarafından uygun görülmesi halinde, fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlilik kazanacağı, il müdürlüğünün, sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleriyle sözleşmeyi feshedebileceği ve bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği, il müdürlüğünün de uygun görmesi şartıyla, programın dörtte birlik süresi içerisinde taraflar karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları; "Denetimler ve ziyaretler" başlıklı 45. maddesinde, programlara ilişkin denetimlerin, Kurumun denetim yetkisi saklı kalmak şartı ile Denetim Kurulu tarafından yapılacağı, Denetim Kurulunca yapılan denetimin dışında programın izlenmesi amacıyla il müdürlüğünün her program için ünvan farkı olmaksızın bir asıl ve bir yedek personeli program sorumlusu olarak görevlendireceği, program sorumlusunun programın her safhasında incelemek, değerlendirmek, yönetmek, gerekli bilgi ve belgeleri almak, program dosyasını, programla ilgili evrak ve belgeleri, sözlü/yazılı müracaat ve şikayetleri incelemek, ortaya çıkabilecek olumsuzlukları gerektiğinde yerinde incelemek, olumsuzlukların ve sorunların giderilip giderilmediğini takip etmek, giderilememesi durumunda, derhal gerekli işlemleri başlatmak, olumsuzluklar ve sorunları gerektiğinde ilgililere iletmek, sorumlu olduğu programı, program süresince en az bir kez ziyaret etmek, program ile ilgili kaydedilen gelişmelerin ve varsa sorunların yer aldığı raporları hazırlamak ve muhafaza etmek, katılımcı ve işverenlerin bu Yönetmelik, sözleşme ve ilgili mevzuatta belirlenmiş yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini kontrol etmek zorunda olduğu; "İdari ve mali yaptırımlar" başlıklı 47. maddesinin dördüncü fıkrasında, 44. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre sözleşmenin feshedildiği durumlarda, katılımcıya ve katılımcı adına Kurum tarafından yapılan tüm ödemeler, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte feshe neden olan taraftan tahsil edilir ve feshe neden olan taraf bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz; "İdari yaptırımlar" başlıklı 62. maddesinde, bu Yönetmelik ve sözleşme veya protokol kapsamında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde kursiyer veya katılımcılar ile istekli veya yükleniciler için ilgili il müdürlüğü tarafından bu Yönetmelikte ve ilgili mevzuatında belirtilen yaptırımların uygulanacağı, yaptırımların sisteme kaydedileceği ve bu işlemin kişi veya kuruma yazılı olarak da bildirileceği düzenlenmiştir.  01/04/2013 tarih ve 10379 Sayılı Makam Olur'u ile 2013/1 Sayılı Aktif İşgücü Hizmetleri Genelgesi yürürlüğe konulmuş, anılan Genelge'nin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinin ekinde yer alan Tip Sözleşme kullanılarak davacı şirket ile sözleşme ekinde yer alan katılımcılar arasında 02/02/2022 tarihinde "Düz Dikiş Makinacı", 14/06/2022 tarihinde "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözlemeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından onaylanmıştır.  "Düz Dikiş Makinacı" ve "Konfeksiyon İşçisi" mesleklerine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin "Taraflar" başlıklı 1. maddesinde, sözleşmenin aşağıda bilgileri yer alan taraflarla İşbaşı Eğitim Programı düzenlemek amacıyla yapıldığı belirtilerek Katılımcı: Ekli Liste, İşveren: Cihan Ürkmez - İnovatif Tekstil İthalat İhracat Taşımacılık Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti., Kurum: Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ibarelerine yer verilmiştir.  "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinde, işverenin görev ve sorumlulukları arasında, programın başlatılması ve devamı sırasında, programın ilgili mevzuata ve sözleşme hükümlerine uygunluğuna yönelik olarak il müdürlüğü tarafından alınan tedbirleri uygulamak ve gereğini yapmak, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmaya yer verilmiş; 7. maddesinde, katılımcının görev ve sorumlulukları arasında, programı düzenli olarak takip etmek, doktor raporu ile tevsik edilebilen en fazla 5 günlük sağlık izni dışında, devamsızlık süresi olarak toplam İşbaşı Eğitim Program süresinin 1/10'undan daha fazla devamsızlığı bulunmamak, program sırasında işyeri ile ilgili olarak edinilen ticari ve gizli bilgileri işyeri dışında başkaları ile paylaşmamak, fesih kararı alması halinde, fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmek, programa katılma şartlarını taşıdığı hususunda yazılı beyanname vermek, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmak, işsizlik ödeneği aldıkları süre boyunca işten ayrılma bildirgesinin tarafı olan iş yerinin bağlı olduğu vergi numarası altında yer alan işyerlerinde düzenlenen programlara katılmamaya yer verilmiştir.  Sözleşmenin 8. maddesinde, "(1) Kurum sözleşmenin tarafı olmayıp Kurumun görev ve sorumlulukları; (a) Katılımcılara İşbaşı Eğitim Programına katıldığı her bir fiili gün için Kurum Yönetim Kurulu tarafından belirlenmiş olan tutarda ödeme yapmak. (Ödemeler, aylık olarak banka/PTT hesabı üzerinden katılımcının doğrudan hesabına yapılır.) (b) İşveren ya da katılımcı tarafından yapılan itiraz ve şikâyetleri karara bağlamak. (c) Katılımcılar adına kısa vadeli sigorta kolları kapsamında iş kazası ve meslek hastalığı primleri SGK'ya ödemek. (d) Sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebilir ve bu durumda fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir.  Sözleşmenin "Sözleşmenin Sona Ermesi ve Feshi" başlıklı 9. maddesinde, sözleşmenin feshedilebilmesi için durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının il müdürlüğünce uygun görülmesi halinde fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlik kazanacağı ve bu tarih aralığında katılımcıya herhangi bir ödeme yapılmayacağı veya yapılmış ödemelerin feshe neden olan taraftan geri alınacağı, ayrıca il müdürlüğünün sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebileceği, bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği düzenlenmiştir.  Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, "İşverenin programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde program sonlandırılır, sözleşme kapsamında yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir ve söz konusu işveren bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz. Katılımcının programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde ise katılımcının program ile ilişiği kesilir, katılımcıya ve katılımcı adına yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilir ve söz konusu katılımcı bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.  "Düz Dikiş Makinacı" mesleğine yönelik Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, "İşverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde program sonlandırılır, program için yapılan ödemeler tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile yararlanma şartlarını taşımayan taraftan tahsil edilir ve ve ilgili taraf on iki ay süre ile Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamaz. (...)" düzenlemesi yer almıştır.  HUKUKİ DEĞERLENDİRME:  Yönetmelik kapsamında 24 ay süreyle işbaşı eğitim programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin idari yaptırım niteliğinde olduğu ve bu işlemin sözleşmeden ayrılabilir mahiyette olduğundan bahisle anılan işlemin iptali istemiyle açılan dava, İdare Mahkemesince, özel hukuk sözleşmesine dayalı uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görev alanında bulunduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesince anılan karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  Öncelikle, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğuna yönelik Uyuşmazlık Mahkemesi kararının, bakılan dava bakımından bağlayıcı olup olmadığının ortaya koyulması gerekmektedir.  2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un "Kararların bildirilmesi" başlıklı 28. maddesinde, "Uyuşmazlık Mahkemesi, vereceği bütün kararların sonuçlarını ilgili Başsavcı ve Başkanunsözcüsüne, görev uyuşmazlığının çözülmesi için kendisine başvuran yargı merciine, kararı beklemesi için yazı yazılmış bulunan yargı merciine veya mercilerine uyuşmazlığın çözülmesi için başvurmuş olan kişilere veya makamlara hemen tebliğ eder. İlgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler; mahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevlidirler. Gerekçeli kararın birer örneği de birinci fıkrada yazılı yerlere ve kişilere gönderilir." kuralı yer almıştır.  Aktarılan Kanun maddesinden anlaşılacağı üzere Uyuşmazlık Mahkemesince verilen kararların yalnız aralarında görev uyuşmazlığı çıkan mahkemeler açısından bağlayıcı olduğu hususu gözetildiğinde, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilen İdare Mahkemesi'nin davanın görev yönünden reddi kararına dayanak oluşturan Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bakılan dava bakımından bağlayıcı olmadığı açıktır.  Uyuşmazlığın hangi yargı yoluna tabi olduğuna gelince:  Anayasa Mahkemesi kararlarında da irdelendiği üzere, Anayasa'da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay konu itibarıyla yetkili kılınmıştır. Bu ayrım uyarınca idarenin kamu gücü kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemleri idari yargı, özel hukuk alanına giren işlemleri de adli yargı denetimine tabi olacaktır. Bu durumda idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir hakkının bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Bununla birlikte, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. (AYM, E:2005/108, K:2006/35, 01/03/2006; E.2007/115, K.2009/80, 11/06/2009)  Anayasa Mahkemesi'nin aktarılan kararları uyarınca, bir uyuşmazlığın adli veya idari yargıda görülmesi uyuşmazlığın niteliğine bağlı olarak anayasal ilkeler uyarınca belirlenmesini gerektirir. Bu belirleme, haklı nedenin ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından gerçekleştirilmiş olabilir. Aktarılan mevzuat irdelendiğinde, Türkiye İş Kurumunun işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların adli yargının görev alanına girdiğine dair açık bir yasa kuralına yer verilmediği görülmektedir. Bu tür bir belirlemenin kanun koyucu tarafından yapılmamış olması dava konusu işlemin niteliğini ortaya koymayı ve görevli yargı kolunun buna bağlı olarak belirlenmesini gerektirmektedir.  Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda ele alınan kararlarında da vurgulandığı üzere, adli yargı ile idari yargı arasındaki görev ayrımı kaynağını Anayasa'dan almaktadır. Bu ayrım çerçevesinde, idari yargı fonksiyonu, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin Anayasa, kanunlar, bizzat idare tarafından yürürlüğe konulan birincil ve ikincil düzenlemeler ile bütün hukuk düzeninin kaynağını aldığı anayasal ilkelere dayalı olarak yerine getirilmesidir. Bu kapsamda idari yargı (adli yargıdan farklı olarak) idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin yerine getirilmesi ve kişilerin hak ve/veya menfaatlerinin korunması amacını iç içe geçmiş bir şekilde yerine getirmektedir. Bu noktada, idari yargının varlık sebebi, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi aracılığıyla Devletin Anayasa'da ifadesini bulan hukuk devleti niteliğinin sağlanmasını temin etmektir.  Hukuk devleti ilkesiyle idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğu arasındaki ilişki iki yönlüdür. Birincisi Anayasa'dan başlayarak hukuk kurallarının yukarıdan aşağıya doğru, aşağıdaki kuralların üstündeki kurallara uygun olduğu tutarlı ve uyumlu bir hiyerarşi izlemesidir. İkincisi ise hukukun uygulanmasıyla ortaya çıkan bireysel idari işlem ve eylemlerin bir hiyerarşi oluşturarak Anayasa'ya doğru ilerleyen hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle, idari yargı, sadece iki taraf arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması aracı olmaktan çıkmakta ve hukuk kuralları arasındaki normatif hiyerarşinin ve bu kuralların uygulanmasının hukuka uygunluğunun yargısal denetimini hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak yerine getirmek suretiyle idarenin işlem ve eylemlerinde hukuka uygun davranılmasını sağlamaktadır.  Adli yargı, esas olarak birbirine hukuki anlamda eşit veya denk olan bireyler veya hükmi kişilikler arasındaki hak temelli uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve yargıdan hukuki koruma talep edenlerin sübjektif haklarının korunmasını sağlar. Bu açıdan bakıldığında adli yargıdaki yargısal denetim, birtakım işlem ve/veya eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminden ziyade taraflar arasında geçerli olan hakkın kaynağının tespiti ve tarafların uyuşmazlık yaşadıkları hakların hangi miktar ve düzeyde hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesine yöneliktir ve bununla sınırlıdır.  İdari yargı ise idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimini yerine getirmek üzere kaynağını Anayasa'nın adli yargı ve idari yargı görev ayrımından alan temel bir yargı kolunu temsil ekmekte ve Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesini sağlama aracı rolünü yerine getirmektedir. Dolayısıyla adli yargının esas olarak iki tarafın üzerinde uzlaşamadıkları hakkın sahibine verilmesinin sağlanmasına yönelik temel kurgu idari işlemlerin yargısal denetimi söz konusu olduğunda idari yargı bakımından geçerli değildir. Zira idari işlemlerin yargısal denetiminde yargılanan, taraflar ve onların sübjektif hakları değil, idari işlemin kendisi ve onun hukuka uygun olup olmadığıdır. Bu nedenle idari yargıda, davanın taraflarının kişiliklerinden ziyade uyuşmazlık konusu işlemin idari işlem olup olmadığı önem taşır.  İdari yargıda, idari işlemin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminde, kamu yararının gerçekleştirilmesi adına tesis edilmesi gereken bir idari işlemin yine kamu yararının gerçekleştirilmesi adına hukuka uygunlukla sınırlı olarak yargı denetimine tabi tutulması söz konusudur. İdari yargının özelliği yargılamanın taraflarının kişiliklerinden soyutlanmış bir idari işlemin hukuka uygunluğunun yargılanmasını konu edinmesidir. Başka bir anlatımla, idari davalarda verilen kararlar öncelikle davacıların hak ve/veya menfaatlerinin belirlenmesine hizmet ederken aynı zamanda idarenin işlem ve eyleminin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi yapıldığından hukuki etkisi itibarıyla davanın taraflarından daha geniş kamusal sonuçları söz konusu olmaktadır. İdari yargıdaki uyuşmalıkların davanın taraflarını aşan hüküm ve sonuçlar doğurması, yargılama konusunun idari işlem olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, yargılamanın hak süjelerinin konumu bakımından iki taraflılığı mantığının hem adli hem de idari yargıda geçerli olması yargı kollarının sadece bir tercihe dayalı olarak değişebileceği şeklinde ele alınamaz.  İdarenin hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanına giren işlem ve eylemleri söz konusu olabilir. Anayasa'dan kaynaklanan adli yargı idari yargı görev ayrımının bir sonucu olarak idarenin kamu hukukundan kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin idari yargıda; özel hukuk alanından kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin ise adli yargıda yerine getirilmesi gerekir. Bu yalnızca adli yargı ve idari yargı görev ayrımının bir sonucu değil Anayasa'nın 37. maddesinde ifadesini bulan hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağına yönelik kanuni hakim güvencesinin de bir gereğidir.  Yargı yolunun belirlenmesine yönelik inceleme, dava konusu işlemin dayandığı hukuksal ilişkinin bir özel hukuk ilişkisi veya kamu hukuku ilişkisi olup olmadığına göre belirlenir. İdari yargının görev alanına giren hukuksal ilişkiler özel hukuk ilişkilerinde rastlanmayan, özel hukuk ilişkilerinin kapsam ve sınırlarını aşan kamu hukuku ilişkileridir. Kamu hukuku ilişkilerine niteliğini veren en temel ölçütlerden biri işlemin bir kamu hizmetinin görülmesi kapsamında tesis edilmiş olmasıdır. Kamu hizmeti bizzat idare tarafından yerine getirilebileceği gibi idarenin yakın gözetim ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından da yerine getirilebilir. Kamu hizmetinin özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmesi bu hizmetin kamusal niteliğini ortadan kaldırmadığı için idarenin bu kapsamda tesis edeceği işlemler idari işlem olmaya devam edecektir.  İdari işlemler, idari makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukuki durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin "idari makamlarca tesis edilmiş olma", "tek yanlı olma" ve "icrailik niteliğini taşıma" unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.  Öteden beri idare tarafından yerine getirilen meslek kazandırma ve istihdam düzeyini koruma faaliyeti günümüzde idarenin yakın gözetimi ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmektedir. Özel hukuk kişilerinin söz konusu meslek eğitimi verme yetkileri idare ile kurulan kamu hukuku ilişkisinin bir sonucudur. Dolayısıyla idare meslek kazandırmaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin (işbaşı eğitim programının) usulüne uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini sürekli olarak kontrol etmekte ve Kanunun ve ikincil düzenlemelerin kendisine verdiği denetim yetkilerini mahiyetinde saklı tutmaktadır.  Somut olayda, işbaşı eğitim programının özel hukuk kişisi olan davacı şirket tarafından tertip edilmesi, idarenin davacıyı bu amaçla yetkilendirmesinden kaynaklanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, özel hukuk kişilerinin mesleki deneyim edindirme kurslarını tertip etmesi ile sağlanan hizmetin karşılığı hizmeti alan bireylerin (katılımcıların) kişisel gelirlerinden değil kamu bütçesinden karşılanmaktadır. Bu açıdan davalı idare ile davacı özel hukuk kişisi arasındaki hukuksal ilişki, özel hukuk alanında meydana gelen sıradan bir özel hukuk ilişkisi olarak nitelendirilemez.  İdarenin işbaşı eğitim programlarının nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Yönetmeliğin 43. maddesinde, sözleşmenin içeriği, şekli ve şartlarının Kurum tarafından belirleneceği ve işveren ile katılımcı arasında (idare ile işveren arasında değil) imzalanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla davalı idare sözleşmenin tarafı değildir ancak meslek kazandırma ve istihdam düzeyini korumaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin nihai sorumlusu olduğu için işbaşı eğitim programı sözleşmesinin onay mercidir. Bu husus Yönetmeliğin 43. maddesinde, "işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesi il müdürlüğünün onayına bağlıdır." şeklinde ifade edilmiştir.  İdarenin Sözleşmedeki hukuki durumuna yönelik aktarılan Yönetmelik düzenlemesinin bir sonucu olarak Sözleşmenin 8. maddesinde, Kurumun sözleşmenin tarafı olmadığı açıkça vurgulanmıştır.  Davalı idarenin işbaşı eğitim programları düzenlenmesine yönelik kamu hizmetinin nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Sözleşmenin 9. maddesinde, fesih kararının geçerlilik kazanması, feshin, il müdürlüğünce uygun görülmesi koşuluna bağlanmıştır. Ayrıca sözleşmenin tarafları olan işveren ve katılımcılar dışında il müdürlüğüne de sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması ile gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi hallerinde sözleşmeyi feshetme yetkisi verilmiştir. Başka bir anlatımla, idare, sözleşmenin tarafı olmamasına karşın belirli koşulların oluşması halinde sözleşmeyi feshetmeye yönelik kamu gücüyle donatılmıştır.  Davalı idarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.  Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.  SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;  1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;  2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.">
<META NAME="keywords" CONTENT="İdarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.   DANIŞTAY 13. DAİRE E. 2024/2888 K. 2024/4723 T. 12.11.2024 İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.  YARGILAMA SÜRECİ :  Dava konusu istem: İşbaşı eğitim programı düzenlemek üzere yetkilendirilen davacı şirketin 07/09/2022 tarihinde iş yerinde yapılan denetimde 14/07/2022-16/07/2022 tarihlerinde herhangi bir çalışma yapılmadığı halde kursiyer devam çizelgelerinin imzalatıldığı ve o günlere yönelik ödeme yapıldığının tespit edildiğinden bahisle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 47. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 24 ay süreyle anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.  İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu tip sözleşmede, işverenin, katılımcıların ve idarenin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, sözleşmenin feshine neden olabilecek hallerin tek tek sayıldığı, işverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde programın sonlandırılacağı, program için yapılan ödemelerin tespit tarihinden itibaren yararlanma şartlarını taşımayan taraftan yasal faiziyle birlikte tahsil edileceği ve ilgili tarafın Yönetmelik kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamayacağının hüküm altına alındığı, Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, sözleşmenin idari bir sözleşme sayılabilmesi için taraflardan birinin idare olması dışında gerekli olan sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alması koşullarının taraflar arasındaki sözleşmede bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın, Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yanında özel hukuk hükümlerine tabi hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemden kaynaklanan başka bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı da bu yönde olduğundan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.  Belirtilen gerekçelerle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.  Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir idari işlem olduğu, Danıştay içtihatlarına göre Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesince iddialarının yeterince değerlendirilmediği ileri sürülmektedir.  KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.  DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.  TÜRK MİLLETİ ADINA  Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:  KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:  USUL YÖNÜNDEN:  MADDİ OLAY:  Davacı şirket ile katılımcılar arasında düz dikiş makinacı ve konfeksiyon işçisi kurslarına ilişkin ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde onaylanmıştır.  Söz konusu kurslarla ilgili olarak davalı idarenin kurs denetim personeli tarafından 07/09/2022 tarihinde davacının iş yerinde yapılan denetime dayalı tespitler uyarınca ... tarih ve ... sayılı Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü işlemiyle davacı şirket hakkında 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin yasaklılık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.  Bunun üzerine, 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.  İLGİLİ MEVZUAT:  Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu; 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; 37. maddesinde, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği; hakimler ve savcıların adli ve idari yargı hakim ve savcıları olarak görev yapacakları; 155. maddesinde, Danıştayın idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakacağı, Danıştayın, (...) idari yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği; 158. maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.  2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.  4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun ''Doğrudan temin'' başlıklı 22. maddesinde, "Aşağıda belirtilen hallerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilir: ... ı) Türkiye İş Kurumunun, 25/6/2003 tarih ve 4904 Sayılı Kanun'un 3. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları ile 25/8/1999 tarih ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin yedinci fıkrasında sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları, ..." kuralına yer verilmiştir.  4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun "İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler" başlıklı 48. maddesinin altıncı fıkrasında, sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, Türkiye İş Kurumunca aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar sağlanıp ödemeler yapılacağı düzenlenmiştir.  4094 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun ile istihdamın korunmasına, geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak ve işsizlik sigortası hizmetlerini yürütmek üzere Türkiye İş Kurumu kurulmuştur. ... Kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk bir kamu kuruluşudur. Kurum, vize ve tescile ilişkin hükümler hariç 26/05/1927 tarih ve 1050 Sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ve 21/02/1967 tarih ve 832 Sayılı Sayıştay Kanunu'na tabidir. Kurumun malları, alacakları, banka hesapları 09/06/1932 tarih ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 01/03/1926 tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu bakımından Devlet malı hükmünde olup haczedilemez, alacakları da Devlet alacağı derecesinde imtiyazlıdır. Kurum malları hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun iflasa ilişkin hükümleri uygulanmaz. Kısa adı "İŞKUR" dur."; "Kurumun görevleri" başlıklı 3. maddesinde, "Kurumun görevleri şunlardır: (...) c) İş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmek ve uygulamak ..." kuralları yer almıştır.  15/07/2018 tarih ve 30479 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Türkiye İş Kurumunu düzenleyen kırk üçüncü bölümünün "Amaç ve kapsam" başlıklı 615. maddesinde, Türkiye İş Kurumunun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk kısa adı İŞKUR olan bir kamu kuruluşu olduğu; "Kurumun görevleri" başlıklı 617. maddesinde, iş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmenin ve uygulamanın Kurumun görevleri arasında yer aldığı; "Hizmet birimlerinin görevleri" başlıklı 623. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme kursları düzenlemenin, istihdamda özel politika gerektiren grupların istihdamını kolaylaştırıcı mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermenin veya verdirmenin, diğer işgücü yetiştirme ve uyum programlarını uygulamanın Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının görevleri arasında olduğu kuralına yer verilmiştir.  Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin ve çalışanların mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen aktif işgücü hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, Yönetmeliğin Türkiye İş Kurumu tarafından işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda yürütülecek mesleki eğitim kurslarına, işbaşı eğitim programlarına ve bu Yönetmelik çerçevesinde tasarlanacak olan diğer kurs, program, proje ve özel uygulamalara ilişkin usul ve esasları kapsadığı; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, Yönetmeliğin 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 617. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, 24/11/1994 tarihli ve 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına, 25/8/1999 tarihli ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendi, yedinci fıkrası ve 53. maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi ile 4/1/2002 tarihli ve 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine dayanılarak hazırlandığı; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerinin, istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere gerçekleştirilen faaliyetleri; isteklinin, hizmet alımına teklif verenleri; işbaşı eğitim programının, katılımcılara mesleki deneyim kazandırmak üzere, Kurum tarafından belirlenen asgari şartları taşıyan ve Kuruma kayıtlı olan işyerlerinde işbaşında verilen eğitimi; katılımcının, işbaşı eğitim programlarına veya Yönetmelik kapsamında düzenlenen programlara katılanları; kursiyerin, Yönetmelik kapsamında düzenlenen mesleki eğitim kurslarına katılanları; sözleşmenin Yönetmelik kapsamında hizmet alımı yöntemiyle düzenlenen kurslar ile program ve projelerin çerçevesini belirleyen ve Kurum ile yüklenici veya işveren ile katılımcı arasında imzalanan belirli süreli belgeyi; yüklenicinin, Yönetmelik kapsamındaki hizmetlerin yürütülmesi amacıyla sözleşme ve/veya protokol imzalanan hizmet sağlayıcılarını ifade ettiği belirtilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Yetki ve sorumluluk" başlıklı 5. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerine ilişkin politikaların belirlenmesinden, ilgili mevzuatın hazırlanmasından, politika ve mevzuat çerçevesinde sunulan hizmetlerin ve yürütülen faaliyetlerin koordinasyonundan Genel Müdürlüğün sorumlu olduğu; aktif işgücü hizmetleri için hizmet alımı ve iş birliği yapılması ile hizmetlerin yürütülmesinden il müdürlüklerinin yetkili ve sorumlu oldukları, gerektiğinde hizmet merkezlerinin il müdürlükleri tarafından bu kapsamda yetkilendirilebileceği, Kurumun, bu Yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemlerin yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yapılmasını temin etmek için gerekli tedbirleri alacağı; "Kurs veya programların planlanması ve uygulanması" başlıklı 7. maddesinde, bu Yönetmelikte belirtilen kurs ve programların uygulanmasının yıllık işgücü eğitim planında yer alması şartına bağlı olduğu, il müdürlükleri tarafından en geç ilgili yılın ocak ayında yıllık işgücü eğitim planı hazırlanacağı, (...), bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs ve programların iş birliği veya hizmet alımı yöntemiyle gerçekleştirileceği; "Programın amacı" başlıklı 35. maddesinde, işbaşı eğitim programının, Kuruma kayıtlı işsizlerin önceden edindikleri teorik bilgileri uygulama yaparak pekiştirmelerini veya mesleki deneyim kazanmalarını sağlamak amacıyla düzenleneceği; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle "Program düzenlenebilecek meslekler ve uygulanacak işyerleri" başlıklı 36. maddesinde, işbaşı eğitim programının, katılımcının mesleki deneyim kazanmasını sağlayacak mesleklerde düzenleneceği, program düzenlenecek meslekleri belirlemeye Genel Müdürlüğün yetkili olduğu, (...), 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kurum ve kuruluşlar ile belediyeler ve il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmeleri ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklara ait işverenler ile Kurum tarafından bu Yönetmelik kapsamında yasaklılık uygulanan işverenlerin yaptırım süresince programdan yararlanamayacakları (...); "Program giderleri ve giderlerin ödenmesi" başlıklı 42. maddesinde, programa devam ettiği günler için Yönetim Kurulu tarafından belirlenen tutarda zaruri giderin katılımcıya ödeneceği, (...), programlara devam edilen süre içerisinde 5510 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında her bir katılımcı için tahakkuk edecek sigorta primlerinin Kurum tarafından ödeneceği, katılımcılara yapılacak ödemelerin, il müdürlükleri tarafından Kurumun belirleyeceği banka veya PTT aracılığıyla gerçekleştirileceği; "Sözleşme imzalanması" başlıklı 43. maddesinde, işbaşı eğitim programlarından yararlanacak olan işyeri ile katılımcı arasında işbaşı eğitim programı sözleşmesi imzalanacağı ancak işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesinin il müdürlüğünün onayına bağlı olduğu, sözleşmenin içeriği, şartları ve şeklinin Kurum tarafından belirleneceği, tarafların sözleşmede yer alan yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmek zorunda oldukları kuralına yer verilmiştir.  Aynı Yönetmeliğin "Sözleşmenin sona ermesi ve feshi" başlıklı 44. maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtilen sürenin bitimi veya sözleşmenin feshi ile sona ereceği, tarafların, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerinin birinci fıkralarının (II) numaralı bentlerinde yer alan hükümleri (25. maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinin (g) alt bendi hariç olmak üzere) kıyasen uygulamak suretiyle sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları, sözleşmenin feshedilebilmesi için; durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç iş günü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının, il müdürlüğü tarafından uygun görülmesi halinde, fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlilik kazanacağı, il müdürlüğünün, sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleriyle sözleşmeyi feshedebileceği ve bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği, il müdürlüğünün de uygun görmesi şartıyla, programın dörtte birlik süresi içerisinde taraflar karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları; "Denetimler ve ziyaretler" başlıklı 45. maddesinde, programlara ilişkin denetimlerin, Kurumun denetim yetkisi saklı kalmak şartı ile Denetim Kurulu tarafından yapılacağı, Denetim Kurulunca yapılan denetimin dışında programın izlenmesi amacıyla il müdürlüğünün her program için ünvan farkı olmaksızın bir asıl ve bir yedek personeli program sorumlusu olarak görevlendireceği, program sorumlusunun programın her safhasında incelemek, değerlendirmek, yönetmek, gerekli bilgi ve belgeleri almak, program dosyasını, programla ilgili evrak ve belgeleri, sözlü/yazılı müracaat ve şikayetleri incelemek, ortaya çıkabilecek olumsuzlukları gerektiğinde yerinde incelemek, olumsuzlukların ve sorunların giderilip giderilmediğini takip etmek, giderilememesi durumunda, derhal gerekli işlemleri başlatmak, olumsuzluklar ve sorunları gerektiğinde ilgililere iletmek, sorumlu olduğu programı, program süresince en az bir kez ziyaret etmek, program ile ilgili kaydedilen gelişmelerin ve varsa sorunların yer aldığı raporları hazırlamak ve muhafaza etmek, katılımcı ve işverenlerin bu Yönetmelik, sözleşme ve ilgili mevzuatta belirlenmiş yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini kontrol etmek zorunda olduğu; "İdari ve mali yaptırımlar" başlıklı 47. maddesinin dördüncü fıkrasında, 44. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre sözleşmenin feshedildiği durumlarda, katılımcıya ve katılımcı adına Kurum tarafından yapılan tüm ödemeler, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte feshe neden olan taraftan tahsil edilir ve feshe neden olan taraf bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz; "İdari yaptırımlar" başlıklı 62. maddesinde, bu Yönetmelik ve sözleşme veya protokol kapsamında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde kursiyer veya katılımcılar ile istekli veya yükleniciler için ilgili il müdürlüğü tarafından bu Yönetmelikte ve ilgili mevzuatında belirtilen yaptırımların uygulanacağı, yaptırımların sisteme kaydedileceği ve bu işlemin kişi veya kuruma yazılı olarak da bildirileceği düzenlenmiştir.  01/04/2013 tarih ve 10379 Sayılı Makam Olur'u ile 2013/1 Sayılı Aktif İşgücü Hizmetleri Genelgesi yürürlüğe konulmuş, anılan Genelge'nin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinin ekinde yer alan Tip Sözleşme kullanılarak davacı şirket ile sözleşme ekinde yer alan katılımcılar arasında 02/02/2022 tarihinde "Düz Dikiş Makinacı", 14/06/2022 tarihinde "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözlemeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından onaylanmıştır.  "Düz Dikiş Makinacı" ve "Konfeksiyon İşçisi" mesleklerine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin "Taraflar" başlıklı 1. maddesinde, sözleşmenin aşağıda bilgileri yer alan taraflarla İşbaşı Eğitim Programı düzenlemek amacıyla yapıldığı belirtilerek Katılımcı: Ekli Liste, İşveren: Cihan Ürkmez - İnovatif Tekstil İthalat İhracat Taşımacılık Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti., Kurum: Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ibarelerine yer verilmiştir.  "Konfeksiyon İşçisi" mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinde, işverenin görev ve sorumlulukları arasında, programın başlatılması ve devamı sırasında, programın ilgili mevzuata ve sözleşme hükümlerine uygunluğuna yönelik olarak il müdürlüğü tarafından alınan tedbirleri uygulamak ve gereğini yapmak, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmaya yer verilmiş; 7. maddesinde, katılımcının görev ve sorumlulukları arasında, programı düzenli olarak takip etmek, doktor raporu ile tevsik edilebilen en fazla 5 günlük sağlık izni dışında, devamsızlık süresi olarak toplam İşbaşı Eğitim Program süresinin 1/10'undan daha fazla devamsızlığı bulunmamak, program sırasında işyeri ile ilgili olarak edinilen ticari ve gizli bilgileri işyeri dışında başkaları ile paylaşmamak, fesih kararı alması halinde, fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmek, programa katılma şartlarını taşıdığı hususunda yazılı beyanname vermek, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmak, işsizlik ödeneği aldıkları süre boyunca işten ayrılma bildirgesinin tarafı olan iş yerinin bağlı olduğu vergi numarası altında yer alan işyerlerinde düzenlenen programlara katılmamaya yer verilmiştir.  Sözleşmenin 8. maddesinde, "(1) Kurum sözleşmenin tarafı olmayıp Kurumun görev ve sorumlulukları; (a) Katılımcılara İşbaşı Eğitim Programına katıldığı her bir fiili gün için Kurum Yönetim Kurulu tarafından belirlenmiş olan tutarda ödeme yapmak. (Ödemeler, aylık olarak banka/PTT hesabı üzerinden katılımcının doğrudan hesabına yapılır.) (b) İşveren ya da katılımcı tarafından yapılan itiraz ve şikâyetleri karara bağlamak. (c) Katılımcılar adına kısa vadeli sigorta kolları kapsamında iş kazası ve meslek hastalığı primleri SGK'ya ödemek. (d) Sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebilir ve bu durumda fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir.  Sözleşmenin "Sözleşmenin Sona Ermesi ve Feshi" başlıklı 9. maddesinde, sözleşmenin feshedilebilmesi için durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının il müdürlüğünce uygun görülmesi halinde fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlik kazanacağı ve bu tarih aralığında katılımcıya herhangi bir ödeme yapılmayacağı veya yapılmış ödemelerin feshe neden olan taraftan geri alınacağı, ayrıca il müdürlüğünün sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebileceği, bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği düzenlenmiştir.  Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, "İşverenin programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde program sonlandırılır, sözleşme kapsamında yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir ve söz konusu işveren bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz. Katılımcının programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde ise katılımcının program ile ilişiği kesilir, katılımcıya ve katılımcı adına yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilir ve söz konusu katılımcı bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.  "Düz Dikiş Makinacı" mesleğine yönelik Sözleşmenin "Yaptırımlar" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, "İşverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde program sonlandırılır, program için yapılan ödemeler tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile yararlanma şartlarını taşımayan taraftan tahsil edilir ve ve ilgili taraf on iki ay süre ile Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamaz. (...)" düzenlemesi yer almıştır.  HUKUKİ DEĞERLENDİRME:  Yönetmelik kapsamında 24 ay süreyle işbaşı eğitim programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin idari yaptırım niteliğinde olduğu ve bu işlemin sözleşmeden ayrılabilir mahiyette olduğundan bahisle anılan işlemin iptali istemiyle açılan dava, İdare Mahkemesince, özel hukuk sözleşmesine dayalı uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görev alanında bulunduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesince anılan karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  Öncelikle, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğuna yönelik Uyuşmazlık Mahkemesi kararının, bakılan dava bakımından bağlayıcı olup olmadığının ortaya koyulması gerekmektedir.  2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un "Kararların bildirilmesi" başlıklı 28. maddesinde, "Uyuşmazlık Mahkemesi, vereceği bütün kararların sonuçlarını ilgili Başsavcı ve Başkanunsözcüsüne, görev uyuşmazlığının çözülmesi için kendisine başvuran yargı merciine, kararı beklemesi için yazı yazılmış bulunan yargı merciine veya mercilerine uyuşmazlığın çözülmesi için başvurmuş olan kişilere veya makamlara hemen tebliğ eder. İlgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler; mahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevlidirler. Gerekçeli kararın birer örneği de birinci fıkrada yazılı yerlere ve kişilere gönderilir." kuralı yer almıştır.  Aktarılan Kanun maddesinden anlaşılacağı üzere Uyuşmazlık Mahkemesince verilen kararların yalnız aralarında görev uyuşmazlığı çıkan mahkemeler açısından bağlayıcı olduğu hususu gözetildiğinde, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilen İdare Mahkemesi'nin davanın görev yönünden reddi kararına dayanak oluşturan Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bakılan dava bakımından bağlayıcı olmadığı açıktır.  Uyuşmazlığın hangi yargı yoluna tabi olduğuna gelince:  Anayasa Mahkemesi kararlarında da irdelendiği üzere, Anayasa'da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay konu itibarıyla yetkili kılınmıştır. Bu ayrım uyarınca idarenin kamu gücü kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemleri idari yargı, özel hukuk alanına giren işlemleri de adli yargı denetimine tabi olacaktır. Bu durumda idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir hakkının bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Bununla birlikte, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. (AYM, E:2005/108, K:2006/35, 01/03/2006; E.2007/115, K.2009/80, 11/06/2009)  Anayasa Mahkemesi'nin aktarılan kararları uyarınca, bir uyuşmazlığın adli veya idari yargıda görülmesi uyuşmazlığın niteliğine bağlı olarak anayasal ilkeler uyarınca belirlenmesini gerektirir. Bu belirleme, haklı nedenin ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından gerçekleştirilmiş olabilir. Aktarılan mevzuat irdelendiğinde, Türkiye İş Kurumunun işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların adli yargının görev alanına girdiğine dair açık bir yasa kuralına yer verilmediği görülmektedir. Bu tür bir belirlemenin kanun koyucu tarafından yapılmamış olması dava konusu işlemin niteliğini ortaya koymayı ve görevli yargı kolunun buna bağlı olarak belirlenmesini gerektirmektedir.  Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda ele alınan kararlarında da vurgulandığı üzere, adli yargı ile idari yargı arasındaki görev ayrımı kaynağını Anayasa'dan almaktadır. Bu ayrım çerçevesinde, idari yargı fonksiyonu, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin Anayasa, kanunlar, bizzat idare tarafından yürürlüğe konulan birincil ve ikincil düzenlemeler ile bütün hukuk düzeninin kaynağını aldığı anayasal ilkelere dayalı olarak yerine getirilmesidir. Bu kapsamda idari yargı (adli yargıdan farklı olarak) idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin yerine getirilmesi ve kişilerin hak ve/veya menfaatlerinin korunması amacını iç içe geçmiş bir şekilde yerine getirmektedir. Bu noktada, idari yargının varlık sebebi, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi aracılığıyla Devletin Anayasa'da ifadesini bulan hukuk devleti niteliğinin sağlanmasını temin etmektir.  Hukuk devleti ilkesiyle idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğu arasındaki ilişki iki yönlüdür. Birincisi Anayasa'dan başlayarak hukuk kurallarının yukarıdan aşağıya doğru, aşağıdaki kuralların üstündeki kurallara uygun olduğu tutarlı ve uyumlu bir hiyerarşi izlemesidir. İkincisi ise hukukun uygulanmasıyla ortaya çıkan bireysel idari işlem ve eylemlerin bir hiyerarşi oluşturarak Anayasa'ya doğru ilerleyen hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle, idari yargı, sadece iki taraf arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması aracı olmaktan çıkmakta ve hukuk kuralları arasındaki normatif hiyerarşinin ve bu kuralların uygulanmasının hukuka uygunluğunun yargısal denetimini hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak yerine getirmek suretiyle idarenin işlem ve eylemlerinde hukuka uygun davranılmasını sağlamaktadır.  Adli yargı, esas olarak birbirine hukuki anlamda eşit veya denk olan bireyler veya hükmi kişilikler arasındaki hak temelli uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve yargıdan hukuki koruma talep edenlerin sübjektif haklarının korunmasını sağlar. Bu açıdan bakıldığında adli yargıdaki yargısal denetim, birtakım işlem ve/veya eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminden ziyade taraflar arasında geçerli olan hakkın kaynağının tespiti ve tarafların uyuşmazlık yaşadıkları hakların hangi miktar ve düzeyde hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesine yöneliktir ve bununla sınırlıdır.  İdari yargı ise idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimini yerine getirmek üzere kaynağını Anayasa'nın adli yargı ve idari yargı görev ayrımından alan temel bir yargı kolunu temsil ekmekte ve Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesini sağlama aracı rolünü yerine getirmektedir. Dolayısıyla adli yargının esas olarak iki tarafın üzerinde uzlaşamadıkları hakkın sahibine verilmesinin sağlanmasına yönelik temel kurgu idari işlemlerin yargısal denetimi söz konusu olduğunda idari yargı bakımından geçerli değildir. Zira idari işlemlerin yargısal denetiminde yargılanan, taraflar ve onların sübjektif hakları değil, idari işlemin kendisi ve onun hukuka uygun olup olmadığıdır. Bu nedenle idari yargıda, davanın taraflarının kişiliklerinden ziyade uyuşmazlık konusu işlemin idari işlem olup olmadığı önem taşır.  İdari yargıda, idari işlemin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminde, kamu yararının gerçekleştirilmesi adına tesis edilmesi gereken bir idari işlemin yine kamu yararının gerçekleştirilmesi adına hukuka uygunlukla sınırlı olarak yargı denetimine tabi tutulması söz konusudur. İdari yargının özelliği yargılamanın taraflarının kişiliklerinden soyutlanmış bir idari işlemin hukuka uygunluğunun yargılanmasını konu edinmesidir. Başka bir anlatımla, idari davalarda verilen kararlar öncelikle davacıların hak ve/veya menfaatlerinin belirlenmesine hizmet ederken aynı zamanda idarenin işlem ve eyleminin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi yapıldığından hukuki etkisi itibarıyla davanın taraflarından daha geniş kamusal sonuçları söz konusu olmaktadır. İdari yargıdaki uyuşmalıkların davanın taraflarını aşan hüküm ve sonuçlar doğurması, yargılama konusunun idari işlem olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, yargılamanın hak süjelerinin konumu bakımından iki taraflılığı mantığının hem adli hem de idari yargıda geçerli olması yargı kollarının sadece bir tercihe dayalı olarak değişebileceği şeklinde ele alınamaz.  İdarenin hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanına giren işlem ve eylemleri söz konusu olabilir. Anayasa'dan kaynaklanan adli yargı idari yargı görev ayrımının bir sonucu olarak idarenin kamu hukukundan kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin idari yargıda; özel hukuk alanından kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin ise adli yargıda yerine getirilmesi gerekir. Bu yalnızca adli yargı ve idari yargı görev ayrımının bir sonucu değil Anayasa'nın 37. maddesinde ifadesini bulan hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağına yönelik kanuni hakim güvencesinin de bir gereğidir.  Yargı yolunun belirlenmesine yönelik inceleme, dava konusu işlemin dayandığı hukuksal ilişkinin bir özel hukuk ilişkisi veya kamu hukuku ilişkisi olup olmadığına göre belirlenir. İdari yargının görev alanına giren hukuksal ilişkiler özel hukuk ilişkilerinde rastlanmayan, özel hukuk ilişkilerinin kapsam ve sınırlarını aşan kamu hukuku ilişkileridir. Kamu hukuku ilişkilerine niteliğini veren en temel ölçütlerden biri işlemin bir kamu hizmetinin görülmesi kapsamında tesis edilmiş olmasıdır. Kamu hizmeti bizzat idare tarafından yerine getirilebileceği gibi idarenin yakın gözetim ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından da yerine getirilebilir. Kamu hizmetinin özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmesi bu hizmetin kamusal niteliğini ortadan kaldırmadığı için idarenin bu kapsamda tesis edeceği işlemler idari işlem olmaya devam edecektir.  İdari işlemler, idari makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukuki durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin "idari makamlarca tesis edilmiş olma", "tek yanlı olma" ve "icrailik niteliğini taşıma" unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.  Öteden beri idare tarafından yerine getirilen meslek kazandırma ve istihdam düzeyini koruma faaliyeti günümüzde idarenin yakın gözetimi ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmektedir. Özel hukuk kişilerinin söz konusu meslek eğitimi verme yetkileri idare ile kurulan kamu hukuku ilişkisinin bir sonucudur. Dolayısıyla idare meslek kazandırmaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin (işbaşı eğitim programının) usulüne uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini sürekli olarak kontrol etmekte ve Kanunun ve ikincil düzenlemelerin kendisine verdiği denetim yetkilerini mahiyetinde saklı tutmaktadır.  Somut olayda, işbaşı eğitim programının özel hukuk kişisi olan davacı şirket tarafından tertip edilmesi, idarenin davacıyı bu amaçla yetkilendirmesinden kaynaklanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, özel hukuk kişilerinin mesleki deneyim edindirme kurslarını tertip etmesi ile sağlanan hizmetin karşılığı hizmeti alan bireylerin (katılımcıların) kişisel gelirlerinden değil kamu bütçesinden karşılanmaktadır. Bu açıdan davalı idare ile davacı özel hukuk kişisi arasındaki hukuksal ilişki, özel hukuk alanında meydana gelen sıradan bir özel hukuk ilişkisi olarak nitelendirilemez.  İdarenin işbaşı eğitim programlarının nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Yönetmeliğin 43. maddesinde, sözleşmenin içeriği, şekli ve şartlarının Kurum tarafından belirleneceği ve işveren ile katılımcı arasında (idare ile işveren arasında değil) imzalanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla davalı idare sözleşmenin tarafı değildir ancak meslek kazandırma ve istihdam düzeyini korumaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin nihai sorumlusu olduğu için işbaşı eğitim programı sözleşmesinin onay mercidir. Bu husus Yönetmeliğin 43. maddesinde, "işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesi il müdürlüğünün onayına bağlıdır." şeklinde ifade edilmiştir.  İdarenin Sözleşmedeki hukuki durumuna yönelik aktarılan Yönetmelik düzenlemesinin bir sonucu olarak Sözleşmenin 8. maddesinde, Kurumun sözleşmenin tarafı olmadığı açıkça vurgulanmıştır.  Davalı idarenin işbaşı eğitim programları düzenlenmesine yönelik kamu hizmetinin nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Sözleşmenin 9. maddesinde, fesih kararının geçerlilik kazanması, feshin, il müdürlüğünce uygun görülmesi koşuluna bağlanmıştır. Ayrıca sözleşmenin tarafları olan işveren ve katılımcılar dışında il müdürlüğüne de sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması ile gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi hallerinde sözleşmeyi feshetme yetkisi verilmiştir. Başka bir anlatımla, idare, sözleşmenin tarafı olmamasına karşın belirli koşulların oluşması halinde sözleşmeyi feshetmeye yönelik kamu gücüyle donatılmıştır.  Davalı idarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.  Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.  SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;  1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;  2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.">






<link rel="apple-touch-icon" sizes="180x180" href="/apple-touch-icon.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="32x32" href="/favicon-32x32.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="16x16" href="/favicon-16x16.png">
<link rel="manifest" href="/site.webmanifest">


    <!-- Document title -->


    <title>İdarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İ</title>

    <!-- Stylesheets & Fonts -->
    <link href="css/plugins.css" rel="stylesheet">
    <link href="css/style.css" rel="stylesheet">

</head>

<body>
    <!-- Body Inner -->
    <div class="body-inner">

        <!-- Topbar -->
	

		 <div id="topbar" class="d-none d-xl-block d-lg-block">
            <div class="container">
                <div class="row">
                    <div class="col-md-6">
                        <ul class="top-menu">
                            <li><a href="tel:+905324091885"><i class="icon-phone-call"> </i> +905324091885</a></li>
							<li><a href="mailto:ahmetcan@ahmetcan.av.tr"><i class="icon-mail"> </i> ahmetcan@ahmetcan.av.tr</a></li>
                        </ul>
                    </div>
                    <div class="col-md-6 d-none d-sm-block">
                        <div class="social-icons social-icons-colored-hover">
                            <ul>
			<li class="social-facebook"><a target="_blank" href="https://www.facebook.com/AvukatAhmetCan"><i class="fab fa-facebook"></i></a></li><li class="social-twitter"><a target="_blank" href="https://twitter.com/ahmetcan_av"><i class="fab fa-twitter"></i></a></li><li class="social-linkedin"><a target="_blank" href="https://www.linkedin.com/in/avukatahmetcan/"><i class="fab fa-linkedin"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/9khoJuUnC292h1n59g_st=com.google.maps.preview.copy"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/+905324091885"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
			
                            </ul>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </div>
		
		
        <!-- end: Topbar -->	
	
        <!-- Header -->
        <header id="header">
            <div class="header-inner">
                <div class="container"

                    <!--Logo-->
                    <div id="logo">
                        <a href="default.asp?dil=">
					<span class="logo-default">Can Hukuk Bürosu | Dava, Danışmanlık, Arabuluculuk</span>
					<span class="logo-dark">Can Hukuk Bürosu | Dava, Danışmanlık, Arabuluculuk</span></a>
                        </a>
                    </div>
					
                    <!--End: Logo-->



                    <!--Logo-->

                    <!--End: Logo-->

<script async src="https://cse.google.com/cse.js?cx=e6c2a1448ada14a52"></script>



							<div id="modalShop" class="modal no-padding" data-delay="2000" style="max-width: 700px;">
                                <div class="row">
                                    
                                    <div class="col-md-12">
                                        <div class="p-40 p-xs-20">
											<div class="gcse-search"></div>
                                        </div>
                                    </div>
                                </div>
                            </div>					
                    <!-- end: search -->
                    <!--Header Extras-->
                    <div class="header-extras">
                        <ul>
                            <li>
                                <a href="#modalShop" data-lightbox="inline" > <i class="icon-search"></i></a>
                            </li>

                        </ul>
                    </div>
                    <!--end: Header Extras-->
                    <!--Navigation Resposnive Trigger-->
                    <div id="mainMenu-trigger">
                        <a class="lines-button x"><span class="lines"></span></a>
                    </div>
                    <!--end: Navigation Resposnive Trigger-->
                    <!--Navigation-->
					<div id="mainMenu">
                        <div class="container">
                            <nav>
                                <ul>
									<li><a href="hakkimizda.asp?dil=">Av. Ahmet CAN</a></li>
									<li><a href="iletisim.asp?dil=">İletişim</a></li>
									<li><a href="blog.asp?dil=">Blog</a></li>
									<li><a href="sss.asp?dil=">S.S.S.</a></li>
								</ul>
                            </nav>
                        </div>
                    </div>
									
						
                    <!--end: Navigation-->
                </div>
            </div>
        </header>
        <!-- end: Header -->			
        <!-- end: Header -->




     <section class="parallax text-light halfscreen" style="border-bottom: 4px solid #f9b338;" data-bg-parallax="images/slider/banner6.jpg">

     </section>
        <!-- end: SECTION FULLSCREEN -->
		<section class="background-grey">
            <div class="container">
                <div class="row  m-b-50">
                    <div class="col-lg-12">

                        <div class="heading-text heading-section">
						<h2>İdarece tesis edilen "davacı şirketin 24 ay süreyle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği kapsamında kurs programı düzenlememesine" ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İ</h2>
                        </div>
                    </div>

                        <div class="row">
                            <div class="col-lg-9">
							<img src="blog/resimyok.jpg" height="200"><br>
							<br>
							
							&nbsp;<span id="docs-internal-guid-26d9f047-7fff-b044-d160-ee1391919d3f">
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-weight: 700; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">İdarece tesis edilen &quot;davacı şirketin 24 ay süreyle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği kapsamında kurs programı düzenlememesine&quot; ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.</span></p>
<br />
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-weight: 700; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">DANIŞTAY 13. DAİRE E. 2024/2888 K. 2024/4723</span></p>
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">T. 12.11.2024</span></p>
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">YARGILAMA SÜRECİ :</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Dava konusu istem: İşbaşı eğitim programı düzenlemek üzere yetkilendirilen davacı şirketin 07/09/2022 tarihinde iş yerinde yapılan denetimde 14/07/2022-16/07/2022 tarihlerinde herhangi bir çalışma yapılmadığı halde kursiyer devam çizelgelerinin imzalatıldığı ve o günlere yönelik ödeme yapıldığının tespit edildiğinden bahisle Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 47. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 24 ay süreyle anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu tip sözleşmede, işverenin, katılımcıların ve idarenin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, sözleşmenin feshine neden olabilecek hallerin tek tek sayıldığı, işverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde programın sonlandırılacağı, program için yapılan ödemelerin tespit tarihinden itibaren yararlanma şartlarını taşımayan taraftan yasal faiziyle birlikte tahsil edileceği ve ilgili tarafın Yönetmelik kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamayacağının hüküm altına alındığı, Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, sözleşmenin idari bir sözleşme sayılabilmesi için taraflardan birinin idare olması dışında gerekli olan sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alması koşullarının taraflar arasındaki sözleşmede bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın, Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yanında özel hukuk hükümlerine tabi hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, anılan Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemden kaynaklanan başka bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı da bu yönde olduğundan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Belirtilen gerekçelerle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir idari işlem olduğu, Danıştay içtihatlarına göre Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesince iddialarının yeterince değerlendirilmediği ileri sürülmektedir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">DANIŞTAY TETKİK H&Acirc;KİMİ ... 'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">TÜRK MİLLETİ ADINA</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik H&acirc;kiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">USUL YÖNÜNDEN:</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">MADDİ OLAY:</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Davacı şirket ile katılımcılar arasında düz dikiş makinacı ve konfeksiyon işçisi kurslarına ilişkin ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde onaylanmıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Söz konusu kurslarla ilgili olarak davalı idarenin kurs denetim personeli tarafından 07/09/2022 tarihinde davacının iş yerinde yapılan denetime dayalı tespitler uyarınca ... tarih ve ... sayılı Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü işlemiyle davacı şirket hakkında 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin yasaklılık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Bunun üzerine, 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">İLGİLİ MEVZUAT:</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu; 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; 37. maddesinde, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği; hakimler ve savcıların adli ve idari yargı hakim ve savcıları olarak görev yapacakları; 155. maddesinde, Danıştayın idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakacağı, Danıştayın, (...) idari yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği; 158. maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun ''Doğrudan temin'' başlıklı 22. maddesinde, &quot;Aşağıda belirtilen hallerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilir: ... ı) Türkiye İş Kurumunun, 25/6/2003 tarih ve 4904 Sayılı Kanun'un 3. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları ile 25/8/1999 tarih ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin yedinci fıkrasında sayılan görevlerine ilişkin hizmet alımları, ...&quot; kuralına yer verilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun &quot;İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler&quot; başlıklı 48. maddesinin altıncı fıkrasında, sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, Türkiye İş Kurumunca aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar sağlanıp ödemeler yapılacağı düzenlenmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">4094 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'nun &quot;Amaç ve kapsam&quot; başlıklı 1. maddesinde, &quot;Bu Kanun ile istihdamın korunmasına, geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak ve işsizlik sigortası hizmetlerini yürütmek üzere Türkiye İş Kurumu kurulmuştur. ... Kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk bir kamu kuruluşudur. Kurum, vize ve tescile ilişkin hükümler hariç 26/05/1927 tarih ve 1050 Sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ve 21/02/1967 tarih ve 832 Sayılı Sayıştay Kanunu'na tabidir. Kurumun malları, alacakları, banka hesapları 09/06/1932 tarih ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 01/03/1926 tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu bakımından Devlet malı hükmünde olup haczedilemez, alacakları da Devlet alacağı derecesinde imtiyazlıdır. Kurum malları hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun iflasa ilişkin hükümleri uygulanmaz. Kısa adı &quot;İŞKUR&quot; dur.&quot;; &quot;Kurumun görevleri&quot; başlıklı 3. maddesinde, &quot;Kurumun görevleri şunlardır: (...) c) İş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmek ve uygulamak ...&quot; kuralları yer almıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">15/07/2018 tarih ve 30479 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Türkiye İş Kurumunu düzenleyen kırk üçüncü bölümünün &quot;Amaç ve kapsam&quot; başlıklı 615. maddesinde, Türkiye İş Kurumunun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşu olup özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali bakımdan özerk kısa adı İŞKUR olan bir kamu kuruluşu olduğu; &quot;Kurumun görevleri&quot; başlıklı 617. maddesinde, iş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları geliştirmenin ve uygulamanın Kurumun görevleri arasında yer aldığı; &quot;Hizmet birimlerinin görevleri&quot; başlıklı 623. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme kursları düzenlemenin, istihdamda özel politika gerektiren grupların istihdamını kolaylaştırıcı mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermenin veya verdirmenin, diğer işgücü yetiştirme ve uyum programlarını uygulamanın Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının görevleri arasında olduğu kuralına yer verilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in &quot;Amaç&quot; başlıklı 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin ve çalışanların mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen aktif işgücü hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu; &quot;Kapsam&quot; başlıklı 2. maddesinde, Yönetmeliğin Türkiye İş Kurumu tarafından işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda yürütülecek mesleki eğitim kurslarına, işbaşı eğitim programlarına ve bu Yönetmelik çerçevesinde tasarlanacak olan diğer kurs, program, proje ve özel uygulamalara ilişkin usul ve esasları kapsadığı; &quot;Dayanak&quot; başlıklı 3. maddesinde, Yönetmeliğin 4 Sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 617. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine, 24/11/1994 tarihli ve 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına, 25/8/1999 tarihli ve 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendi, yedinci fıkrası ve 53. maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi ile 4/1/2002 tarihli ve 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine dayanılarak hazırlandığı; &quot;Tanımlar ve kısaltmalar&quot; başlıklı 4. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerinin, istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere gerçekleştirilen faaliyetleri; isteklinin, hizmet alımına teklif verenleri; işbaşı eğitim programının, katılımcılara mesleki deneyim kazandırmak üzere, Kurum tarafından belirlenen asgari şartları taşıyan ve Kuruma kayıtlı olan işyerlerinde işbaşında verilen eğitimi; katılımcının, işbaşı eğitim programlarına veya Yönetmelik kapsamında düzenlenen programlara katılanları; kursiyerin, Yönetmelik kapsamında düzenlenen mesleki eğitim kurslarına katılanları; sözleşmenin Yönetmelik kapsamında hizmet alımı yöntemiyle düzenlenen kurslar ile program ve projelerin çerçevesini belirleyen ve Kurum ile yüklenici veya işveren ile katılımcı arasında imzalanan belirli süreli belgeyi; yüklenicinin, Yönetmelik kapsamındaki hizmetlerin yürütülmesi amacıyla sözleşme ve/veya protokol imzalanan hizmet sağlayıcılarını ifade ettiği belirtilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Aynı Yönetmeliğin &quot;Yetki ve sorumluluk&quot; başlıklı 5. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerine ilişkin politikaların belirlenmesinden, ilgili mevzuatın hazırlanmasından, politika ve mevzuat çerçevesinde sunulan hizmetlerin ve yürütülen faaliyetlerin koordinasyonundan Genel Müdürlüğün sorumlu olduğu; aktif işgücü hizmetleri için hizmet alımı ve iş birliği yapılması ile hizmetlerin yürütülmesinden il müdürlüklerinin yetkili ve sorumlu oldukları, gerektiğinde hizmet merkezlerinin il müdürlükleri tarafından bu kapsamda yetkilendirilebileceği, Kurumun, bu Yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemlerin yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yapılmasını temin etmek için gerekli tedbirleri alacağı; &quot;Kurs veya programların planlanması ve uygulanması&quot; başlıklı 7. maddesinde, bu Yönetmelikte belirtilen kurs ve programların uygulanmasının yıllık işgücü eğitim planında yer alması şartına bağlı olduğu, il müdürlükleri tarafından en geç ilgili yılın ocak ayında yıllık işgücü eğitim planı hazırlanacağı, (...), bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs ve programların iş birliği veya hizmet alımı yöntemiyle gerçekleştirileceği; &quot;Programın amacı&quot; başlıklı 35. maddesinde, işbaşı eğitim programının, Kuruma kayıtlı işsizlerin önceden edindikleri teorik bilgileri uygulama yaparak pekiştirmelerini veya mesleki deneyim kazanmalarını sağlamak amacıyla düzenleneceği; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle &quot;Program düzenlenebilecek meslekler ve uygulanacak işyerleri&quot; başlıklı 36. maddesinde, işbaşı eğitim programının, katılımcının mesleki deneyim kazanmasını sağlayacak mesleklerde düzenleneceği, program düzenlenecek meslekleri belirlemeye Genel Müdürlüğün yetkili olduğu, (...), 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kurum ve kuruluşlar ile belediyeler ve il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmeleri ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklara ait işverenler ile Kurum tarafından bu Yönetmelik kapsamında yasaklılık uygulanan işverenlerin yaptırım süresince programdan yararlanamayacakları (...); &quot;Program giderleri ve giderlerin ödenmesi&quot; başlıklı 42. maddesinde, programa devam ettiği günler için Yönetim Kurulu tarafından belirlenen tutarda zaruri giderin katılımcıya ödeneceği, (...), programlara devam edilen süre içerisinde 5510 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında her bir katılımcı için tahakkuk edecek sigorta primlerinin Kurum tarafından ödeneceği, katılımcılara yapılacak ödemelerin, il müdürlükleri tarafından Kurumun belirleyeceği banka veya PTT aracılığıyla gerçekleştirileceği; &quot;Sözleşme imzalanması&quot; başlıklı 43. maddesinde, işbaşı eğitim programlarından yararlanacak olan işyeri ile katılımcı arasında işbaşı eğitim programı sözleşmesi imzalanacağı ancak işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesinin il müdürlüğünün onayına bağlı olduğu, sözleşmenin içeriği, şartları ve şeklinin Kurum tarafından belirleneceği, tarafların sözleşmede yer alan yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmek zorunda oldukları kuralına yer verilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Aynı Yönetmeliğin &quot;Sözleşmenin sona ermesi ve feshi&quot; başlıklı 44. maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtilen sürenin bitimi veya sözleşmenin feshi ile sona ereceği, tarafların, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerinin birinci fıkralarının (II) numaralı bentlerinde yer alan hükümleri (25. maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinin (g) alt bendi hariç olmak üzere) kıyasen uygulamak suretiyle sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları, sözleşmenin feshedilebilmesi için; durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç iş günü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının, il müdürlüğü tarafından uygun görülmesi halinde, fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlilik kazanacağı, il müdürlüğünün, sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleriyle sözleşmeyi feshedebileceği ve bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği, il müdürlüğünün de uygun görmesi şartıyla, programın dörtte birlik süresi içerisinde taraflar karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi fesih yetkisine sahip oldukları; &quot;Denetimler ve ziyaretler&quot; başlıklı 45. maddesinde, programlara ilişkin denetimlerin, Kurumun denetim yetkisi saklı kalmak şartı ile Denetim Kurulu tarafından yapılacağı, Denetim Kurulunca yapılan denetimin dışında programın izlenmesi amacıyla il müdürlüğünün her program için ünvan farkı olmaksızın bir asıl ve bir yedek personeli program sorumlusu olarak görevlendireceği, program sorumlusunun programın her safhasında incelemek, değerlendirmek, yönetmek, gerekli bilgi ve belgeleri almak, program dosyasını, programla ilgili evrak ve belgeleri, sözlü/yazılı müracaat ve şikayetleri incelemek, ortaya çıkabilecek olumsuzlukları gerektiğinde yerinde incelemek, olumsuzlukların ve sorunların giderilip giderilmediğini takip etmek, giderilememesi durumunda, derhal gerekli işlemleri başlatmak, olumsuzluklar ve sorunları gerektiğinde ilgililere iletmek, sorumlu olduğu programı, program süresince en az bir kez ziyaret etmek, program ile ilgili kaydedilen gelişmelerin ve varsa sorunların yer aldığı raporları hazırlamak ve muhafaza etmek, katılımcı ve işverenlerin bu Yönetmelik, sözleşme ve ilgili mevzuatta belirlenmiş yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini kontrol etmek zorunda olduğu; &quot;İdari ve mali yaptırımlar&quot; başlıklı 47. maddesinin dördüncü fıkrasında, 44. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre sözleşmenin feshedildiği durumlarda, katılımcıya ve katılımcı adına Kurum tarafından yapılan tüm ödemeler, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte feshe neden olan taraftan tahsil edilir ve feshe neden olan taraf bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz; &quot;İdari yaptırımlar&quot; başlıklı 62. maddesinde, bu Yönetmelik ve sözleşme veya protokol kapsamında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde kursiyer veya katılımcılar ile istekli veya yükleniciler için ilgili il müdürlüğü tarafından bu Yönetmelikte ve ilgili mevzuatında belirtilen yaptırımların uygulanacağı, yaptırımların sisteme kaydedileceği ve bu işlemin kişi veya kuruma yazılı olarak da bildirileceği düzenlenmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">01/04/2013 tarih ve 10379 Sayılı Makam Olur'u ile 2013/1 Sayılı Aktif İşgücü Hizmetleri Genelgesi yürürlüğe konulmuş, anılan Genelge'nin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinin ekinde yer alan Tip Sözleşme kullanılarak davacı şirket ile sözleşme ekinde yer alan katılımcılar arasında 02/02/2022 tarihinde &quot;Düz Dikiş Makinacı&quot;, 14/06/2022 tarihinde &quot;Konfeksiyon İşçisi&quot; mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözlemeleri imzalanmış, anılan sözleşmeler sırasıyla 03/02/2022 ve 14/06/2022 tarihlerinde Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından onaylanmıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">&quot;Düz Dikiş Makinacı&quot; ve &quot;Konfeksiyon İşçisi&quot; mesleklerine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin &quot;Taraflar&quot; başlıklı 1. maddesinde, sözleşmenin aşağıda bilgileri yer alan taraflarla İşbaşı Eğitim Programı düzenlemek amacıyla yapıldığı belirtilerek Katılımcı: Ekli Liste, İşveren: Cihan Ürkmez - İnovatif Tekstil İthalat İhracat Taşımacılık Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti., Kurum: Malatya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ibarelerine yer verilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">&quot;Konfeksiyon İşçisi&quot; mesleğine yönelik İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinde, işverenin görev ve sorumlulukları arasında, programın başlatılması ve devamı sırasında, programın ilgili mevzuata ve sözleşme hükümlerine uygunluğuna yönelik olarak il müdürlüğü tarafından alınan tedbirleri uygulamak ve gereğini yapmak, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmaya yer verilmiş; 7. maddesinde, katılımcının görev ve sorumlulukları arasında, programı düzenli olarak takip etmek, doktor raporu ile tevsik edilebilen en fazla 5 günlük sağlık izni dışında, devamsızlık süresi olarak toplam İşbaşı Eğitim Program süresinin 1/10'undan daha fazla devamsızlığı bulunmamak, program sırasında işyeri ile ilgili olarak edinilen ticari ve gizli bilgileri işyeri dışında başkaları ile paylaşmamak, fesih kararı alması halinde, fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmek, programa katılma şartlarını taşıdığı hususunda yazılı beyanname vermek, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan yürürlükteki mevzuatta yer alan diğer yükümlülüklere uygun davranmak, işsizlik ödeneği aldıkları süre boyunca işten ayrılma bildirgesinin tarafı olan iş yerinin bağlı olduğu vergi numarası altında yer alan işyerlerinde düzenlenen programlara katılmamaya yer verilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Sözleşmenin 8. maddesinde, &quot;(1) Kurum sözleşmenin tarafı olmayıp Kurumun görev ve sorumlulukları; (a) Katılımcılara İşbaşı Eğitim Programına katıldığı her bir fiili gün için Kurum Yönetim Kurulu tarafından belirlenmiş olan tutarda ödeme yapmak. (Ödemeler, aylık olarak banka/PTT hesabı üzerinden katılımcının doğrudan hesabına yapılır.) (b) İşveren ya da katılımcı tarafından yapılan itiraz ve şik&acirc;yetleri karara bağlamak. (c) Katılımcılar adına kısa vadeli sigorta kolları kapsamında iş kazası ve meslek hastalığı primleri SGK'ya ödemek. (d) Sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebilir ve bu durumda fesih kararını aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirir. (...)&quot; düzenlemesine yer verilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Sözleşmenin &quot;Sözleşmenin Sona Ermesi ve Feshi&quot; başlıklı 9. maddesinde, sözleşmenin feshedilebilmesi için durumun fesih kararı alan tarafça aynı gün içinde yazılı olarak ve gerekçeleriyle birlikte sözleşmenin diğer tarafına ve en geç üç işgünü içinde il müdürlüğüne bildirmesi gerektiği, fesih kararının il müdürlüğünce uygun görülmesi halinde fesih kararının alındığı tarih itibarıyla geçerlik kazanacağı ve bu tarih aralığında katılımcıya herhangi bir ödeme yapılmayacağı veya yapılmış ödemelerin feshe neden olan taraftan geri alınacağı, ayrıca il müdürlüğünün sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması, gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasının tespiti nedenleri ile sözleşmeyi feshedebileceği, bu durumda fesih kararının aynı gün içinde yazılı olarak taraflara bildirileceği düzenlenmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Sözleşmenin &quot;Yaptırımlar&quot; başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, &quot;İşverenin programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde program sonlandırılır, sözleşme kapsamında yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir ve söz konusu işveren bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz. Katılımcının programdan yararlanma şartlarını taşımadığının tespiti halinde ise katılımcının program ile ilişiği kesilir, katılımcıya ve katılımcı adına yapılan tüm ödemeler ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilir ve söz konusu katılımcı bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen kurs veya programlardan yirmi dört ay süreyle yararlandırılmaz.&quot; düzenlemesine yer verilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">&quot;Düz Dikiş Makinacı&quot; mesleğine yönelik Sözleşmenin &quot;Yaptırımlar&quot; başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, &quot;İşverenin veya katılımcının işbaşı eğitim programından yararlanma şartlarını taşımadıklarının tespiti halinde program sonlandırılır, program için yapılan ödemeler tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile yararlanma şartlarını taşımayan taraftan tahsil edilir ve ve ilgili taraf on iki ay süre ile Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamaz. (...)&quot; düzenlemesi yer almıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Yönetmelik kapsamında 24 ay süreyle işbaşı eğitim programı düzenlenmemesine ilişkin işlemin idari yaptırım niteliğinde olduğu ve bu işlemin sözleşmeden ayrılabilir mahiyette olduğundan bahisle anılan işlemin iptali istemiyle açılan dava, İdare Mahkemesince, özel hukuk sözleşmesine dayalı uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görev alanında bulunduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesince anılan karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Öncelikle, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğuna yönelik Uyuşmazlık Mahkemesi kararının, bakılan dava bakımından bağlayıcı olup olmadığının ortaya koyulması gerekmektedir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un &quot;Kararların bildirilmesi&quot; başlıklı 28. maddesinde, &quot;Uyuşmazlık Mahkemesi, vereceği bütün kararların sonuçlarını ilgili Başsavcı ve Başkanunsözcüsüne, görev uyuşmazlığının çözülmesi için kendisine başvuran yargı merciine, kararı beklemesi için yazı yazılmış bulunan yargı merciine veya mercilerine uyuşmazlığın çözülmesi için başvurmuş olan kişilere veya makamlara hemen tebliğ eder. İlgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler; mahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevlidirler. Gerekçeli kararın birer örneği de birinci fıkrada yazılı yerlere ve kişilere gönderilir.&quot; kuralı yer almıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Aktarılan Kanun maddesinden anlaşılacağı üzere Uyuşmazlık Mahkemesince verilen kararların yalnız aralarında görev uyuşmazlığı çıkan mahkemeler açısından bağlayıcı olduğu hususu gözetildiğinde, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilen İdare Mahkemesi'nin davanın görev yönünden reddi kararına dayanak oluşturan Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bakılan dava bakımından bağlayıcı olmadığı açıktır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Uyuşmazlığın hangi yargı yoluna tabi olduğuna gelince:</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Anayasa Mahkemesi kararlarında da irdelendiği üzere, Anayasa'da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay konu itibarıyla yetkili kılınmıştır. Bu ayrım uyarınca idarenin kamu gücü kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemleri idari yargı, özel hukuk alanına giren işlemleri de adli yargı denetimine tabi olacaktır. Bu durumda idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir hakkının bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Bununla birlikte, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. (AYM, E:2005/108, K:2006/35, 01/03/2006; E.2007/115, K.2009/80, 11/06/2009)</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Anayasa Mahkemesi'nin aktarılan kararları uyarınca, bir uyuşmazlığın adli veya idari yargıda görülmesi uyuşmazlığın niteliğine bağlı olarak anayasal ilkeler uyarınca belirlenmesini gerektirir. Bu belirleme, haklı nedenin ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından gerçekleştirilmiş olabilir. Aktarılan mevzuat irdelendiğinde, Türkiye İş Kurumunun işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların adli yargının görev alanına girdiğine dair açık bir yasa kuralına yer verilmediği görülmektedir. Bu tür bir belirlemenin kanun koyucu tarafından yapılmamış olması dava konusu işlemin niteliğini ortaya koymayı ve görevli yargı kolunun buna bağlı olarak belirlenmesini gerektirmektedir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda ele alınan kararlarında da vurgulandığı üzere, adli yargı ile idari yargı arasındaki görev ayrımı kaynağını Anayasa'dan almaktadır. Bu ayrım çerçevesinde, idari yargı fonksiyonu, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin Anayasa, kanunlar, bizzat idare tarafından yürürlüğe konulan birincil ve ikincil düzenlemeler ile bütün hukuk düzeninin kaynağını aldığı anayasal ilkelere dayalı olarak yerine getirilmesidir. Bu kapsamda idari yargı (adli yargıdan farklı olarak) idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin yerine getirilmesi ve kişilerin hak ve/veya menfaatlerinin korunması amacını iç içe geçmiş bir şekilde yerine getirmektedir. Bu noktada, idari yargının varlık sebebi, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi aracılığıyla Devletin Anayasa'da ifadesini bulan hukuk devleti niteliğinin sağlanmasını temin etmektir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Hukuk devleti ilkesiyle idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğu arasındaki ilişki iki yönlüdür. Birincisi Anayasa'dan başlayarak hukuk kurallarının yukarıdan aşağıya doğru, aşağıdaki kuralların üstündeki kurallara uygun olduğu tutarlı ve uyumlu bir hiyerarşi izlemesidir. İkincisi ise hukukun uygulanmasıyla ortaya çıkan bireysel idari işlem ve eylemlerin bir hiyerarşi oluşturarak Anayasa'ya doğru ilerleyen hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle, idari yargı, sadece iki taraf arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması aracı olmaktan çıkmakta ve hukuk kuralları arasındaki normatif hiyerarşinin ve bu kuralların uygulanmasının hukuka uygunluğunun yargısal denetimini hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak yerine getirmek suretiyle idarenin işlem ve eylemlerinde hukuka uygun davranılmasını sağlamaktadır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Adli yargı, esas olarak birbirine hukuki anlamda eşit veya denk olan bireyler veya hükmi kişilikler arasındaki hak temelli uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve yargıdan hukuki koruma talep edenlerin sübjektif haklarının korunmasını sağlar. Bu açıdan bakıldığında adli yargıdaki yargısal denetim, birtakım işlem ve/veya eylemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminden ziyade taraflar arasında geçerli olan hakkın kaynağının tespiti ve tarafların uyuşmazlık yaşadıkları hakların hangi miktar ve düzeyde hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesine yöneliktir ve bununla sınırlıdır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">İdari yargı ise idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimini yerine getirmek üzere kaynağını Anayasa'nın adli yargı ve idari yargı görev ayrımından alan temel bir yargı kolunu temsil ekmekte ve Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesini sağlama aracı rolünü yerine getirmektedir. Dolayısıyla adli yargının esas olarak iki tarafın üzerinde uzlaşamadıkları hakkın sahibine verilmesinin sağlanmasına yönelik temel kurgu idari işlemlerin yargısal denetimi söz konusu olduğunda idari yargı bakımından geçerli değildir. Zira idari işlemlerin yargısal denetiminde yargılanan, taraflar ve onların sübjektif hakları değil, idari işlemin kendisi ve onun hukuka uygun olup olmadığıdır. Bu nedenle idari yargıda, davanın taraflarının kişiliklerinden ziyade uyuşmazlık konusu işlemin idari işlem olup olmadığı önem taşır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">İdari yargıda, idari işlemin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminde, kamu yararının gerçekleştirilmesi adına tesis edilmesi gereken bir idari işlemin yine kamu yararının gerçekleştirilmesi adına hukuka uygunlukla sınırlı olarak yargı denetimine tabi tutulması söz konusudur. İdari yargının özelliği yargılamanın taraflarının kişiliklerinden soyutlanmış bir idari işlemin hukuka uygunluğunun yargılanmasını konu edinmesidir. Başka bir anlatımla, idari davalarda verilen kararlar öncelikle davacıların hak ve/veya menfaatlerinin belirlenmesine hizmet ederken aynı zamanda idarenin işlem ve eyleminin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi yapıldığından hukuki etkisi itibarıyla davanın taraflarından daha geniş kamusal sonuçları söz konusu olmaktadır. İdari yargıdaki uyuşmalıkların davanın taraflarını aşan hüküm ve sonuçlar doğurması, yargılama konusunun idari işlem olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, yargılamanın hak süjelerinin konumu bakımından iki taraflılığı mantığının hem adli hem de idari yargıda geçerli olması yargı kollarının sadece bir tercihe dayalı olarak değişebileceği şeklinde ele alınamaz.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">İdarenin hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanına giren işlem ve eylemleri söz konusu olabilir. Anayasa'dan kaynaklanan adli yargı idari yargı görev ayrımının bir sonucu olarak idarenin kamu hukukundan kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin idari yargıda; özel hukuk alanından kaynaklanan işlem ve eylemlerinin yargısal denetiminin ise adli yargıda yerine getirilmesi gerekir. Bu yalnızca adli yargı ve idari yargı görev ayrımının bir sonucu değil Anayasa'nın 37. maddesinde ifadesini bulan hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağına yönelik kanuni hakim güvencesinin de bir gereğidir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Yargı yolunun belirlenmesine yönelik inceleme, dava konusu işlemin dayandığı hukuksal ilişkinin bir özel hukuk ilişkisi veya kamu hukuku ilişkisi olup olmadığına göre belirlenir. İdari yargının görev alanına giren hukuksal ilişkiler özel hukuk ilişkilerinde rastlanmayan, özel hukuk ilişkilerinin kapsam ve sınırlarını aşan kamu hukuku ilişkileridir. Kamu hukuku ilişkilerine niteliğini veren en temel ölçütlerden biri işlemin bir kamu hizmetinin görülmesi kapsamında tesis edilmiş olmasıdır. Kamu hizmeti bizzat idare tarafından yerine getirilebileceği gibi idarenin yakın gözetim ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından da yerine getirilebilir. Kamu hizmetinin özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmesi bu hizmetin kamusal niteliğini ortadan kaldırmadığı için idarenin bu kapsamda tesis edeceği işlemler idari işlem olmaya devam edecektir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">İdari işlemler, idari makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukuki durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin &quot;idari makamlarca tesis edilmiş olma&quot;, &quot;tek yanlı olma&quot; ve &quot;icrailik niteliğini taşıma&quot; unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Öteden beri idare tarafından yerine getirilen meslek kazandırma ve istihdam düzeyini koruma faaliyeti günümüzde idarenin yakın gözetimi ve denetimi altında özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmektedir. Özel hukuk kişilerinin söz konusu meslek eğitimi verme yetkileri idare ile kurulan kamu hukuku ilişkisinin bir sonucudur. Dolayısıyla idare meslek kazandırmaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin (işbaşı eğitim programının) usulüne uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini sürekli olarak kontrol etmekte ve Kanunun ve ikincil düzenlemelerin kendisine verdiği denetim yetkilerini mahiyetinde saklı tutmaktadır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Somut olayda, işbaşı eğitim programının özel hukuk kişisi olan davacı şirket tarafından tertip edilmesi, idarenin davacıyı bu amaçla yetkilendirmesinden kaynaklanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, özel hukuk kişilerinin mesleki deneyim edindirme kurslarını tertip etmesi ile sağlanan hizmetin karşılığı hizmeti alan bireylerin (katılımcıların) kişisel gelirlerinden değil kamu bütçesinden karşılanmaktadır. Bu açıdan davalı idare ile davacı özel hukuk kişisi arasındaki hukuksal ilişki, özel hukuk alanında meydana gelen sıradan bir özel hukuk ilişkisi olarak nitelendirilemez.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">İdarenin işbaşı eğitim programlarının nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Yönetmeliğin 43. maddesinde, sözleşmenin içeriği, şekli ve şartlarının Kurum tarafından belirleneceği ve işveren ile katılımcı arasında (idare ile işveren arasında değil) imzalanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla davalı idare sözleşmenin tarafı değildir ancak meslek kazandırma ve istihdam düzeyini korumaya yönelik kamu hizmeti faaliyetinin nihai sorumlusu olduğu için işbaşı eğitim programı sözleşmesinin onay mercidir. Bu husus Yönetmeliğin 43. maddesinde, &quot;işbaşı eğitim programı sözleşmesinin Kurum yönünden hüküm ifade etmesi il müdürlüğünün onayına bağlıdır.&quot; şeklinde ifade edilmiştir.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">İdarenin Sözleşmedeki hukuki durumuna yönelik aktarılan Yönetmelik düzenlemesinin bir sonucu olarak Sözleşmenin 8. maddesinde, Kurumun sözleşmenin tarafı olmadığı açıkça vurgulanmıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Davalı idarenin işbaşı eğitim programları düzenlenmesine yönelik kamu hizmetinin nihai sorumlusu olmasının bir yansıması olarak Sözleşmenin 9. maddesinde, fesih kararının geçerlilik kazanması, feshin, il müdürlüğünce uygun görülmesi koşuluna bağlanmıştır. Ayrıca sözleşmenin tarafları olan işveren ve katılımcılar dışında il müdürlüğüne de sözleşmede belirtilen hususlara uyulmaması ile gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi hallerinde sözleşmeyi feshetme yetkisi verilmiştir. Başka bir anlatımla, idare, sözleşmenin tarafı olmamasına karşın belirli koşulların oluşması halinde sözleşmeyi feshetmeye yönelik kamu gücüyle donatılmıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Davalı idarece tesis edilen &quot;davacı şirketin 24 ay süreyle Yönetmelik kapsamında kurs programı düzenlememesine&quot; ilişkin dava konusu işlem, katılımcılar ile davacı şirketin tarafı olduğu İşbaşı Eğitim Programı Tip Sözleşmesinin tarafı olmayan davalı idarece kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı olarak tesis edilmiş idari yaptırım niteliğinde bir idari işlem olduğundan, anılan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararının 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,</span></p>
<br />
<p dir="ltr" style="line-height:1.38;text-align: justify;margin-top:0pt;margin-bottom:0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Georgia, serif; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; vertical-align: baseline; white-space-collapse: preserve;">3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
</span>
							<hr><span class="post-meta-comments"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=https://ahmetcan.av.tr/blog-detay.asp?id=440"><i class="fab fa-facebook-f"></i>Paylaş</a></span>
							<br><span class="post-meta-comments"><a href="https://twitter.com/share" target="_blank" data-url="https://ahmetcan.av.tr/blog-detay.asp?id=440"  data-lang="tr" ><i class="fab fa-twitter"></i>Paylaş</a></a>

							</div>  
							<div class="col-lg-3">
							<div class="widget widget-tags">
                            <div class="tags">
							 <a href="blog.asp?tur=30">İş Hukuku</a>
							
                            </div>
							</div>                              
							</div>
						</div>

                </div>   
            </div>
        </section>	 
	
        <!-- Footer -->


<footer id="footer">
            <div class="footer-content">
                <div class="container">
                    <div class="row" style="background-image: url('images/world-map-dark.png'); background-position: 50% 20px; background-repeat: repeat-x">
						<div class="col-md-4">
                            <iframe src="https://www.google.com/maps/embed?pb=!1m18!1m12!1m3!1d3058.932544598385!2d32.81563013548025!3d39.94289850359378!2m3!1f0!2f0!3f0!3m2!1i1024!2i768!4f13.1!3m3!1m2!1s0x14d34ece33f2597d%3A0x8ccf88ba7b27f21c!2sPak%20Law%20Firm%20%26%20Consultancy!5e0!3m2!1str!2str!4v1735930534351!5m2!1str!2str" width="100%" height="450" style="border:0;" allowfullscreen="" loading="lazy" referrerpolicy="no-referrer-when-downgrade"></iframe>
                        </div>
                        <div class="col-md-4">
                            <div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="fas fa-map-marker-alt"></i></a>
                                </div>
                                <h3>Adres</h3>
                                <p><strong></strong>Gazi Mah. Erturan Sok. No:5 Yenimahalle, Ankara
                                <hr></p>
								
                            </div>
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-phone"></i></a>
                                </div>
                                <h3>İletişim</h3>
                                <p><strong>Tel:&nbsp;</strong><a href="tel:+905324091885">+905324091885</a>
								<br><strong>Faks:&nbsp;</strong><a href="tel:"></a>
                                    <br><strong>E-Posta:&nbsp;</strong><a href="mailto:ahmetcan@ahmetcan.av.tr">ahmetcan@ahmetcan.av.tr</a> 
                                    <hr>
                                </p>
                            </div>
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-clock"></i></a>
                                </div>
                                <h3>Çalışma Gün / Saatleri</h3>
                                <p><strong>Hafta İçi</strong>
                                    <br>09:00 - 17:00</p>
                                <p><strong>Cumartesi</strong>
                                    <br></p>
                            </div>
                        </div>
						<div class="col-md-4">
                                    <div class="widget">
                                        <div class="widget-title">Yönergeler</div>
                                        <ul class="list">

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=&id=262">Çerez politikası</a></li>

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=&id=273">Gizlilik Politikası</a></li>
 
                                        </ul>
                                    </div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
            <div class="copyright-content">
                <div class="container">
                    <div class="row">
                        <div class="col-lg-6">
                            <!-- Social icons -->
                            <div class="social-icons social-icons-colored float-left">
                                <ul>
			<li class="social-facebook"><a target="_blank" href="https://www.facebook.com/AvukatAhmetCan"><i class="fab fa-facebook-f"></i></a></li><li class="social-twitter"><a target="_blank" href="https://twitter.com/ahmetcan_av"><i class="fab fa-twitter"></i></a></li><li class="social-linkedin"><a target="_blank" href="https://www.linkedin.com/in/avukatahmetcan/"><i class="fab fa-linkedin"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/9khoJuUnC292h1n59g_st=com.google.maps.preview.copy"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/+905324091885"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
		
								</ul>
                            </div>
                            <!-- end: Social icons -->
                        </div>
                        <div class="col-lg-6">
                            <div class="copyright-text text-center">&copy; 2023 ahmetcan.av.tr</div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </footer>
	        
        <!-- end: Footer -->
		
    </div>
    <!-- end: Body Inner -->
    <!-- Scroll top -->
    <a id="scrollTop"><i class="icon-chevron-up"></i><i class="icon-chevron-up"></i></a>
    <!--Plugins-->
    <script src="js/jquery.js"></script>
    <script src="js/plugins.js"></script>
    <!--Template functions-->
    <script src="js/functions.js"></script>

</body>

</html>