Sgk İşten Ayrılış Kodunun Düzeltilmesine Yönelik Tespit Davası


Bazı işverenler işçiyi işten çıkardıklarında, gerçek durumun aksine, işten ayrılma bildirgesinde, işten ayrılış kodunun kod 29 (İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) olarak gösterdiğinde işçi, gerçek durumu ortaya çıkarana kadar işsizlik ödeneğinden faydalanamamaktadır.

Bunun için işçi genellikle işçilik alacakları için dava açmakta, açılan dava sonucuna göre gerçek durum işçilik alacakları davasında ortaya çıkmaktadır. Daha sonra, işten ayrılış kodunun düzeltilmesi ve işsizlik maaşı alınması için bu mahkeme kararının işçi tarafından İŞKUR'a sunulması yeterli olmaktadır. Demek ki, işçi, kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne ilişkin kesinleşmiş bu mahkeme kararını İŞKUR'a sunarak işşizlik ödeneğinden yararlandırılmasını talep edebilir.

Ancak, işçi işçilik alacakları davası açmadığında bir mahkeme kararı olmadan gerçeğe aykırı bu durum İŞKUR tarafından düzeltilmemektedir. Peki işçinin işçilik alacakları davasından başka bir dava hakkı yok mudur? Vardır, o da tespit davası açmaktır. Tabi, bu tespit davasını açabilmesi için işçilik alacakları davası açmamış olması gerekir. Aksi halde, işçinin elinde işçilik alacaklarına dair bir mahkeme kararı varken İŞKUR'a başvurmak yerine tespit davasını açmasında hukuki yararı olmadığına karar verilir ve dava reddedilir. Çünkü, işveren tarafından SGK'ya bildirilen işten ayrılış kodunun düzeltilmesine ilişkin tespit davalarında güncel hukuki yararın varlığı, her somut olayın özelliğine göre ve dava dilekçesindeki talep dikkate alınarak mahkeme tarafından tespit edilir.

İş Hukukunda tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilâmın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. İş Hukukunda tespit davalarının görülebilmesi için dava açanın güncel hukuki yararın bulunması gerekir.[1]

Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir.[2]

Hukuki yararının bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilir. [3]

Görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek konular için ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur. Aynı şekilde eda davası açılabilecek hâllerde tespit davası açılmasında hukuki yarar yoktur.[4]

İşten ayrılış kodunun hatalı bildirilmesi nedeniyle işsizlik ödeneğinden yararlanamadığı iddiasıyla açılan bir tespit davasında, dava tarihi itibarıyla feshin değerlendirileceği ya da değerlendirildiği bir başka dava bulunmakta ise bu davanın kesinleşmiş olup olmaması önem arz etmeksizin artık tespit davası açılmasında güncel bir hukuki yararın varlığından söz edilemez. [5]

Belirtilen kapsamda bir davanın bulunmaması hâlinde ise işten ayrılış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespiti, feshin değerlendirilmesini gerektireceğinden açılan tespit davasında güncel bir hukuki yararın var olduğu kabul edilir.

İşten ayrılış kodunun düzeltilmesine yönelik tespit davalarının yasal muhatabı işverendir. SGK ya da İŞKUR'a husumet yöneltilemez.

Netice itibariyle, işten ayrılma bildirgesinde, işten ayrılış kodunun kod 29 (İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) olarak gösterdiğinde işçi, gerçek durumu ortaya çıkarana kadar işsizlik ödeneğinden faydalanamayacağından önünde iki yol vardır, ya işçilik alacakları niteliğindeki eda davası açacak ya da Sgk işten ayrılış kodunun düzeltilmesine yönelik bir  tespit davası açacaktır. Her iki davanın birlikte açılması tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine neden olacaktır. Ancak, her halükarda, açılacak bu davalardan biriyle işçi kesinleşen mahkeme kararını İŞKUR’a sunduğunda Sgk İşten Ayrılış Kodunu düzeltilecek ve işsizlik maaşı alınabilecektir.

Konuya ilişkin güncel bir karar aşağıdadır:

Yargıtay 9.HD. 2022/8185 E., 2022/10424 K. 26.09.2022 T.

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı asılın davalı bünyesinde katma değerli hizmetler planlama sorumlusu olarak 19.07.2006-19.01.2018 tarihleri arasında çalıştığını, ... sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedilmesine karşın işten ayrılma bildirgesinde işten ayrılış kodunun Kod 29 (İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) olarak belirtildiğini, bu nedenle davacının işsizlik ödeneğinden yararlanamadığını, davalı işveren aleyhine açılmış olan dava sonucunda davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığını, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesinin 2019/1170 Esas, 2019/1942 Karar sayılı kararının 18.12.2019 tarihinde kesinleştiğini, ... Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) merkezine yapılan kod düzeltme başvurusu ekinde ilgili mahkeme kararının sunulduğunu; ancak kod düzeltilmesi için işverenin başvurması gerektiği belirtilerek talebin reddedildiğini, davalı ... AŞ’nin kod düzeltmesi için başvuru yapmaya olumsuz yaklaştığını, davalı işverenin hatalı kod bildirmesi sebebiyle davacının maddi açıdan zarara uğradığını ileri sürerek işten çıkış kodunun düzeltilmesini ve belirsiz süreli ... sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi olarak değiştirilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının ... sözleşmesinin müvekkili Şirket tarafından 19.01.2018 tarihinde haklı nedenle sona erdirildiğini, bahse konu fesih işleminin akabinde davacı tarafından müvekkili Şirket aleyhine açılmış olan dava ile kıdem ve ihbar tazminatı talep edildiğini, yargılama sonunda davacının davasının kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, tesis edilen karar gereği davacı tarafça talep edilen işsizlik ödeneği başvurusunun yasal muhatabının ... ... Kurumu (İŞKUR) olduğunu, müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, davacının işten ayrılış sebebinde ve bildirilen işten ayrılış kodunda bir hata olması hâlinde bu hatanın düzeltilmesi için işveren tarafından müvekkili Kuruma verilecek dilekçe ve belgeleriyle talepte bulunulması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı Şirket aleyhine açmış olduğu dava sonunda davacıya kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesine karar verildiği, kararın kesinleşmiş olduğunun anlaşılmasına göre söz konusu karar uyarınca SGK'ya bildirilen işten ayrılış kodunun geçerliliğinin kalmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilerek davalı Şirket tarafından davalı SGK'ya 19.01.2018 tarihli kod (26) olarak bildirilen işten ayrılış bildirgesinin iptali ile işten ayrılış kodunun (04) olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davalı Şirket vekili; işsizlik ödeneğine bağlı taleplerin muhatabının dava dışı ... ... Kurumu olduğundan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca mevzuat kapsamında davacının işsizlik ödeneği talebini ... taraflı başvurusuyla sonuçlandırabileceğini, ayrı bir dava açılmasına gerek bulunmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle de usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince davacının işten çıkış kodunun değiştirilmesi talebinden hangi davalının hangi gerekçe ile sorumlu olduğunun ve kodun ne şekilde düzeltileceğinin belirtilmediğini, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

2. Davalı SGK vekili; davacının eda davası açabileceği durumda tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davanın bu nedenle usulden reddedilmesi gerektiğini, işten ayrılış kodlarının işveren tarafından müvekkili Kuruma bildirildiğini, söz konusu bildirimin hatalı olup olmamasından müvekkili Kurumun bir sorumluluğu bulunmadığını, Kuruma husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işten ayrılış bildirgelerinde çıkış kodlarının doğru gösterilmesinin; işçinin bir kısım tazminatları alıp alamayacağında, işsizlik sigortasından faydalanıp faydalanamayacağında, yapılan ... başvurularında olumlu olumsuz kanaat oluşturulmasında ve doğru istatistiğin oluşturulmasında belirleyici olduğu, bu nedenlerle işten çıkış kodunun düzeltilmesi talebinde davacı tarafın hukuki menfaatinin bulunduğu, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 25 nci maddesine göre SGK'nın çıkış kodlarında değişiklik yapma yetkisi bulunduğundan SGK'nın davalı olarak gösterilmesinde hata bulunmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatı istemi ile davalı Şirket aleyhine açmış olduğu dava sonunda davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının işten çıkış kodunun (04) olarak düzeltilmesinde bir hata bulunmadığı gerekçeleriyle davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı Şirket vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

2. Davalı SGK vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, SGK işten ayrılış bildirgesinde yer alan işten çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin tespit isteminde davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri.

2. 6100 sayılı Kanun'un 106, 114 ve 115 inci maddeleri.

3. Yönetmelik'in 25 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

" (1) Sigortalılığın sona ermesine ilişkin bildirimler, Kanunun 4 üncü maddesi birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olanlar için Ek-5, (c) bendine tabi olanlar için ise Ek-5/A’da bulunan sigortalı işten ayrılış bildirgesiyle sigortalılığın sona ermesini takip eden on gün içinde e-sigorta ile yapılır. (Ek cümleler:RG-18/8/2021-31572) Sigortalı işten ayrılış bildirgesi Ek-5 ve Ek-5/A’nın açıklamalar bölümündeki işten ayrılış ve eksik gün nedenlerine ilişkin kodları belirlemeye ve bu kodlarda değişiklik yapmaya Kurum yetkilidir. Söz konusu düzenlemeler işverenlere Kurumca duyurulur."

4. 2020/1 sayılı Pasif İşgücü Hizmetleri Genelgesi'nin (Genelge) "A) İşsiz Ödeneği" başlığı altında düzenlenen (3.6) maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

" Sigortalı işsizlerin mahkeme kararı ile birlikte Kurumumuza başvurmaları halinde aşağıda belirtildiği üzere işlem yapılmalıdır.

a. Sigortalı işsizin işveren aleyhine açmış olduğu, Kurumumuzun taraf olmadığı davanın işçi lehine sonuçlanması halinde,

1. Mahkeme kararında; ihbar ve/veya kıdem tazminatına hükmedilmiş veya 4447/51 inci madde kapsamında fesih işleminin yapıldığı yönünde bir ifadeye yer verilmiş olması halinde yasa kapsamında fesih işlemi yapıldığı kabul edilir ve diğer koşulları sağlayanlar İS hizmetlerinden yararlandırılır.

2. Mahkeme kararı kesinleşmiş olmalıdır. Mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediği; ilgili mahkeme tarafından karara eklenen kesinleşme ibaresi veya yasal süresinde temyiz edilmediğine dair bir yazıdan anlaşılmaktadır."

3. Değerlendirme

1.Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilâmın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması gerekir.

2. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir.

3. Görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek konular için ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur. Aynı şekilde eda davası açılabilecek hâllerde tespit davası açılmasında hukuki yarar yoktur.

4. İşveren tarafından SGK'ya bildirilen işten ayrılış kodunun düzeltilmesine ilişkin tespit davalarında güncel hukuki yararın varlığı, her somut olayın özelliğine göre ve dava dilekçesindeki talep dikkate alınarak tespit edilmelidir. Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde; işten ayrılma bildirgesinde, işten ayrılış kodunun Kod 29 (İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) olarak gösterilmesi nedeniyle davacının işsizlik ödeneğinden yararlanamadığı iddia edilmiştir. Dolayısıyla güncel hukuki yararın var olup olmadığı, iddia kapsamında yapılacak değerlendirmeye göre belirlenmelidir.

5. İlâmın İlgili Hukuk bölümünün (4) numaralı paragrafında yer verilen Genelge maddesinde; İŞKUR'un taraf olmadığı bir davanın işçi lehine sonuçlanması hâlinde mahkeme kararında, ihbar ve/veya kıdem tazminatına hükmedilmiş veya 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun "İşşizlik ödeneğine hak kazanmanın şartları" kenar başlıklı 51 inci maddesi kapsamında fesih işlemi yapıldığı yönünde bir ifadeye yer verilmiş ise işsizlik ödeneğinden yararlanılabilecek bir fesih işlemi yapıldığının kabul edileceği ve diğer koşulları sağlayanların işsizlik ödeneğinden yararlanacağı düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre belirtilen kapsamda bir mahkeme kararının işçi tarafından İŞKUR'a sunulması yeterlidir. O hâlde işten ayrılış kodunun hatalı bildirilmesi nedeniyle işsizlik ödeneğinden yararlanamadığı iddiasıyla açılan bir tespit davasında, dava tarihi itibarıyla feshin değerlendirileceği ya da değerlendirildiği bir başka dava bulunmakta ise bu davanın kesinleşmiş olup olmaması önem arz etmeksizin artık tespit davası açılmasında güncel bir hukuki yararın varlığından söz edilemez. Belirtilen kapsamda bir davanın bulunmaması hâlinde ise işten ayrılış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespiti, feshin değerlendirilmesini gerektireceğinden açılan tespit davasında güncel bir hukuki yararın var olduğu kabul edilmelidir.

6. Somut uyuşmazlık bu bağlamda değerlendirildiğinde; davalı işveren aleyhine açılmış olan alacak davası sonucunda ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 18.12.2019 tarihli ve 2019/1170 Esas, 2019/1942 Karar sayılı kararı ile davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı kesin olarak hüküm altına alınmıştır. Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne ilişkin kesinleşmiş bu mahkeme kararını İŞKUR'a sunarak işşizlik ödeneğinden yararlandırılmasını talep edebilir. Şu hâlde davacının İŞKUR'a başvurmak yerine işbu tespit davasını açmasında hukuki yararı bulunmadığından işveren yönünden açılan davanın, hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir.

7. Ayrıca belirtmek gerekir ki işten ayrılış kodunun düzeltilmesine yönelik tespit davalarının yasal muhatabı işveren olup SGK ya da İŞKUR'a husumet yöneltilmesi doğru değildir. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde, ilâmın İlgili Hukuk bölümünün (3) numaralı paragrafında yer verilen Yönetmelik'in 25 inci maddesine atıfla SGK'ya husumet yöneltilebileceği kabul edilmiş ise de bu madde, SGK'nın işten çıkış ve/veya işten çıkarılış durumlarında hangi bildirim kodunun uygulanacağına ilişkin düzenleme yapma yetkisini ifade etmektedir. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince sözü edilen madde hükmüne atıfla SGK'ya husumet yöneltilebileceğinin kabul edilmesi isabetsizdir. Davalı SGK'ya yönelik davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir.

8. Hâl böyle olunca davalı işverene yönelik açılan davanın hukuki yarar yokluğundan, davalı SGK'ya yönelik açılan davanın ise husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabul edilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ...'ne iadesine, 26.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


[1] Yargıtay 9. Hd. E. 2022/7760, K. 2022/10709, T. 28.9.2022

[2] Yargıtay 9.Hd. E. 2022/6771, K. 2022/8224, T. 23.6.2022,

[3] Yargıtay 9.Hd. E. 2022/17640, K. 2023/40, T. 9.1.2023

[4] Yargıtay 3. Hd. E. 2022/2036, K. 2022/3660, T. 18.4.2022

[5]Yargıtay 9.HD. 2022/8185 E., 2022/10424 K. 26.09.2022 T.